Etiket arşivi: çocuk

Çocuğun Oyun Dönemi

Çocuğun Oyun Dönemi

Anne baba çocuğu ile geçireceği her anı kaliteli zamana çevirebilir. Günlük işlerin yanı sıra ailece planlanan oyun akşamları çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel becerilerinin gelişimini desteklediği gibi, aynı zamanda aile içi iletişimi de güçlendirir. Beraber sofrayı kurmak, kıyafetleri dolaba yerleştirmek, alışveriş yapmak, hikaye okuyup onun üzerine konuşmak gibi etkinliklerle zamanı eğlenceli hale getirebilirler. Bu nedenle çocukla yapılacak etkinlik ya da oyunların faydalı olabilmesi için çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun etkinlik ve oyunların seçilmesi önemlidir.

Çocuğun Oyun Dönemi

Çocuğun Oyun Dönemi

Çocuğun Oyun Dönemi

Çocuğun 0-2 Yaş Dönemi

Çocuğun 0-2 yaş arası dönemi, çocuklar için güven ve bağlanma duygularının geliştiği, hareketlerini kontrol edebildiği ve amaca yönelik istemli eylemler sergileyebildiği bir dönemdir. Bu dönemde çocuğun sözel ve bedensel gelişimi hızlıdır.

0-2 yaş arası çocuklarla oyun oynarken ebeveynin başka bir işle ilgilenmesi ya da oyunu yarıda bırakıp ayrılması, çocuğun ebeveyni ile kurduğu güven ilişkisini zedeleyebilir. Bu dönem çocuklarının güven duygusunu arttırmak için, oyunlar sırasında çocuklara başardıklarını fark ettirmek ve olumlu geri bildirimde bulunmak önemlidir.
1 yaşından sonra çocuk, aile içi konuşmalara kendi seslenmeleri ile dahil olmaya başlar. Bu dönemde gücünü kullanabileceği oyuncakları tercih eder. Merak içinde etrafı keşfetmek ve fiziksel becerilerini pekiştirmek ister. Oyunlarında tekrarlardan hoşlanır, genellikle yeni edindiği becerilerini pekiştirirler. Genelde oyuncaklarını; atma, ses çıkarma, vurma gibi işlevler için kullanır. Çocuğun dil gelişimine katkı sağlamak için onunla konuşmanın ağırlıkta olduğu etkinlikler yapılmalıdır.

Çocukla sevdiği bir müzik parçasını açarak birlikte dans etme, plastik geometrik şekilleri kutuya atma, yerden karşılıklı top yuvarlama, ellerle çocuğun yüzü kapatılıp sonrada eller açılarak ceee diye seslenme veya su, kum ve iç içe geçen kaplarla oyunlar oynama gibi etkinlikler tercih edilebilir.. Az sayfalı, büyük resimli hikâye kitaplarını birer cümle ile çocuğa anlatılabilir. Hayvan resimleri gösterilerek hayvanların çıkardıkları sesler taklit edilebilir. Çocuğun bir oyuncağını örtü altına saklayıp, nerde olduğunu sorularak, biraz bekledikten sonra örtüyü açabilirsiniz.

Çocuğun Oyun Dönemi

Çocuğun Oyun Dönemi

Çocuğun 3-4 Yaş Dönemi

Çocuğun 3 yaş döneminde çocuk özerkliğini ilan etmeye çalışır. Bireyselleşmenin ilk adımları atılır. Çocuk kendi kararlarını vermek ister. Oyunlarda çocukların cesaretlendirilmesi, inisiyatif almalarına imkan verilmesi ve kendilerini kontrol etmelerinin desteklenmesi, çocuğun kendine güven duymasına katkı sağlar.
3 yaş ve sonrasında, çocuğun zihinsel gelişimini destekleyecek, tek başına da oynayabileceği oyunlar seçilebilir. Hamurla, kumla, legolarla oynamak ve boyalarla resim yapmak çocuğun hayal gücünü geliştirir. Bu yaş gurubunda; ince ve kaba motor becerilerini geliştirebilecek atma ve tutma ile ilgili oyunlar oynanabilir.
Bir sepete kısa mesafeden top atma, kendisine atılan topu tutma, saklanan bir oyuncağı arayıp bulma, oyun hamurundan şekiller yapma, büyük bir kâğıda parmak boya yapma, tahta bloklarla kule yapma, basit yap-bozlar yapma, balon yakalamaca gibi etkinlikler yapılabilir, oyunlar oynanabilir. Çocuğun yaşına uygun şarkı ve tekerlemeleri söylenebilir.

