Etiket arşivi: bebek

1 yaş bebekleri neler yapabilir

Yeni Doğan İçin İhtiyaç Listesi

    Yeni Doğan bebek İçin İhtiyaç Listesi

     Tüm anne adaylarının sorduğu soru aynı: Bebeğim doğmadan önce hazır etmem gereken malzemeler neler?

O muhteşem varlığa kavuştuktan sonra, hastaneden eve geldiğinizde en çok neye ihtiyacınız olacak?

İşte sizin için yararlı bir liste:

Bebeğiniz İçin İhtiyaç Listesi

Bebeğiniz İçin İhtiyaç Listesi

 Bunları hazır etmenizde büyük fayda var.

· Hastane Çıkış Seti

· Çocuk Odası:

Buhar Makinası

Bebek Telsizi

Beşik

Şilte

Yatak kenarlıkları – korumalar

Gardrop

Alt Değiştirme Masası

Alt Değiştirme Örtüsü

Çarşaf

Penye Battaniye

· Hijyen:

Bebek küveti

Küvet Filesi (sırt destekli)

Burun Aspiratörü

Popo Yıkama Küveti

Maşrapa

Tülbent

Bebek Bezi

Havlu/Bornoz

Bebek Deterjanı

Bebek Yumuşatıcısı

Tırnak Makası

Bebek Şampuanı

Bebek Sabunu

Bebek Yağı

Nemlendirici

Pişik Kremi

Pudra

Pamuk (bebek için özel)

Kulak Çubuğu

Konak Tarağı

Göbek Bağı Bandı

Bebek Giysisi Yıkama Torbası

Banyo Termometresi

Banyo Süngeri

Ateş için Termometre

· Beslenme:

Sterilizatör

Elektrikli Süt Pompası

Süt Saklama Poşetleri

Biberon

Biberon Fırçası

Göğüs Pedleri

Göğüs Ucu Kremi

Emzirme Sutyeni

Emzirme Yastığı

Emzik

Emzik Kutusu

Emzik Zinciri

Islak Mendil

Yağlı Islak Mendil

Omuz Bezi

Cam Rende

Diş Kaşıyıcı

Önlük

· Diğer:

Bebek Malzeme Çantası

Kanguru

Bebek Arabası

Araç koltuğu (Ana Kucağı)

Mama Sandalyesi

Oyun Parkı (Park Yatak)

Baston Araba

Elbise Askısı

Müzikli ve renkli oyuncaklar

 

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan Anne Adaylarına Altın Değerinde Öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

     Çalışan anne adaylarının, hamilelik sürecini en rahat ve en sağlıklı şekilde geçirebilmeleri için bu önerilere mutlaka ve mutlaka dikkat etmeleri gerekli.

Hızlı ve yüksek tempolu, çok yorucu bir işi olmayan anne adayları, gebeliklerinin son haftalarına kadar rahatlıkla çalışabilir. Ancak çalışma zamanı ve şekli mutlaka kendilerini takip eden doktorları tarafından değerlendirilmelidir.

Kadın Hastalıkları, doğum ve tüp bebek uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, hamilelik sürecini sağlıklı geçirebilmeleri için çalışan anne adaylarına önerilerde bulundu:

     Kahvaltıyı es geçmeyin
Çalışan anne adayları en düzensiz beslenen grubu oluşturur. Bunun nedeni sabah alelacele bir şeyler atıştırılarak güne başlanması, öğlen ofiste çıkan yemeğin isteğe göre değiştirilememesi ve istenmeyen yemeği yemek yerine yine başka şeylerle öğünün geçiştirilmesi ve akşama yorgun argın eve gelindiğinde yine acelece yemek pişirilmesidir.
Haftada sadece bir gün yapılan pazar kahvaltıları da dengesiz beslenmeye katkıda bulunur. Bunun çözümüyse sabah daha erken kalkıp dengeli bir kahvaltı yapmak, öğle yemeğini evden götürmek ve akşam yemeği için de aileden destek istemek olabilir.

             Çekmecenizde fındık ve ceviz bulundurun

Sağlıklı ve kaliteli bir gebelik dönemi geçirebilmek için özellikle çalışan anne adayları beslenme alışkanlıklarını tekrar gözden geçirmelidirler. Temel besin maddeleri olan et, yumurta, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri, sebze-meyve ve tahıllardan yeterli miktarda alınmalı, şeker ve yağ dengesi iyi ayarlanmalıdır. Şeker ve yağ miktarı yüksek gıdalar, besleyici özellikleri düşük ve kalorileri çok yüksek gıdalar olduğu için sınırlı ölçüde tüketilmesi gerekir. Fındık ve ceviz gibi kuru yemişler de yüksek kalorili olmamaları ve antioksidan etkileri nedeniyle iş ortamında sınırlı olmak üzere tüketilebilir.

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

          Çay tüketimini sınırlandırın

Anne olacakların günlük kalori ihtiyaçları diğer kadınlara oranla 300 kalori daha fazladır. Kadınların normal beslenme düzenlerine hamilelikle birlikte 20 gram protein, 20 miligram demir ve 500 miligram kalsiyum eklenmelidir. Üç ana üç ara öğün olmak üzere en az 6 öğün beslenilmelidir. Sıvı gıdaları ve özellikle suyu (günde 2 litre) gebelik öncesine oranla daha fazla tüketmek gereklidir. Kahve ve çayın günde 2 fincandan daha fazla tüketilmemesi önerilir. Ara öğünlerde lifli ve kepekli besinler sindirim sistemi için faydalı olacaktır. Ara öğünlerde havuç, elma gibi meyve ve sebzeler rahatlıkla tüketilebilir. Doğal meyve suları da başka bir alternatif olabilir. Yine bu ara öğünler için süt, süt ürünleri ve sütlü tatlılar da rahatlıkla tüketilebilir.

     Ayakkabı seçiminize dikkat edin

Anne adayları için  iş ve günlük hayatlarında vücuda oturmayan, rahat hareket etmelerini sağlayacak hafif ve bol kıyafetler tercih etmelidir. Özellikle terlemeyi artıran sentetik kumaşlar yerine daha sağlıklı olan pamuklu kumaşlar tercih edilmelidir. İç çamaşırlarında da buna dikkat etmeliler. Bu dönemde ayakkabı seçimi de oldukça önem taşır. Babet gibi topuksuz veya yüksek topuklu ayakkabılar sıklıkla bel ağrılarına sebep olabileceğinden alçak topuklu ayakkabılar anne adayının çalışma ortamındaki rahatı için daha doğru olacaktır.

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

     2 saatte bir 10 dakika mola verin

Anne olacakların çalışma ortamının aydınlık ve iyi havalandırılmış olması çok önemlidir. Direkt klimaya maruz kalmayan bir bölümde rahat bir koltuğun olduğu ve dirseklerin 90 derecede durabileceği yükseklikteki masalar kullanılmalıdır. Uzun süre dinlenmeden çalışmak kaslarda ağrıya ve dolaşım sisteminde bazı problemlere yol açabilir. Belli aralıklarla verilecek molalarda basit kol, bacak ve boyun hareketleri faydalı olur. Sürekli oturarak çalışan anne adaylarının 2 saatte bir kalkıp 10 dakika ofis içinde dolaşmaları, dolaşım sistemlerini rahatlatmaları açısından önemlidir. Mümkünse işe servisle gidip gelmek, öğle saatlerini ‘şekerleme’ yapmak için kullanmak, işini bir an önce bitirip geri kalan zamanını istirahat için harcamak veya işyerinden erken çıkma seçeneğini kullanmak da anne adayı için çözüm olabilir.

    Araba kullanmayın servise binin

İş yerine servis, toplu ulaşım araçları veya eşiniz tarafından kullanılan özel araçla gitmek en idealidir. Aracı kendiniz kullanıyorsanız emniyet kemeri kullanımına özen göstermelisiniz. Tansiyon ve kan şekeri düşme eğiliminin ortaya çıktığı durumlarda araç kullanılması önerilmez. Hamileliğin ikinci yarısından sonra anne adaylarının araç kullanımında daha yavaş seyreden trafikleri tercih etmeleri önemlidir. 32’nci haftadan sonra kısa mesafeler hariç anne adayının araç kullanması istenmez.

     Akşamları ılık duş alın

Çalışan anne adayları  için  günün önemli bir kısmını ayakta geçiren hamileler, evde ayaklarını ve bacaklarını yüksek bir noktaya kaldırarak dinlenmelidirler. İş sonrası evde basit yürüyüş veya temel egzersiz hareketleri ile toplar damarlardaki kan akışını düzenleyecek hareketler yapmaları önerilir. Haftada 2-3 kez yüzme, her gün en az 20 dakikalık tempolu yürüyüşler ya da germe-gevşeme egzersizleri; hem anne adayının kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, hem de doğuma iyi bir hazırlık olmaktadır. Gece yatmadan alınan ılık bir duş; anne adayını rahatlatarak düzenli bir uykuya geçişi sağlar.

Çocuk sahibi olmanın maliyeti ne kadar

Çocuk Sahibi Olmanın Maliyeti Ne Kadar?

      Hamilelik dönemi, doğum ve doğumdan sonra ne tür masraflar çıkar ve bunların maliyetleri nelerdir?

Çocuk Sahibi Olmanın Maliyeti Ne Kadar?

Çocuk Sahibi Olmanın Maliyeti Ne Kadar?

Çocuk sahibi olmanın maliyeti ne kadar diye sorulduğunda dünyanın en güzel duygusu olmasının ve maneviyatı en yüksek hissi, evet…
Ancak çocuk sahibi olmaya karar verilmeden önce onun sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişmesi, hayata adapte olabilmesi için çocuk sahibi olmanın maliyeti nide düşünmek gerekiyor.

Siz de çocuk sahibi olmak istiyor, ancak kenardaki paranızın yeterli olmadığından şüphe ediyorsanız işte size kabaca hesapla bebek sahibi olmanın maliyetleri…

     Hamilelik dönemi masrafları

Hamilelik döneminde ve bebek doğduktan sonra gerekli olabilecek ihtiyaçları yavaş yavaş tamamlayabilirsiniz. Bebeğiniz ilk doğduğunda kullanacağınız kıyafetleri ve emzirme sütyeni, göğüs pedi gibi malzemeleri hamilelikte almanızı öneririz. Bu tür ihtiyaçlar için pahalı markalar tercih etmediğiniz sürece 500-1500 TL arasında bir bütçe yeterli olacaktır.

Bu giderlerin haricinde doktor randevularının ve yaptırılacak testlerin ücretleri de söz konusu olabiliyor.

    Doğum masrafları

Devlet hastanelerinde anne adayının sağlık masrafları SGK tarafından karşılanmaktadır. Ancak özel hastanelerde doğum yapıldığında hastaneye göre fiyatlar çok büyük farklılık göstermektedir.

Özel hastanelerde normal doğum fiyatları, hastanenin SGK anlaşması olup olmamasına da bağlıdır. Özel hastanede kaldığınız süre de doğum için ödeyeceğiniz fiyatları etkilemektedir. Genel olarak normal doğum fiyatları SGK anlaşmalı hastanelerde 500 ile 4000 TL arasında değişmektedir.

Sezaryen söz konusu olduğunda ise yaygın görüşün aksine çok fazla fiyat farkı artmamaktadır. SGK anlaşmalı özel hastanelerde sezaryen ücretleri yine hastaneye göre 750 ile 4500 TL arasında değişmektedir.

Sık tercih edilen epidural anestezi fiyatı doğum ücretinin üzerine eklenmektedir. Genel olarak hastaneye göre 300 ile 1000 TL arasında bir fiyat eklenmesi söz konusudur denebilir.

Devlet hastanesinde gidilen muayeneler için muayene başına 8 TL civarında bir tutar maaşınızdan kesilmektedir. Sık aralıklarla gidilen her muayeneden de ücret alınmamaktadır.

SGK anlaşmalı özel hastanelerdeki muayenelerin ücretlerinin bir kısmı SGK tarafından karşılanırken bir kısmı da hasta tarafından fark yatırılarak ödenmektedir.

     Doğum sonrası masrafları

Çocuklar dünyaya geldikden sonraki maliyetler yine seçilen ürünlerin markasına göre değişiklik gösteriyor. Doğumdan sonraki 12 ay içerisinde alınması gereken malzemelerin toplam ücreti 4 bin TL’den başlıyor. Daha kaliteli ve markalı ürünler tercih edilirse bu fiyat 15 bin liraya kadar çıkıyor.

Bu ücretlere doktor randevuları da hesaplanarak eklenmelidir. Söz konusu olabilecek acil durumlar için de mutlaka bir birikim hesabı oluşturulmalıdır.

Dikkat: Fiyatlar ortalama ücretlerdir ve sadece fikir olması amacıyla paylaşılmıştır. SGK anlaşması olmayan hastaneler için geçerli değildir.

Doğum çantası nasıl hazırlanır

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

    Doğum çantası nasıl hazırlanır?
  Doğum çantasında alması gerekenler nelerdir?

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

Bebeğinizi kucağınıza alacağınız o özel günde yanınızda bulundurduğunuz doğum çantası hayat kurtarıcıdır. İşte doğum çantanızda bulundurmanız gerekenler kısaca şöyle sıralanabilinir,

Bebek sahibi olmak için gün sayan anne adayının hastahaneye gitmeden önce hazırladığı çanta hayat kurtarıcı nitelikte olmalı. Peki, doğum çantası nasıl hazırlanır? Doğum çantasının içinde neler olmalı?

   Doğum çantasının içinde olması gerekenler

Doğum çantasında öncelikle ideal büyüklükte ve kullanışlı bir doğum çantası edinmelisiniz. (Orta boy bir bavul)

Doğuma giderken anne için gerekli olanlar eşyalar
* Gecelik
* Sabahlık, hırka ve şal
*  Pijama (Doğum öncesi için)
* Atlet
* Günlük sütyen ve emzirme sütyeni
* Çorap
* Kilot
* Terlik (Duş için ve hastanede dolaşmak için)
* Havlu
* Diş fırçası
* Göğüs pedi ve göğüs ucu pedi
* Hijyenik ped
* Mendil (Kuru ve Islak)
* Tarak
* Taç ve toka
* Saat (Kronometreli)
* Yastık (Sürekli kullandığınız ve onsuz yatamadığınız b,r yastık varsa)
* Unutulmaması gerekenler hamilelik dosyası, hastane formları ve sigortanız varsa sigorta kartı

   Doğuma giderlen bebek için gerekli olanlar eşyalar

Bebeğin boyu ve kilosuna göre bebek için alacağınız kıyafetlerden birkaç beden almanız gerekir.

* Çıtçıtlı body
* Çorap
* Patik
* Pijama altı
* Şapka ve eldiven
* Tulum
* Yelek
* Battaniye
* Çarşaf
* Bebek bezi (Genelde yenidoğan bezi hastane tarafından veriliyor, ancak yanınızda bulundurun)
* Gazlı mendil
* Emzik (Ancak bebek hemşirelerinin emzikle ilgili uyarılarını dikkate almalısınız)
* Hastane çıkışı
* Araba koltuğu
* Puset

Bunlarıda unutmayın;

* Kapı süsü
* Hatıra defteri
* Fotoğraf makinesi

Gebelik döneminde nasıl beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

     Anne olacakların  ve bebeğinin sağlığı için gebelik döneminde beslenmede nelere dikkat edilmeli? 

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

Gebelikte döneminde nasıl beslenmeli denildiğinde dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, gebelik süresince annenin yeterli ve dengeli beslenmesinin bebeğin ve annenin sağlığı için oldukça önemli olduğuna dikkat çekti.