Çocuğun 4 yaş döneminde çocukların yaratıcılıkları yüksektir ve üretkenliklerini geliştirecek etkinliklerden hoşlanırlar. Arkadaşları ile oyun kurar ve sürdürürler. Oyunları sırasında daha paylaşımcıdırlar. Çocukların kas becerileri ve hayal dünyaları gelişmekte olup bu alanlara uygun etkinlikler yapmaktan keyif alırlar. Bir şeyler üretmek isterler. Birlikte resim yapma,, kesme yapıştırma, resimli hikayeleri yorumlama gibi etkinlikler yapılabilir.

Çocuğun 5-6 Yaş Dönemi

Bu dönem çocuğun anne babasıyla özdeşim kurduğu ve onları rol model alarak, taklit ettiği ve öğrenmenin hızlı olduğu bir dönemdir. Kız çocuğu anneyle, erkek çocuğu baba ile beraber faaliyette bulunmayı sever. Kendisine ve çevresine dair ilgisi ve bilgisi artar. Sorumluluk bilinci oluşur. Oyunlarında kendisine ve çevresine dair düşüncelerini yansıtır. Zaman zaman daha küçük yaşlarda oynadıkları oyunları da oynamaktan keyif alırlar. Çocuklara bu yaşlarda sosyal ortamlarda akranları ile oyun oynaması için fırsat verilmelidir. Bu açıdan okul öncesi eğitim almaları gelişimleri için oldukça önemlidir. İşbirliğine dayanan oyunlar oynamaya başlarlar. Bu dönemde amaç; beraberce belirli bir sonucu başarmaktır. Bu dönemde çocuklar arasında gerçek bir sosyal dayanışma vardır ve hedeflerine ulaşmak için beraber hareket ederler.

Renk, sayı kavramını içeren oyunları, bir kavanozdan diğer kavanoza boncukları tek tek atma, Lego ve bloklar ile ev ve bina yapma, bir modele bakarak şeklin benzerini yapma/çizme/boyama etkinlikleri yapılabilir. Bu yaş grubunda 3-4 yaştaki oyunları geliştirerek devam edilebilir.

Murat ATİLA
Klinik Psikolog/Aile Danışmanı

Mutlu Çocuk Ve Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek

Mutlu Çocuk Ve Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek

        Mutlu çocuk ve sağlıklı çocuk yetiştirmek ancak huzurlu bir aile ortamı içerisinde yetişeceğini göz önüne alırsak önce huzurlu bir yuva nasıl kurulur, bunun üzerinde durmakta fayda vardır. Bunun için, evlenmeye karar veren çiftin öncelikle kendilerinden ve karşı cinsten beklentilerinin ne olduğunun tam anlamıyla farkında olmaları evlilik müessesesinin maddi ve manevi her çeşit sorumluluğunu taşımaya hazır olmaları gerekir. Birbirlerini çok iyi tanıyıp şartsız kabul etmeleri birbirlerine karşı sevgi ve saygı duymaları esastır.

Mutlu Çocuk Ve Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek

Mutlu Çocuk Ve Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek

Evlilik süresince saygı ve sevginin devam, eşlerin birbirlerine karşı olan sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmeleri büyük önem taşır. Çiftin evle ilgili olarak yürütülmesi gerekli olan iş yükünü eşit olarak paylaşmaları aile ortamı içerisindeki iletişimi olumlu yönde besler. Çocuk sahibi olmak sorumlulukları dahada arttıracağı için çiftin evililik süresince önce bu yukarıda belirtilen hususları yerine getirip getirmediklerini iyice gözden geçirdikten sonra çocuk sahibi olmaya karar vermeleri çok yararlı olacaktır.

        Huzurlu ve mutlu bir evlilikte çiftin her ikisinin de isteği doğrultusunda çocuk sahibi olmak, mutlu ve huzurlu evlat yetiştirmenin en temel unsurudur. Ardından gelmesi gereken ikinci temel özellik, annenin rahat bir gebelik süreci geçirmesinin temelidir. Bilimsel verilere göre annenin stresi veya mutluluğu hamileliğin daha ilk günlerden itibaren bebeği etkilenmektedir. Bu dönemde aile içinde yaşanacak olan her çeşit sıkıntı annenin ruh sağlığını ve dolayısıyla bebeği olumsuz yönde etkiler. Tersi de geçerlidir.