Gebeliğin, yumurtanın döllenmesinden doğuma kadar uzanan yaklaşık 40 haftalık bir süreç olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Nevin Şanlıer, “Dünyaya gelecek bebeğin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesi, annenin gereksinimlerinin karşılanması ve besin öğesi depolarının korunması için enerji ve besin öğelerine gereksinim artmaktadır. Artan gereksinimin karşılanamaması bebekte gelişim geriliği, erken veya düşük ağırlıklı doğum, annede ise kansızlık, kemik erimesi ve diş kayıpları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir” dedi.

     Gebelikte artan enerji gereksinimi nasıl karşılanmalı

Gebelik döneminde doğacak bebeğin ve annenin gereksinimlerinin karşılanabilmesi ve besin öğesi depolarının korunabilmesi için gebelikte kadının enerji gereksiniminin arttığına işaret eden Prof. Dr. Şanlıer, karbonhidratların diyetteki en önemli enerji kaynağı olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Gebelikte artan enerji gereksiniminin karşılanabilmesi için diyetle alınan enerjinin yarısından çoğunun karbonhidratlardan sağlanması önerilmektedir. Bu amaçla tam tahıl ürünleri, kuru baklagiller, sebze ve meyveler gibi kompleks karbonhidrat içeren sağlıklı besinlerin düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir. Her gün en az 5 porsiyon taze sebze ve meyve tüketilmeli ve haftada 2 kez kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillere yer verilmelidir. Posanın en iyi kaynakları olan bu besinlerin düzenli tüketimi gebelikte sıklıkla karşılaşılan kabızlık sorununun yaşanmasını da önleyecektir.”

Gebelik döneminde nasıl beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

      Protein ihtiyacı hayvansal kaynaklı besinlerden sağlanmalı

Gebelik döneminki annenin ve büyümekte olan bebeğin vücut hücreleri ve anne vücudunda oluşan fizyolojik değişikliklerin protein ihtiyacını artırdığına dikkati çeken Prof. Dr. Şanlıer, “Artan gereksinimi karşılamak için kadının diyetine proteinden zengin besinlerin eklenmesi önerilmektedir. Protein ihtiyacının büyük kısmının vücutta kullanılabilirliği daha yüksek olan hayvansal kaynaklı (yumurta, et, süt ve ürünleri) besinlerden sağlanması öneriliyor” dedi.

      B12 ve folik asit alımı önemli

Gebelik sırasında artan enerji gereksinimi ile vücutta enerji metabolizması için gerekli olan B grubu vitaminlere olan ihtiyaç da artmaktadır. Gebeliğin ilk haftalarında folik asidin yetersiz alınması bebeğin gelişimini olumsuz etkilemekte, bebekte kalıcı bozuklukların oluşmasına neden olabilmektedir. Gebelik öncesi süreçte ve gebelikte yeterli miktarda folik asit alımı hem bebek hem de anne sağlığı için son derece önemlidir. Diyette folik asidin en iyi kaynakları kuru baklagiller, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerdir. Sadece hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan B12 vitamininin yetersizliği ise anemiye neden olarak anne ve bebek sağlığını olumsuz etkilemektedir.

             İyotla zenginleştirilen sofra tuzları kullanılmalı
Eksikliği sık görülen ve bebekte zeka geriliğine neden olan önemli bir diğer mineral de iyottur. Yeterli iyot tüketiminin sağlanabilmesi için iyotla zenginleştirilen sofra tuzlarının kullanılması önerilir. Bu tuzların ışık görmeyecek ve nem almayacak şekilde saklanması ve yemeklere pişmeye yakın ya da piştikten sonra eklenmesi iyot kaybını azaltacaktır.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde yapılan aşılar hem anneyi hem de bebeği gebelik esnasında koruyor.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Aşılama; annenin, fetusun ve yenidoğanın hastalıklardan korunmasında önemli bir etken. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gazi Yıldırım, gebelik döneminde yapılması ve yapılmaması gereken aşılar hakkında anne adaylarını bilgilendiriyor.

Gebelikte yapılan aşılar da amaç; gebelik esnasında fetusta konjetinal malformasyon, büyüme geriliği, ölü doğum ve nörolojik arazlara sebep olan enfeksiyonlardan korumak, erken doğum eylemini azaltmak, gebelik esnasında daha şiddetli seyreden hastalıklardan anneyi korumak, yenidoğan enfeksiyonlarını azaltmak şeklinde sıralanıyor. Gebe olmayan kişilerin kızamıkçık ve suçiçeği enfeksiyonuna karşıbağışıklığı yoksa gebelik öncesi dönemde bu aşıları yaptırmaları uygun görülüyor. Böylece gebelikte kızamıkçık ve suçiçeği geçirme riski ortadan kalkıyor.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelikte zararsız olan aşılar:

Tetanoz Difteri Aşısı, Grip Aşısı, Hepatit B Aşısı, Kuduz Aşısı

Sadece gerektiğinde yapılması önerilen aşılar:

Boğmaca Aşısı, Pnömokok Aşısı, Kolera Aşısı, Sarı Humma Aşısı, Hepatit A Aşısı, Palio Aşısı

Gebelikte yapılmaması gereken aşılar:

Kızamık Aşısı, Suçiçeği Aşısı, Kabakulak Aşısı, BCG, Canlı Palio Aşısı

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalı

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalı

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalıGebelik döneminde sağlıklı beslenen ve düzenli kilo takibi yapan annelerin doğum sonrasında anne sütü daha kaliteli oluyor.

Gebelik boyunca düzenli kilo takibi yapılması, hem anne hem de bebek sağlığı için yaşamsal önem taşımaktadır. İdeal kilo hesabı, boy ve kilo arasındaki ilişkiye göre belirlenen vücut kitle indeksine göre belirlenerek takip edilmektedir. Anne adaylarının gebelik boyunca dengeli ve yeterli beslenerek ortalama 10-12 kilo almaları beklenirken, aşırı zayıf gebelerin 12 kilogramdan fazla alması normaldir.

Hamileliğin ilk üç ayında ortalama 1-3 kilogram, diğer aylarda ise ayda 1 kilo alması beklenmektedir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Ülkü Aksoy, dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemi hakkında şu bilgileri verdi.

Tek tip beslenmeden uzak durun

Gebelik döneminde anne adayları tek tip beslenmeden uzak durmalı ve her besin grubundan yeterli miktarda tüketmelidir. Protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller vücudun ihtiyacı kadar alınmalıdır. Anne adayları gebelikte daha fazla besin tüketimine ihtiyaç duyar. Gebelerin günlük alması gereken kalori miktarı 2300 kilokaloridir. Yani normal insanlara göre günde 300 kilokalori daha fazla almaları gerekmektedir. Bu dönemde beslenmesine özen göstermeyen, besin tüketimi dengesiz ve sağlıksız olan gebelerin, vücudundaki vitamin ve mineral miktarında azalma ortaya çıkar.

Sağlıklı beslenme kuralları

- Öğünler sık ve az az porsiyonlar halinde olmalıdır. Uzun süre aç kalınmamalı, besinler az ve sık tüketilmelidir.

- Gebelerin aldığı gıdaların taze olmasına dikkat edilmelidir. Konserve, beklemiş gıdalar ve içinde katkı maddeleri bulunan ya da saklanan gıdalar yerine taze ve doğal besinler tüketilmelidir.

- Anne adayları yedikleri gıdaların çeşitliliğine önem vermelidir. Bu şekilde pek çok vitamin ve mineralin alınması mümkün olmaktadır.

- Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrat zengini yiyecekler, yağ oranı düşük besinler tüketilmemelidir.

- Önemli olan gebelerin kilo alması değil, bebeğin hamilelik boyunca yeterli şekilde beslenmesidir.

- Gebelikte tansiyon durumu veya riski varsa protein alımı artırılabilir. Gebeliğe bağlı şeker hastalığı söz konusu ise diyetisyenin önereceği şekilde kalori kısıtlamasına gidilmesi gerekebilir.

- Gebelikte dışarıdan hap olarak alınması gereken iki madde folik asit ve demirdir. Dengeli beslenebilen bir gebede bunların dışında vitamin veya mineral alımı doktor tarafından uygun görüldüğü takdirde verilmelidir.

- Eğer gebeliğe bağlı bacak kramplarınız oluyorsa magnezyum ve kalsiyumu, ilave olarak doktorunuz size reçete edebilir.

 

Emziren anneler ne yemeli

Emziren anneler ne yemeli

Emziren anneler ne yemeliAnnenin kendi sağlığını koruması, bebeğin sağlıklı büyümesi, yeterli süt üretiminin sağlanması nedeniyle emzirme döneminde beslenme oldukça önemli bir faktör.

“Bebeğe süt üretimi ve salınımı için en önemli uyarı emmedir. Bebek ne kadar sıklıkla ve ne kadar güçlü emerse o kadar fazla süt salınacaktır” diyen Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, emziren annelerin nasıl beslenmesi gerektiği hakkında bilgi verdi.

Dünya Sağlık Örgütü yayınlarında bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi bu süre zarfında bebekte herhangi bir anormallik ya da annede bir sorun yoksa ek gıdalara kesinlikle geçilmemesi önerilmektedir.

Bu dönemde anneler yaklaşık 5 su bardağına yakın süt üretirler bu nedenle beslenmelerine dikkat etmeli ve günlük yaklaşık 3-4 lt su içmelidirler. Emziren annelerin oruç tutması da önerilmez. Emziren bir kadının 1000 ml sütün karşılığında yaklaşık 700 kalorilik bir enerjiye ihtiyacı vardır. Eğer bu 700 kalorinin tamamını dışarıdan alırlarsa şişmanlamaya devam ederler. Bu nedenle bir beslenme uzmanı eşliğinde bunun 200 depodan 500 kalorisi beslenme ile dışarıdan alınmalıdır.

Egzersiz yapıyorsanız dikkat
Bu bireyler 200 kaloriyi depodan kullanıp düzenli beslendiklerinde ayda 1 kiloya yakın zayıflayıp 5 ayda yaklaşık 6-7 kilo zayıflamış olurlar. Emziren bayanların günlük kalorileri beslenme ve diyet uzmanı eşliğinde ayarlanmalıdır. Çok egzersiz yapan kadınlarda laktik asit üretimi olacağından ve bu süte geçeceğinden bebek sütü içmek istemeyebilir.

Ne yemeli, nelerden uzak durmalı
Bu dönemdeki beslenme için, haftada en az iki kez balık tüketimi, her gün en az bir tane yumurta tüketimi annenin kaliteli protein alması için oldukça önemlidir. Bu dönemde anne doymuş katı yağlardan kaçınmalı doymamış sıvı yağları tercih etmelidir. Kızartma, kavurma yerinde haşlama, fırında ya da balıklar için buğulama tercih edebilir.

Bu dönemde vücudun demire olan ihtiyacı artar bu nedenle et, yumurta, kuru baklagiller, kuru meyveler sıklıkla tüketilebilir. Ayrıca demir emiliminin artması için çay ve kahvelerin yemeklerde 30-45 dk sonra tüketilmesi ve etli besinlerin üzerine limon sıkılarak ya da bu besinlerin ardından C vitamini ihtiyacı yüksek besinler (portakal, domates, mandalina) tüketilmesi tavsiye edilir.

Bu besinler bebekte gaz yapabilir
Ek vitamin ve mineral tabletleri doktora danışılmadan alınmamalıdır. Kişi isteğine göre ve beslenme uzmanına danışarak ıhlamur ya da papatya çayı tarzında bitki çayı tüketebilir. Yenilen kuru baklagiller, lahana, turp, (karnabahar, brokoli gibi bazı kış sebzeleri, kuru baklagiller, çiğ sebze ve meyve, soğuk şekersiz süt ve yoğurt vb.) gibi besinler gaz sıkıntısı yapabilir. Bu tarz durumlarda bebeğin gaz sıkıntısı çekmemesi için bu besinlerden uzak durulmalıdır.

Emziren anneler ne yemeli

Yemekleri yavaş ve çok çiğneyerek tüketin
Emziren annelerin D vitamini bioyararlığı için güneş ışığı almaya özen göstermeleri gerekmektedir. Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınamayan iyot, ancak iyotlu tuz kullanımıyla anne sütünden bebeğe geçer. Tüm emziren anneler 4-6 aylık emzirme döneminde gaz oluşumunu engellemek için özellikle yemek yeme yöntemlerine dikkat etmeli; yemeklerini yavaş yemeli ve iyi çiğnemelidirler.

Şeker yeine pekmez yiyin
Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir. Pekmez kan yapıcıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden biridir. Şeker ve basit karbonhidratların tamamı boş enerji kaynağıdır.

Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir. Bebek ne kadar çok emerse anne sütü o kadar artar. Emzirme süresi her bebeğe göre değişebilir, doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi beklenmelidir.

Emzirme döneminde annenin yukarıda belirtildiği gibi yeterli ve dengeli beslenmesi, yeterli sıvı alması, stresten uzak durması, dinlenmiş olması, sık aralıklarla bebeği emzirmesi ile annenin süt miktarı ve kalitesi artmış olacaktır.

Evlilik öncesi tarama ve testleri ihmal etmeyin

Evlilik öncesi tarama ve testleri ihmal etmeyin

Evlilik öncesi tarama ve testleri ihmal etmeyinÇiftlerin evlenmeden önce yaptıracakları tarama ve testler hem kendileri hem de bebeklerinin sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

Türk Pediatrik Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mualla Çetin, çiftlerin evlilik öncesi yaptıracakları testlerle talaseminin saptanabildiğini belirterek, “2009′da evlenen çiftlerin yüzde 82′si taranmıştır. Böylece yenidoğan talasemili sayısı da yüzde 87 azalmıştır” dedi.

Prof. Dr. Çetin, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, halk arasında “Akdeniz anemisi” olarak da bilinen ve Türkiye’de sıklıkla görülen talaseminin, kansızlığa bağlı kalp yetmezliği, büyüme ve gelişme geriliği, organ yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını söyledi.

Ağır kansızlık bulgularına yol açabilen talaseminin genetik bir sorun olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çetin, çiftlerin, evlilik öncesi yaptıracakları testlerle bu sorunun saptanabildiğini bildirdi. Bu sayede talaseminin sıklığının da azaltılabildiğini vurgulayan Çetin, ebeveynlerde saptanamayan sorunun, her gebelikte %25 talasemili çocuk sahibi olma riskini ortaya çıkardığını kaydetti.

Evlilik öncesi testler talasemi riskini azaltıyor
Prof. Dr. Çetin, Türkiye’de talasemi önleme programı kapsamındaki evlilik öncesi taramalarda, çiftlerin her ikisinin de taşıyıcı olduğunu saptamaya yönelik kan testleri yapıldığını belirterek, şu bilgileri verdi: “Program kapsamında çiftlere hastalığın bulguları, tedavisi ve tanı yöntemleri hakkında bilgilendirmelerde bulunuyoruz. Ayrıca hastalığın anne karnında gebeliğin erken dönemlerinde yapılacak testlerle tanınması da mümkün. Talaseminin önlenmesinde en önemli hususlar, evlilik öncesi tarama ve testlerin kesinlikle ihmal edilmemesidir. Bu testler ülke genelinde pek çok ilde zorunlu yapılmaktadır. Buna göre 2009′da evlenen çiftlerin yüzde 82′si taranmıştır. Böylece yenidoğan talasemili sayısı da %87 azalmıştır.”

Bebeklerde ilk belirtiler 3 ve 6. aylar arasında görülüyor
Prof. Dr. Mualla Çetin, talasemili bebeklerde, 3 ve 6. ayları arasında solukluk, sararma, karında şişlik ve beslenirken çabuk yorulma gibi sorunlar görülebildiğini ifade ederek, ailelerin bu belirtiler üzerine hekime başvurduğunu anlattı.