Mutlu Çocuk Ve Sağlıklı Çocuk Yetiştiren Aileler

Mutlu Çocuk Ve Sağlıklı Çocuk Yetiştiren Aileler

        Annenin bu dönemde huzurlu olması, eşiyle mutlu olması rahatlatıcı aktivitelerde bulunması bebeği daha anne karnındayken huzurlu kılar. Sorunsuz bir doğumdan sonra, en kısa zamanda bebeğin anne ve babasıyla temas kurması çok önem taşır. Annenin çocuğu hemen emzirmesi hem bebeğin bağışıklık sisteminin gelişmesi hemde anne çocuk ilişkisinin biran evvel kurulması açısından çok önemlidir. Anne ve babanın eşit bir rol dağılımıyla bebeğin temel bakım ihtiyaçlarını (beslenme, uyku,barınma, sağlık, eğitim, duygusal, ihtiyaçlar) eksiksiz karşılamaları ona şevkat ve saygı göstermeleri sattır.

      “Aynalama tekniği ” ile göz ilişkisi kurarak bebeğin onların sevecen ve destekleyici güven verici mimiklerini algılamasını sağlamaları, onunla konuşmaları annenin de babanın da aile ortamı içerisinde huzurlu olmaları sorumluluğun kazandırılmasında okul kadar aileninde büyük katkısı olmakla birlikte çocuğun yarış atı gibi görülmemesi lise ve üniversiteye giriş sınavlarının hayatın tek amacıymış gibi yansıtılmaması çok büyük önem taşır. sosyal klüplerin spor sanat ve müzik faaliyetlerinin sosyal ilişkilerinin de en az akademik başarı kadar önemli olduğu aile içinde mutlaka vurgulanmalıdır.

Mutlu Çocuk Ve Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek

Mutlu Çocuk Ve Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek

      Çocuğun yeteneklerini ortaya çıkartmak için çok küçük yaşlardan itibaren spor, müzik ve sanat alanında önünü açarak faliyetlere yer verilmesi yeteneğinin ve ilgisinin olduğu alanların desteklenmesi ancak bu konuda asla zorlanmaması uygundur. Ebevynlerin lise ve üniversite tercihlerinde çocuğu gerçek kapasite ve ilgisine uygun düşecek şekilde teşvik etmeleri gereklidir. Meslek hayatına onların mutluluğunun ön planda olduğunun her zaman akılda tutulması gerekmektedir.

   Ergenlik dönemindeki gençlere tatlı sert ve sevecen bir otariteye yaklaşılması en doğru olanıdır. Bu yaşlardaki gençlere direktif yaklaşmaktan ziyade onları ikna edecek şekilde yaklaşmak çok daha etkilidir. Bu yaşlardaki gençlerde sigara alkol veya uyuşturucu madde suistimaline karşı tedbirli olunmalı onlarla kurulan duygusal iletişim asla ihmal edilmemelidir. Karşı cinsle ilgili arkadaşlıkları konusunda gençler ebeveynleriyle konuşabilmeli uygun olan yönlendirmeyi onlardan alabilmelidirler.

Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı

Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı

 
    Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı
   Kristal Çocuk Anne- Baba Akademisi Eğitmeni
Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı

     Çocuklarda tırnak yemek çoğunlukla 3-4 yaşlarından önce başlamaz. (Çok ender olarak 5 aylık gibi erken bir dönemde görülebilinir.) Çocukların %33 ‘ünde tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik çağına kadar sürer. Ergenlik çağında tırnak yiyen çocukların sayısı %40-45′e yükselir. Yani ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir. Bunun nedeni olarak gençlerin çevreden onay görmemeleri olarak değerlendirilir.

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı Nedenleri

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı Nedenleri

    Ayrıca tırnak yiyen çocuklar ın ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun içinde tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir. Ergenlik çağında sosyal onay görenlerin çoğu bu alışkanlığı terk etmektedir.