Talasemi hastalarının, kansızlığa bağlı kalp yetmezliği, büyüme geriliği gibi sorunlarla da karşılaşabildiğini aktaran Çetin, talasemi hastalarına yaşamları boyunca, düzenli olarak 3-4 haftada bir kan verilmesi gerektiğini, bunun da organlarda demir birikmesine neden olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Mualla Çetin, dokularda biriken demirin ilaç tedavisiyle atılamaması durumunda organların düzenli çalışamayacağını vurguladı.

Kesin tedavi: Kemik iliği nakli
Bu rahatsızlığın kesin tedavisinin kemik iliği nakli olduğuna dikkati çeken Çetin, “Kemik iliği nakli başarısı, vericinin aile içi doku grubu uygun vericiden olması durumunda artıyor. Bununla birlikte son yıllarda akraba dışı vericilerden gelen nakillerle ilgili bilgilerimiz de hızla artıyor” ifadelerini kullandı.

Bebekler acıyı daha fazla hissediyor

Bebekler acıyı daha fazla hissediyor

Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yenidoğan bebeklerin acıya karşı duyarlılığı yetişkinlere oranla daha fazla.

Bebekler acıyı daha fazla hissediyor

Bebekler acıyı daha fazla hissediyor

Benzer bir uyarıya maruz kaldıklarında, yenidoğan bebeklerin beyinlerinde yetişkinlerinkine benzer bir tepki ölçüldü. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada bebeklerin de acıyı tıpkı yetişkinler gibi hissettiği görüldü.

Oxford Üniversitesi’nde yapılan ve daha önce bir benzeri gerçekleştirilmemiş olan çalışmada, bebeklerde de tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi, acı hissi anında beynin yirmi bölgesinden 18’inin aktif olduğu tespit edildi. Deneyde, uyuyan bebeklerin ayaklarının altı özel bir çubukla hafifçe dürtüldü. Hafifçe kalem batırmaya yakın bir etki yaratıldı. Bebeklerin beyinlerinde ölçülen tepki, dört kat daha sert şekilde dürtülen yetişkinlerin beyinlerinden alınan tepkiyle aynıydı.

Acı eşikleri daha düşük

Araştırmacılar, bebeklerin acı eşiğinin yetişkinlerden çok daha düşük olduğu sonucuna vardı. Oxford Pediyatri Bölümü’nden Dr. Rebeccah Slater, “Elbette bebekler bize acı deneyimlerinden bahsedemiyor ve çıplak gözle bakarak acı seviyelerini anlamak da mümkün değil. Bazıları bebeklerin beyinlerinin acıyı gerçekten hissedecek kadar gelişmiş olmadığını öne sürüyor olsa da çalışmamız bu durumun böyle olmadığına dair ilk gerçek kanıt” diye konuştu.

1980’lerde operasyon geçiren bebeklere kas gevşetici verilirken ağrı kesici verilmemesi yaygın bir uygulamaydı. Slater, “Araştırmamız bebeklerin ağrıyı hissettiğini söylemekle kalmıyor aynı zamanda acıya yetişkinlerden daha hassas olduğunu da gösteriyor” dedi. Araştırmada 1 ile 6 günlük arasındaki 10 sağlıklı bebek ile 23-36 yaş aralığındaki 10 sağlıklı yetişkin incelendi.

Bebeğin zihinsel gelişimini artıran aktiviteler

Bebeğin zihinsel gelişimini artıran aktiviteler

Hem birlikte keyifli zaman geçirmek, hem de bebeğinizin zihinsel gelişimine katkıda bulunmak için önerilen aktiviteleri uygulayabilirsiniz.

Bebeğin zihinsel gelişimini artıran aktiviteler

Bebeğin zihinsel gelişimini artıran aktiviteler

Bebeklerin, 0-2 yaş arası dönemi her açıdan olduğu gibi zeka gelişimi açısından da çok önemli. Bu dönemi en verimli şekilde geçirerek bebeğinizin zeka gelişimine katkıda bulunabilirsiniz.

Kitap okuyun
Ebeveynlere, yeni davranışlarla, gelişimlerle ve mücadelelerle dolu çocuk yetiştirme serüveninde rehberlik eden kaliteli yayınları bulun. Bu kitaplarla gerekli bilgileri, uzman tavsiyelerini, pratik çözümleri ve çocuğunuzun fiziksel gelişimini garanti eden yolları öğrenebilir; ebeveynlik teknikleri ve fiziksel, duygusal, entelektüel ve davranışsal gelişimi maksimum seviyeye getirmekte kullanabileceğiniz aktiviteler hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Bebeğin zihinsel gelişimini artıran aktiviteler

Bebeğin zihinsel gelişimini artıran aktiviteler

Birlikte renkli, resimli kitaplar okuyun! Bir yandan sesinizi dinleyip bir yandan da parlak renkli, kontrast desenlere bakmaya bayılacak.

Ona gününüzün nasıl geçtiğini anlatın
Bebeğinizle konuşun. Doğduğu günden itibaren sohbetlerin içerisinde bulunmasını sağlayın ve bolca göz temasında bulunduğunuzdan emin olun.

Ulaşabileceği yerlere aynalar yerleştirin
Beşiğinin yanına kırılmaz bir ayna yerleştirerek bebeğinizin kendi yüzünü ve hareketlerini görebilmesini sağlayın. Duvarın alt kısmına geniş bir ayna koyun ve yerde oyun oynarken kendini izleyebildiğinden emin olun.

Bebeğin zihinsel gelişimini artıran aktiviteler

Bebeğiniz kendi yansımasına baktığını anlamayacak; ancak kollarını hareket ettiren ve kendisine gülümseyen kişiyi izlerken çok eğlenecek.

Ses çıkaran oyuncaklar alın
Oyuncak piyasası son derece zengindir; önemli olan bebeğinizin gelişimine yardımcı olacak ve ilgisini çekecek, eğlenmesini sağlayacak oyuncakları bulabilmektir. Gezin, görün, araştırın; bebeğinizin yalnızca bakarak bile ilgisini çekebilecek oyuncakları satın alın.

Bebeğin zihinsel gelişimini artıran aktiviteler

Müzik çalan ya da değişik sesler çıkaran oyuncaklar alın, özellikle de her dokunuşta ses çıkaran oyuncaklardan. Bir zil ile çıngırağı ya da davulu karşılaştırarak farklı nesnelerin farklı sesleri olduğunu gösterin. Belirli oyuncakların belirli sesler çıkardığını gördükçe sebep – sonuç ilişkisini öğrenmeye başlayacak.

Yeni dokularla tanışmasını sağlayın
Bebeğinize farkı hissedebileceği ve rahatlıkla ağzına koyabileceği, farklı dokulara sahip, kolay temizlenebilir objeler verin.

Hamile kalmadan önce bunları yapın

Hamile Kalmadan Önce Bunları Yapın

Siz de alacağınız fazla kilolar yüzünden hamile kalmaktan korkanlardansanız, bu haberi okumanızda fayda var…

Hamile Kalmadan Önce Bunları Yapın

Hamile Kalmadan Önce Bunları Yapın

Günümüzde artık birçok kadın dış görünüşüne daha çok önem veriyor. Peki hamile kalmadan önce dikkat edilmesi gerekenler neler?

Günümüzde artık birçok kadın dış görünüşüne annelerimiz ve anneannelerimizden daha çok önem veriyor. Yediğine içtiğine dikkat ediyor, kalori hesabı yapıyor, mutlaka fit kalmaya çalışıyor, sporunu aksatmıyor. Bu arada yoğun iş temposuna ayak uyduruyor, modayı takip ediyor ve kariyer basamaklarını tırmanma konusunda da erkeklerle yarışıyor.

Çocuk da yaparım kariyer de diyor ama hamilelikten de bir o kadar korkuyor. Bu korkunun en büyük nedeni ise hamilelikteki fiziksel değişikler, kilo alma ve alınan kiloları verememektir.

Bu noktada vereceğimiz küçük ipuçları ile kendinizi hamileliğe hazırlayabilir, hamileliğin getirdiği fiziksel değişiklikleri en aza indirebilir ve hatta bir an önce hamile kalmaya karar bile verebilirsiniz.

Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, konu hakkında merak edilenleri anlattı:

Anatomik check-up ve manuel terapi yaptırın

Vücudumuzdaki kaslardan, bağlardan ve eklemlerden gelen sinyaller bize fiziksel sağlığımız hakkında bilgi verir. Arada sırada yaşanan ağrılar, tutulmalar günlük yaşam içinde normal kabul edilir. Ancak bu sinyaller vücut dengesini bozacak olaylardan kaynaklandığı için asla küçümsenmemelidir. Hamilelikle birlikte vücudun dengesi hem hormonal hem kassal hem de duygusal olarak değişir. Bu değişimlere adapte olabilmek için hamilelik öncesinde mümkün olan en ideal vücut seviyesine ulaşmakta fayda vardır. Siz de vücudunuzdan gelen sinyalleri dinleyin ve en yakın zamanda bir anatomik check-up yaptırın. Böylece hamilelik döneminde karşılaşılabilecek fiziksel problemlerin olumsuz etkilerinden korunabilirsiniz. Hamilelik öncesinde bu problemlere müdahale edilmez ise hamilelik sırasında sizi daha büyük sıkıntılar bekliyor. Bu sıkıntılar hamilelik sonrasında da size miras olarak kalabilir.

Anatomik check-up sonrasında tespit edilen sıkıntıları en kısa sürede ve en etkili manuel terapi ile çözmek mümkündür. Manuel terapi ile hamileliği sağlıklı ve dayanıklı bir vücutla karşılayın. Böylece bebeğinize harika bir şekilde ev sahipliği yapabilirsiniz.

Önce kas yapın sonra çocuk

Yapılan birçok araştırma, kuvvetli kasların daha kolay doğum sağladığı ve doğum süresini kısalttığını göstermektedir. Önemli olan doğru kasları doğru bir şekilde kuvvetlendirmektir. Kalçanın iç bölgesinde bulunan pelvik taban kasları doğuma yardımcı en önemli kaslardandır. Kegel egzersizleri bu bölgeyi kuvvetlendirmek için en ideal egzersizlerdir. Gün içinde, çalışırken, dinlenirken rahatlıkla yapabileceğiniz bu egzersizler sizi doğuma hazırlar.

Kuvvetli bacaklar size hem hamilelik sırasında hem de doğum sırasında oldukça yararlı olacaktır. 9 ay boyunca artan vücut ağırlığını taşımak bacakların görevidir. Hormonların etkisi ile gevşeyen bağlar sıklıkla ayak bileği burkulmalarına sebep olur. Size özel hazırlanan kuvvetlendirme programları ile eklemlerinizi destekleyerek yaralanmaları önleyebilirsiniz.

Her geçen gün büyüyen karın ile bu bölgedeki kaslar zayıflar ve bebeğin ağırlığıyla öne doğru eğilmeye başlarsınız. Bu durum sırt ve bel kaslarının fazladan yük taşıması ve zorlanması anlamına gelir. Kuvvetli karın ve sırt kasları ile hiçbir zorlanma olmadan karnınızın büyümesini dengeleyebilirsiniz. Hamilelik boyunca dik duruşunuzu korursunuz ve bel ağrıları yaşamazsınız.

Hamileliğe hazırlık sporları

Doğumdan sonra belki de en büyük problem emzirme ve bebeği taşıma sırasında sırtta ve kollarda meydana gelen ağrılardır. Anne ve bebek için en özel anlardan biri olan emzirme, ağrılar yüzünden eziyet haline gelmesin. Uzunca bir süre bebeğinizi taşımanız gerekiyor, bu yüzden güçlü kollara ihtiyacınız var. Düzgün ve ağrısız kol hareketleri için ise sırt kaslarınızın kuvvetli olması gerekmektedir. Sırt kaslarının zayıflığı hem kol hareketlerinin azalmasına hem de ağrılara sebep olmaktadır.

Yaralanma meydana getirmeyen ve maksimum verim alabileceğiniz bir spor seçmelisiniz. Pilates, yürüyüş, yüzme gibi sporlar hamileliğe hazırlık için uygun sporlardır.

Zayıflamadan hamile kalmayın

Hamileliğe ne kadar fit girerseniz o kadar hamilelik sırasında vücudunuzun karşılaşacağı problemleri o kadar rahat atlatırsınız. Vücut ağırlığının ideal olması, dengeli kilo alınmasını ve doğum sonrasında daha rahat ve sağlıklı bir şekilde kilo verilmesini sağlar.

bebek odası dekoru

Bebek Odası Dekoru

   Bebek odası dekoru için okumadan yapmayın…

Öncelikle bebeğinizin ya da 4 yaşın altındaki çocuğunuzun kendi odasında oyun oynayacağını düşünüyor ve oyuncakların bu odada yer alması gerektiğini sanıyorsanız, bunu bir kez daha düşünmenizi öneririz. Dünyayı yeni yeni keşfeden bebekler, adım atmaya ve yürümeye başladıkları ilk andan itibaren evde yer alan her bir köşenin onlar için oluşturulduğunu düşünürler. Öte yandan vaktinizin çoğunu salonda geçiren siz anne babalar da bebeğinizin gözünüzün önünde olmasını isteyeceğiniz için, bebeğe ait oyun alanının sizin uzun saatleri geçirdiğiniz yaşam alanı olan salon ya da oturma odasında olması daha mantıklıdır. Bunun için salonda bir köşeyi bebeğinize ayırarak tüm oyuncakları da bu köşede toplayabilirsiniz. Bunun için özellikle bebek odası dekoru modellerinde park yataklar ya da portatif oyun parkları çok uygun ürünlerdir.

bebek odası dekoru park yatak

bebek odası dekoru park yatak

Yeni doğan bebek için kendinizinki kadar büyük bir dolap almak yerine, orta büyüklükte en az 2 çekmecesi olan iki kapılı bir dolap almak daha mantıklıdır. Bebeğin kıyafetlerini ilk aldığınız gün özenip yıkayıp ütüleyerek katlayıp yerine kaldırırsınız ancak bebeğiniz günde 7-8 kere kıyafet değiştirmeye başlayınca siz de bu özenden vazgeçeceksiniz. Bu yüzden dolapları detaylı bir biçimde özene bezene yerleştirmekten vazgeçin ve odalarda yer kaplamayacak, size ve bebeğinize de yer kalacak kadar fonksiyonel büyüklükteki dolapları tercih edin. Bunun için de lüks mağazalarda satılan bebek odası takımlarını almaktan vazgeçmelisiniz. Çocuk odasında ve bebek odası kısmında yer alacak her bir ürünü farklı yerlerden almak sizin için de ekonomik olacaktır. Zaten dolabın yanı sıra mobilya olarak alt değiştirme masası, yatak ve ufak rahat bir koltuk dışında bir şey almanızı da tavsiye etmiyoruz.

bebek odası dekoru gardrop

bebek odası dekoru gardrop

 Alt Değiştirme Masası olarak da son derece basit ve altında rafları olan bir modeli almanızı tavsiye ederiz. İlk zamanlar bu rafları çeşitli kremler, hijyen ürünleri ve bebek bezini koymak için kullanabilir, çocuğunuz tuvalet alışkanlığını kazanıp bezden kurtulunca da, bu mobilyanın raflarını oyuncak rafı olarak kullanabilirsiniz. Farklı eğlenceli kutular yardımıyla eşyaları toparlayıcı bir mobilya haline dönüştürebilirsiniz. Bu masayı sadece alt değiştirme işlemi için değil, gündelik kıyafetlerin değişimi ya da bebek kremleri ile her banyodan sonra kurulanma, kremlenme ve giyinme işlemleri için de kullanacağınızı düşünürsek, kirli sepetinin, duvar askısının ve hatta dolabın, bu masaya yakın bir yerde olması size büyük kolaylık sağlayacaktır. Bebeğinizi masanın üzerinde tek başına bırakmamanız için her şeyin yakınınızda olmasını tercih edebilirsiniz, odanızı da bu biçimde yerleştirmenizi öneririz.