   Gergin ve kolayca heyecanlanan çocuklarda sık görülür. Çocuğun baskı altında yetiştirilmesi tırnak yeme alışkanlığı vazgeçirmek için uygulanan sert tedbirler, çocuğun kapasitesinden fazla ders, iş ve görev ile yükümlü ve sorumlu tutulması. Ergenlik çağındaki gençlerin arkadaşları ve başkaları yanında davranışları bakımından tenkit edilmesi başkalarına örnek gösterilmesi ve sık sık eleştirilmesi. Mide ve bağırsak bozukluklarından doğan sıkıntılar nedenler arasında sayılabilir.

    Alışkanlık daha çok baskı altına alınmış heyecanların ilgilendiği durumlarda olup çocuk bunun arzu edilmeyen bir davranış ve alışkanlık olduğunu anlayınca kökleşmekte olduğu görülmektedir.

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı Nasıl Giderilir

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı Nasıl Giderilir

    Çocuk tırnak yeme alışkanlığı bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı baskıcı ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğum sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir. Anne babanın yaşantısı da önemli bir sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik baslıca nedenlerdir. Anne babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda etkendir.

   Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklar da tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayırım yapması çocuklar arasında kıskançlığa yol açar. Bu da dolaylı şekilde kendini tırnak yeme olarak gösterir.

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı

Çocuğu Tırnak Yeme Alışkanlığından Kurtulmanın Yolları

3 – 4 yaşına kadar görmezlikten gelin görmezden gelerek çocuğu alışkanlığında vazgeçirebilirsiniz.

Çocuğunuza gerekli sevgi ve şevkati gösterin. Çocuğunuzun hangi durumlarda tırnak yediğini belirleyin. Bu davranışı sürdürmek için alternatifler üretin.

Çocuğunuza ellerini meşgul edecek uğraşlar verin. Sık sık ” tırnağını yeme, çek elini” şeklinde yapılan ikazlar onu tedirgin eder. çocuğun ilgisini çeken özellikle elleriyle uğraşacağı bir etkinliğe yöneltmek gerekir.

Çocuğunuzun tırnaklarını düzgün kesin, törpüleyin, kremleyin, el bakım seansları düzenleyin (özellikle kız çocukları için çocuğun gururunu okşayan, tırnak yemenin onu nedenli çirkin yapabileceği yenmemiş tırnağın güzel olduğu fazla üzerinde durmadan telaşsız biçimde anlatılmalıdır.)

Çocuğunuza karşı baskıcı ve eleştirel yaklaşmayın. Çocuğunuzu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemler uygulamayın. Çünkü çocuğu azarlamak , korkutmak ve ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemler kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir.

Çocuğunuzun kendisine olan güvenini pekiştirin. Başarılı olduğu alanlara dikkatini çekin.

Çocuğunuzu korku, kaygı yaratacak durumlardan uzak tutun.

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı İçin Çözümler

Çocuk Tırnak Yeme Alışkanlığı İçin Çözümler

Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır. Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir. Çünkü Dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır. 

Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı

Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı


Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı
Kristal Çocuk Anne- Baba Akademisi Eğitmeni
Çocuk Tuvalet Eğitimi

Çocuk Tuvalet Eğitimi

Çocuk Tuvalet Eğitimi

Ne zaman Tuvalet Eğitimi ‘ne başlamalıyım?

1- Çocuk yürüyebiliyorsa.

2- Basit emirleri yerine getirebiliyorsa.

3- Kendi kendine basit giysileri çıkarabiliyorsa.

4- İsteklerini kelimelerle konuşarak anlatabiliyorsa.

5- Genellikle gün içinde 2 -3 saat kuru kalabiliyorsa.

Bunlar oluyorsa çocuk tuvalet eğitimine hazır olduğu düşünülebilir.

Nasıl Tuvalet eğitimi verilir?

Nasıl Tuvalet eğitimi verilir?

Çocuk hasta ise, kabızlık problemi varsa, yaşamında önemli bir değişiklik varsa (Yeni Bakıcı, yeni Kardeş, taşınma, Ölüm vb)anne kendisini gergin sinirli hissediyorsa, yeterli zaman ayıramayacağını düşünüyorsa tuvalet eğitimine başlamak için uygun zaman beklenmelidir.

Çocuğunuz dan tuvalet eğitimi ne hazır olduğuna dair sinyaller alana dek geriden izleyin.

Çocuklarım küçükken, kimseye ” Hangi yaşta Tuvalet Eğitimine başlamalıyım? ” diye sormadım. Çocuklarımı izledim. Zamanının geldiğini hissetmem gerekiyordu. Çocuğunuzu iyi izlerseniz bunu anlarsınız. Bazı Çocuklar hareketsiz otururlar. Ikındıklarını yüzlerinin kızarmasından anlarsınız. Veya alt bezlerini işaret edebilirler. Çocuğunuzun işaretlerine bakın. Yirmi bir aylık çocukların çoğu bedensel işlevlerinin farkına varırlar.

Çocuk Tuvalet Eğitimi Baba - Çocuk İlişkisi

Çocuk Tuvalet Eğitimi Baba – Çocuk İlişkisi

Çocuğa Tuvalet Alışkanlığı Kazandırırken Anne – Babanın Yapabilecekleri

Tuvalet alışkanlığı kazandırılmaya başlanmadan önce, anne – baba ‘nın bir planı olmalıdır. Eğitime ne zaman, nasıl başlayacağı, ne gibi malzemelerin gerekli olduğu vb. konular önceden belirlenmelidir.

Tuvalet alışkanlığı kazandırmak ilgi ve zaman gerektirdiği için, anne ve babanın sabırlı olmaları çok önemlidir.

Her çocuk tuvalet eğitimi süresince ara sıra altına kaçırabilir. Bu durumda çocuğa kızmamalı, ayıplamamalı, cezalandırılmamalıdır. Kaslarını kullanmayı öğrenirken kaçırmalar olağandır ve biraz zaman alabilir.

Çocuk Tuvalet Eğitimi nasıl verilir?

Çocuk Tuvalet Eğitimi nasıl verilir?

Tuvalet eğitiminin her aşamasında çocukla konuşularak, çocuğu cesaretlendirmek gerekir.

Tuvalet Eğitiminin her olumlu aşamasında çocuk övülmeli ve takdir edilmelidir.

Tuvalet eğitiminde geri dönüşler olabilir. Anne – baba başarısız tuvalet eğitimini otoritelerine direkt bir saldırı olarak yorumlamamalıdırlar.

Çocuk tuvaletini yaptığında kakasından ve çişinden nefret etmesine neden olabilicek (ay ne pis koktu vb.) sözler söylenmemelidir.

  Çocuk tuvalet eğitimindeki başarısı veya başarısızlığı hiçbir zaman çocuğun zekasıyla eşdeğer tutulmamalıdır.

Çocuk Tuvalet Eğitiminde anne - çocuk

Çocuk Tuvalet Eğitiminde anne – çocuk

Tuvalet Eğitim Süreci

Başlangıçta çocuğun anne – baba ile birlikte tuvalette bulunmasına, sifonu çekerek oynamasına izin verilmelidir.

Oyun oynadığı alana oturak konularak incelemesine ve oturağın kendisine ait olduğunu anlamasına yardım edilmelidir.

Çocuğun günde bir kez giyinik olarak oturağa oturması sağlanmalıdır.

Daha sonra çocuğun giysilerini çıkararak oturağa oturtulması sağlanmalıdır. Bu aşamalarda korkuları varsa oturağa oturmak istemiyorsa, kesinlikle zorlanmamalı, hazır olduğu zaman oturması beklenmelidir.

Bu dönemde çocuğa bol, kolay çıkartılabilen giysiler giydirilmelidir.

Çocuğa kakasının ve çişinin nereye gideceği anlatılmalıdır. Bezine kaka yaptığı zaman, oturağa oturtularak bezi çocuğun gözü önünde oturağa boşaltılmalıdır. Bu durum çocuğun oturma ve kaka yapma arasındaki ilişkiyi anlamasına yardım eder. Oturağı tuvalete sonra sifonu çocuk çektirilip “güle güle” gibi kelimelerle kakasının gidişini görmesi sağlanmalıdır. Korkuyorsa kesinlikle zorlanmamalıdır.

Çocuk Tuvalet Eğitimi

Çocuk Tuvalet Eğitimi

Çocuk oturaktayken anne – baba çocuğu yanlız bırakmamalıdır. Çocuğun hoşuna giden masallar anlatıp, kitap okunarak çocuğun kaygıları azaltılmaya çalışılmalıdır.

Çocuk, çişi geldiğinde oturağı kullanması konusunda cesaretlendirilmelidir.