bebek odası dekoru alt değiştirme

bebek odası dekoru alt değiştirme

Emzirme sürecinde en büyük konforunuz ufak ve rahat bir koltuk olacaktır. Bunun da sade bir renkte olmasına ya da salon mobilyalarınızla uyumlu olmasına dikkat edin. Emzirme döneminiz en fazla 2 sene sürecek ve sonrasında bu koltuk çocuğunuzun odasından çıkarak, salonunuzdaki yerini alacak.

bebek odası dekoru emzirme koltuğu

bebek odası dekoru emzirme koltuğu

Yatak seçimi için de bebek doğumdan 2 yaşına kadar kullanabileceğiniz, aşamalı olarak büyüyen yatakları tercih etmenizi öneririz. Çünkü 2 yaşına gelen çocuğunuz, kendini birey olarak görmeye başladığı anda yatağının değişmesini kendi talep edecek ve tematik mobilyalara yönelecektir.

bebek odası dekoru yatak

bebek odası dekoru yatak

· Duvar boyası ya da kağıdı için yumuşak renkleri kullanmaya özen gösterin ancak duvarınızda mutlaka renkli eğlenceli figürlere yer verin, bu bebeklerin her daim ilgisini çekmektedir. Erkek bebekler için genellikle mavi, yeşil, lacivert, gri ve sarı ve turuncu kullanılmaktadır. Kız bebekler içinse pembe, sarı, su yeşili, turuncu renkleri kullanılmaktadır.

bebek odası dekoru çocuk duvar figürleri

bebek odası dekoru çocuk duvar figürleri

bebek odası dekoru çocuk duvar figürleri

bebek odası dekoru çocuk duvar figürleri

Aydınlatma için de fazla ışık yerine 60v üzerinde olmayan ampulleri tercih edin.

bebek odası dekoru aydınlatma

bebek odası dekoru aydınlatma

Halı, çocuk odasında mutlaka olması gereken bir ürün değildir. Üstelik toz tutacağı için ya toz tutmama özelliği olan bir halı almanızı ya da hiç halı almamanızı öneririz. Halı çocukların oyun oynarken rahat etmesini sağlayan bir aksesuar olduğu için, 4-5 yaşından sonra çocuğunuzun odasını tekrar dekore ederken dikkate alınması gereken bir üründür.

Odada mutlaka loş ışık verecek ufak bir gece lambası kullanmaya özen gösterin. Bu bebeğiniz için değil sizin için çok önemli. Bebeğiniz gecenin bir yarısı uyanıp ağlamaya başladığında, karanlıkta yolunuzu kaybetmeyi ya da bir şeye takılıp düşmeyi siz de istemezsiniz.

bebek odası dekoru gece lambası

bebek odası dekoru gece lambası

Perdelerde de ışığı geçirmeyen ya da yoğun desenli modelleri tercih ederseniz, gün ışığında bebeğinizi uyutmakla ilgili problem yaşamazsınız. Bunun için istediğiniz perdeyi kullanıp, altına stor koymak da bir çözüm olabilir.

bebek odası dekoru perde

bebek odası dekoru perde

Alacağınız her ürünü daha sonra evin farklı yerlerinde başka işlevler için değerlendirme ya da ikinci el olarak kolayca satabilme durumlarını göz önünde bulundurarak seçiniz.

Piyasada satılan pahalı buhar makinelerini tercih etmek yerine, bebek odasında yaz-kış kaloriferin üzerine koyacağınız bir kase su, odanın nem oranı için faydalı olacaktır.

   Unutmayın evladiyelik olarak alıp, kendi zevkinize göre dekore ettiğiniz bebek odası mobilyalarından siz bile 3-4 yıl sonra sıkılabilirsiniz. Keşke başta bu oda için bu kadar yatırım yapmasaydık ve lüks kullanmasaydık diyebilirsiniz. Bebeğiniz 4-5 yaşına geldiğinde zaten kendi zevkine göre bir oda talep edecektir. Bunun için en başta bebek odası dekoru yaparken ekonomik ve fonksiyonel bir oda yaratmak sizin için daha az masraflı ve daha az meşakkatli bir iş olacaktır. Unutmayın bu odayı ilk 2 yıl sadece bebeğinizi uyutmak ve beslemek için kullanacaksınız.

 

çocuklarda yükselen ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuğunuzun ateşi her yükseldiğinde panik yapmayın! Ateş bir hastalık değil, hastalık belirtisidir.
3 aydan daha büyük çocuklar için 38,5 – 39 dereceye kadar ateş normaldir ve 3 gün gözlemlenmesi gerekmektedir.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Ateşi yükselen çocuklar için:

- Öncelikle üzerindeki giysilerin miktarını azaltın. (kalın giysiler giydirilerek terletmek doğru bir yöntem değildir)

- Bol su ve sıvı verin. (hemen ateş düşürücü ilaçlara ya da antibiyotiklere sarılmayın, doğal yollardan sulu besinleri deneyin, bol su , çorba ve meyve gibi)

- Oda sıcaklığını 21-22 derece civarında tutmaya özen gösterin. (çok sıcak veya çok soğuk bir ortam yaratmayın)

- Ilık duş yaptırın. (su sıcaklığı ılık olmalı, asla soğuk su kullanmayın)

- Hareketi engelleyin ve dinlenmesini sağlayın.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Kesinlikle Yapmayın:

- Soğuk ya da buzlu su ile duş yaptırmayın ya da kompleks uygulamayın.

- Çocuğunuzu alkollü su ile silmeyin, çocuğun derisi alkolü emer ve bu da başka komplikasyonlara yol açar.

- Ateşi hızla düşürmeye çalışmayın, yavaş ve istikrarlı bir yol izleyin.

· Unutmayın, ateşi çıkan çocuklara uygulanacak yanlış müdahaleler, çocuklarda ateşin daha da yükselmesine ve daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Ateş, vücudun enfeksiyona karşı geliştirdiği bir savunma yöntemidir. Çocuğunuzun ateşi çıkar çıkmaz, ateşi düşürme yoluna giderseniz bu savunma mekanizmasını yanlış yönlendirmiş ve engellemiş olursunuz.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Bebeğin ateşi yükselmeye başladığında, ateş düşürücü vermeden önce bir süre beklemenin bağışıklığın güçlenmesi açısından faydalı olacağı bildirilmektedir. Ancak daha düşük ısılarda bile bebeğin ağrılarını gidermek, rahatlamak ve uyku düzenini sağlamak amacıyla ateş düşürücü tedavi uygulanabilir.

Öte yandan ateşin altında yatan etkenlerin de araştırılması gerekir.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

 

Çocuklar da depresyona giriyor

Çocuklardaki depresyon

Çocuklar da depresyona giriyor     Sadece yetişkinler ve ergenler değil, çocuklar hatta ve hatta bebekler de depresyona girebiliyor.

Depresyon sadece  büyüklerde görülmez çocuklarda da depresyon görülebilinir; küçük çocuklar hatta bebekler bile depresyon geçirebilirler. Dikkatli anne-babalar çocuklarını gözlemleyerek yolunda olmayan durumlar olduğunu anlayabilirler ve gerekirse bir uzmana başvurabilirler. Pedagog Yıldız Çakar’a göre depresyonun pek çok fizyolojik ve psikolojik belirtileri var.