Çocuk, düzenli olarak yatağa girmeden önce tuvalete götürülmeli ve oturak yatağın yanına – yakınına konularak çocuğun oturağa kolay ulaşması sağlanmalıdır.

Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine, belli aralıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygun olacaktır. Kakası için, her yemek öğününden sonra tuvalete oturtmak eğitimi kolaylaştırır. Ancak oturma süreleri uzun olursa, çocukla inatlaşma artar ve eğitim gecikir.

Tuvalet eğitimi sürecinde geri dönüşler yaşanabilir. Geri dönüşlerde eğitime bir süre ara verilmelidir. Başarısızlık hissine kapılıp panik olunmamalıdır.

Çocuk Tuvalet Eğitiminde çocuklar

Çocuk Tuvalet Eğitiminde çocuklar

Tuvalet eğitiminde çizelge işe yarayan bir unsurdur. Çizelge ile çocuğun çişinin hangi saat aralıklarında ve kakasının hangi saat aralığında geldiğini bilirsek tuvalete o saat dilimlerinde götürürüz çocukta tuvalete oturmaktan sıkılmaz.

 
Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog –  Aile Danışmanı

Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı

 Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı

Kristal Çocuk Anne- Baba Akademisi Eğitmeni 

 

Çocuk Davranışları

Çocuk Davranışları

Çocuğa ceza mı kural mı?

Bana göre ceza en sevdiğim varlığıma çocuğuma onu eğitmem için vermem gereken eziyet, neden çünkü benim dediklerimi yapsın diye…

Çocuk Davranışları

Çocuk Davranışları

Çocuk davranışları beğenmediğimiz, onaylamadığımız davranışlarının önüne geçmek bu davranışlarını bir daha yapmasını istediğimiz yeni davranışları gelişsin diye ceza verme, eleştirmek, kızmak, bağırmak, vurmak, mahrum etmek şeklindeki yanlış davranışlar o an için işe yarayabilir.  Fakat cezalar kısa vadeli geçici ve öğretici değildir. Ceza o an için çocuğunuz korktuğu için yapmayacaktır. Ama o davranışın yapılmaması gerektiğini asla anlamayacaktır. Ceza ile mutlu, sevgi dolu, yaratıcı düşünmeyi bilen bireyler yetiştiremeyiz.

Çocuk Davranışları

Çocuk Davranışları

Bir çocuk sırf ders çalışmadığı için cezalandırmak eleştirmek, bilgisayarı oyunları yasaklamak onu ders çalışmaya itmez. Ders çalışmadığı için aldığı notlar zaten yanlış yaptığını göstermektedir. Önemli olan uzlaşmak ve çocukla birlikte çözüm yolu bulmak. Ders yapmak istemeyen genelde çocuklar bilmedikleri için yapmazlar. O nedenle öğretir ve yapabileceğini gösterirsek daha olumlu bir davranış kazandırırız.

Kısacacı ceza konusunda ben yokum! Disiplinin başka farklı yolları da var.

Çocuk davranışları için mesela kurallar

Kuralları denediniz mi evinizin bir kuralı var mı?

Kurallarınız var peki neden kural olduğunu tek tek anlattınız mı?

Kontrolden çıkmış bir çocuk o an vereceğiniz cezayı düşünür ve sakinleşir mi

daha çok öfkelenir ve inatlaşır mı?

Evet, çocukların kurallara uyması zaman alır kararlılık gerekir kurallara teşvik

etmeniz gerekir.

 

Çocuk Davranışları İçin Kurallar

Kaçta yatıp kalkacağı, yatağını toplaması diş fırçalaması gibi kurallar dışında

Ne olursa olsun doğruyu söyle

Herkese nazik ve kibar davranmak.

Kullandığı eşyaları işi bitince aldığı yere koyma

Bir şeyi dökersen ve dağıtırsan kendin temizler ve düzenlersin vb. temel kurallar

olmalı

Kuraların uygulanabilir ve az sayıda olması kuralları uygulamamızı kolaylaştırır.

Peki, kurallar çiğnenirse

Çocuğunuz yediği şeyleri yere atıyor. Yediği şeyleri yere atmaması konusunda

kibar kesin net bir dille söyleyip kuralı hatırlatıp kuralın neden var olduğunu

açıklayın.

Her şeyden daha kıymetli olan iyi insanlar yetiştirmek

Ebeveyn ve Eğitim Koçu

Asuman Korugan

okul çağındaki çocuk ile iletişim

Okul Çağı Çocuğu İle İletişim

Ebeveynler genellikle doğru iletişimi sağlayamama ve uygun otorite şeklini bulamama konusunda zorlanmaktadırlar. Okul döneminde olan çocuklar ile yaşanılan en sık problem, çocukların derse ve okula karşı olan negatif bakış açılarıdır. Ebeveynler tarafından aktarılan bilgiler ve öneriler çoğu zaman çocuk tarafından ters etki yaratmakta ve yanlış algılanmaktadır. Örneğin ‘’ders çalış’’ kelimesi çocukları genellikle irite eden bir kelimedir. Ebeveynler her ne kadar doğru bilgiyi aktarsa da bazen yeterli olmamakta ve aile içinde çatışmaya sebep olabilmektedir. İşte bu nedenle çocukların derse ve okula karşı olan negatif duygularını pozitife çevirmek ve düzenli bir çalışma alışkanlığı kazandırmak adına çocuklara sorumluluk duygusu verilmelidir. Yani ödevini yapması gerektiğinin nedenleri ve yapmadığı durumlarda sonuçları açıklanarak anlatılmalı bunun bir eziyet olmadığını benimsetmek gereklidir.

Okul Çağı Çocuğu İle İletişim

Okul Çağı Çocuğu İle İletişim

Biz devamlı ona bu irite eden ‘’Ders’’ kelimesini kullandığımız zaman çocuk kendisini baskı altında hissedip, tepki verecektir. Bu nedenle sonuçlarına kendisi katlanmak istiyorsa (öğretmeninin uyarması, ceza gibi) tercih onun olmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır; çocuğunuz ders çalıştığı, ödev yaptığı sırada sizin de çocuğunuzun dikkatini çekebilecek ya da dağıtabilecek etkinliklerde bulunmamanız gerektiğidir.

Elbet herkes sorumluluklarını bilip yerine getirmelidir ama yine de onlara yardımcı olmak adına, o esnada çocuğunuzun aklı televizyonda kalıyor ise sizlerin de o anda yapmanız gereken; televizyonu kapatmak olmalıdır. Bunun yanı sıra özellikle çalışan anne babaların dile getirdiği diğer bir sıkıntı ise; çocuk ile geçirilen kısıtlı zamanda da çatışma yaşamak ve verimli zaman geçirememekdir. Çünkü işten yorgun gelen ebeveyn, evde çocuğu ile kaliteli, güzel zaman geçirmek isteyecektir. Aslında bunu sağlamak zor gibi gözükse de küçük uygulamalar ile basit hale dönüştürebilir. Yani çocuğun ilkokul çağına başlama döneminden itibaren yerine getirilmesi gereken sorumluluklar (bu bütün aile fertleri için geçerli, herkesin görevleri açıklanmalıdır), kurallar belirlenir ve bunlara uyulur ise bu düzen bu şekilde devam edip rutin hale dönüşecektir.

Eğer çocuğunuzun ödevlerini yaptırabilecek birileri yok ise ve çalışmasını evde bireysel yapıyor ise, o zaman belli bir saat aralığı belirlenip o saatin çalışma saati olduğu kuralı uygulanmalıdır. Çocuğunuzun çalışmasının bittiği, geri kalan zamanında ise ailece aktivite ya da hoşuna gidebilecek etkinliklerde bulunmanız onları motive edici faktörlerdir. Ceza ve ödüller olmazsa olmazınız olmalı ve net olarak belirlenmelidir. Olumlu davranış modelini pekiştirmek, olumsuz davranış modelini kaldırmak adına yapılması gereken önemli hususlardır.

Cezanın yıpratıcı değil, öğretici olmasına dikkat edilmelidir.

İstenmeyen davranış uygulandığında buna karşılık ya çocuk hoşlandığı durumdan mahrum bırakılır ya da itici uyarıcı eklenerek o davranışı bir daha tekrarlanmaması sağlanır. Bu her iki durumda da amaç, çocuğu sinirlendirip üzmek değil, davranışın sonucuna (yıpratmadan) katlanmasını sağlamaktır.