Çocuğun yaşadığı olumsuzlukların ardından sarsılması ve çok uzun süre olumsuz olayın etkisinden kurtulamaması dikkatli olmayı gerektirir. Çevreye uyumu, yemek, oynamak gibi günlük alışkanlıklarının ve çevresi ile kurduğu etkileşimin bozulması depresif bir durumun varlığını düşündürür.

    Birçok belirtisi var

Çocuklardaki depresyon belirtileri mutsuzluk, ağlama, olumsuz benlik duygusu, öfke patlamaları, içine kapalılık, suçluluk duygusu, oyundan keyif alamama, yuvaya ya da okula gitmek istememe şeklinde kendini gösterebilir. Ayrıca bazı fizyolojik belirtiler de görülebilir. Uyku ve yeme bozuklukları, kabızlık, çeşitli ağrılar, yorgunluk.

Çocuklar da depresyona giriyor

Ayrıca psiko-motor rahatsızlıklar diye adlandırabildiğimiz beden hareketlerinde artış ya da azalış, bilişsel fonksiyonların azalması ya da çoğalması, istek ve konsantrasyonun azalması, duygu durumunun gün içinde sık sık değişmesi ve çevresindeki olaylara reaksiyon gösterememe gibi bir dizi belirtiden bahsedilebilir.

Bazen içine kapanabilir bazen çok bağırarak konuşabilir, yerinden kalkmadan takıntılı bir şekilde oyunlar oynayabilir hatta uzun uzun boyayabilir. Bazı durumlarda çocuklarda psikosomatik denilen baş ağrıları, astım ya da deri döküntüleri görülebilir.

     Bebekler de depresyona yakalanabiliyor

Çocuklardaki depresyona yeni doğmuş bebeklerde de rastlanabilir. Annelerde görülen doğum sonrası depresyon bebek-anne ilişkisinin niteliğini bozabilir, bebek annesini aynalayarak onun depresif duygu durumunu alabilir. Bu durumda anne bebeği ile daha az iletişime geçebilir, bakımı konusunda bebeğini ihmal edebilir. Yetersiz sevgi ve az kucağa alma bebeğin de depresif özellikler edinmesine neden olabilir.

Engelli bir çocuğa sahip ebeveyn nasıl davranmalı

Engelli bir çocuğa sahip ebeveyn nasıl davranmalı

          Engelli bir çocuğa sahip anne babaların nasıl davranmalı denildiğinde, her çocuğun farklı olduğunu unutmadan kendi çocuklarının pozitif yönlerine odaklanmaya özen göstermeleri gerekiyor.

Her anne baba birçok zahmete katlandıktan, dokuz ay boyunca heyecanla bekledikten sonra kucağına sağlıklı bir bebek almanın hayalini kurar. Nasıl bir çocuk yetiştireceklerini, ona nasıl bir hayat sunacaklarını, büyüdüğünde nasıl bir genç kız ya da delikanlı olacağını hayal ederler. Ne yazık ki bazen çocuklarının sağlıkları ile ilgili yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunun sinyalini, haberini alırlar ve bu hayallere bir dur demek zorunda kaldıkları bir durumla karşılaşırlar.

     Kaybetme korkusu aşılabilir

Kuşkusuz, bir aile için en sarsıcı durumlardan biri çocuğunun hayatı boyunca birlikte yaşayacağı bir engelinin olduğunu öğrenmesidir. Bu durum fiziksel ya da gelişimsel bir engel olabileceği gibi doğumla birlikte, bir hastalık ya da bir kaza sonrası da ortaya çıkabilir. Böyle bir aile ani ve büyük bir kayıp sonrası yaşanabilecek tüm duyguları hissedebilir, büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilirler; zira bu durum söz konusu çocuk için olduğu kadar aile için de büyük bir “kayıp”tır. Ne de olsa bu haberle birlikte çocukları için kurdukları hayalleri de kaybederler ve daha da önemlisi çocuklarının hayatlarının geri kalanı için endişe duyacakları uzun bir süreç başlamış olur. Uzm. Klinik Psikolog Merve Büyükkucak ailelerin yapması gerekenleri anlattı.

            Önyargılarınızdan kurtulun

Engelli çocuklarının bir engeli olduğunu öğrenen bir aile öncelikle kayıpla beraber gelen bir keder hisseder. Bunun içerisine şok, inkâr, öfke, suçluluk, üzüntü gibi duygular da dâhil edilebilirken tüm bunların beraberinde neden bunun kendi çocuklarının başına geldiğine dair bir sorgulama ve isyan söz konusu olabilir. Bu durumun kendi hataları ya da suçları olduğunu düşünebilirler. Herkes sağlıklı bebeklere sahipken bu aileler için engelli bir bebeğe sahip olmak bir başarısızlık gibi görünebilir. Çevredeki diğer sağlıklı bebekleri ve onların ailelerini kıskanabilirler. Geleceğe dair büyük bir belirsizlikle birlikte öyle yoğun bir çaresizlik hissi baş gösterebilir ki bazen bebeklerini bırakıp kaçma istekleri dahi oluşabilir.Mükemmel bir bebek beklerken bu bebeğin kendilerine ait olmadığına inanmak isteyebilirler. İnsanların tepkisinden, önyargılarından ve bu durumla nasıl başa çıkacaklarından korkabilirler.

Engelli bir çocuğa sahip ebeveyn nasıl davranmalı

   Kabullenin

Engelli çocuk sahibi olan kişilerin bunların çoğu aslında çok tahrip edici bir olaya karşı verilen oldukça normal ve doğal tepkilerdir. Elbette zaman içerisinde bu duygular dalgalanma gösterecek, zaman zaman hafiflerken zaman zaman da yeni yaşamsal engellerle karşılaşıldığında (örneğin söz konusu çocuğun okula başlaması vb.) tıpkı ilk günkü sıcaklığında yaşanabilecektir. Bu nedenle engelli bir çocuğa sahip olan bir aile için belki de en zor olanı yaşam boyu tekrarlayan kayıplarla yüzleşme durumudur. Bu süreçte anne ve babalar hüzünleri ve kederleri hiç bitmeyecek gibi hissedebilirler. ancak zaman içerisinde bu durumu anlamlandırabilmeye ve yaşamlarının, kendi gerçekliklerinin bir parçası olarak kabul edebilmeye başladıklarında yavaş yavaş rahatlayacaklardır.

    Aile içi ilişkiler bu durumdan nasıl etkilenir?

Engelli bir çocuğa sahip olmak ailenin diğer bireyleri arasındaki ilişkiye büyük oranda etki edebilecek bir durumdur. Özellikle bütün enerji ve yatırımın engelli çocuğa yapılması riski diğer ilişkilerin zora girmesine ve diğer aile bireyleriyle ilişkilerin zorlanmasına sebep olabilir. Bu anlamda en çok zorlanan grupta engelli bir kardeşe sahip ailenin diğer çocukları sayılabilir. Araştırmalar, engelli bir kardeşe sahip çocuklarda depresif ve anksiyöz belirtiler görülme sıklığının sağlıklı kardeşleri oranlara göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu çocukların ev işlerinde daha fazla aktif rol aldıkları, kardeşler arasında daha fazla ayrımcılık ve özellikle annelerinden daha az sevgi ve ilgi gördüklerini hissettikleri de yine bilimsel bulgular arasındadır.

Böyle bir durumda diğer çocukların da kendilerini ihmal edilmiş hissetmesine sebep olmamak için ebeveynlerin evin ve çocukların sorumluluklarını paylaşarak onlar sağlıklı çocuklarına da özel zamanlar ayırmaya çalışmaları yardımcı olacaktır. Eşler açısından bakıldığında ise, bu konuda yapılan birçok araştırma engelli bir çocuğa sahip olan çiftlerin boşanma ihtimallerinin sağlıklı çocuklara sahip ebeveynlere oranla daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Zira engelli bir çocuğa sahip olmak evlilik ilişkisinin sağlamlığını da bir nevi test edici nitelikte, er şekilde ilişki açısından süregelen bir stres faktörüdür.