Okul Çağı Çocuğu İle İletişim

Okul Çağı Çocuğu İle İletişim

 

Bir süre sonra çocuk bilir ki o davranışı yaptıktan sonra ailenin uygulayacağı bir ceza vardır ve yapmaması gereklidir, bu yüzden onu tekrar etmez ya da azaltır. Cezanın yanı sıra ödülde her zaman bizimle olmalıdır. Takdir edilmek, onaylanmak her çocuğun hoşuna giden durumlardır. Olumlu davranıştan sonra ödül almak onları bu olumlu davranışlara daha da itecek, cazip hale getirip tekrarlanmasını sağlayacak olan faktördür. Okul çağı çocuğu ile yaşanılan bir diğer önemli sıkıntı da, Çocuk- Akran İlişkisidir. Çocuklar akranları ile yaşadığı sıkıntıyı öncelikle gelip ailelerine aktarırlar ve destek beklerler.

Okul Çağı Çocuğu İle İletişim

Okul Çağı Çocuğu İle İletişim

Çocuk yaşadığı sıkıntıdan dolayı kendini gergin ve mutsuz hisseder, bu da dolaylı yoldan aileyle çatışma yaşamasını sağlar. Ailenin burada yapması gereken çocuğun anlattığı her olayı dikkate alıp dinlemek ve onlara karşı anladığını belli etmektir. Ama buradaki önemli nokta sorunun çözümünü çocuğunuzun yapmasını sağlamaktır. Fikir verebilirsiniz ama sorunu siz çözmemelisiniz. Böylelikle çocuğunuzun kendine olan güveni de gelişmiş olacaktır. Özellikle okul çağı çocuk lar için kritik bir dönemdir. Hem kendi gelişimlerine etki edebilecek hem de sizlerle olan ilişkilerine zarar verebilecek dönemdir. Bu belirttiğim nedenler gibi çeşitli sorunlar ile karşılaşabilirsiniz.

Sabırlı olup, doğru (etkin) davranış ve uygulamalarda bulunursanız bu kritik dönem sağlıklı, sorunsuz bir döneme dönüşür. Böylelikle huzurlu bir aile ortamı meydana getirmiş olursunuz. Unutmayın ki çocuklarınızın gelişimindeki ayna sizlersiniz.

Cansu Aslan /Psikolog-Aile Danışmanı 
Kristal Çocuk Kulübü Sorumlu Müdürü
www.kristalcocuk.com/

küçük çocuklarda şiddet eğilimi

Küçük Çocuklarda Şiddet Eğilimi

Küçük Çocuklarda Şiddet Eğilimi

Siz de sabah öpücüklerle okula uğurladığınız çocuğunuzu, okul dönüşü arkadaşları tarafından sözlü ya da fiziksel olarak şiddete maruz kalmış biçimde mi karşılıyorsunuz?

Küçük Çocuklarda Şiddet Eğilimi

Küçük Çocuklarda Şiddet Eğilimi

Kaç yaşında olursa olsun, gerek televizyondaki yapımlar, gerekse gündelik hayatta canlı olarak gördükleri olaylar yüzünden çocuklar arasında sürekli bir şiddet söz konusu ve bunu birbirlerine göstermekten de çekinmiyorlar. Bazı aileler ise “çocuğum okulda ezileceğine ve şiddete maruz kalacağına, ona kuvvetli olmayı öğretmeliyim” diyerek, çocuklarını şiddete şiddetle karşılık vermeleri konusunda motive ediyorlar. Sana vurana sen de vur ne kadar doğru? Buna ana okulunda hatta oyun gruplarında bile şahit olmak mümkün.

Küçük Çocuklarda Şiddet Eğilimini Önlemek

Küçük Çocuklarda Şiddet Eğilimini Önlemek

Peki artık son derece vahşi olan bu dünyada çocukların hem zarar görmeden ,hem de doğru biçimde yetiştirilmesi nasıl mümkün olacak?

Gelin işin biraz daha özüne inelim. Bu çocukları arkadaşlarına ya da diğer insanlara karşı küçük yaşlarda şiddete yönelten etkenler neler:

Çocuğa emir vermek, yönlendirmek, uyarmak, gözdağı vermek, ahlak dersi vermek, sürekli nedenleri anlatılmadan “yapmalısın etmelisin” demek, öğüt vermek, yargılamak, eleştirmek, suçlamak, nutuk çekmek, şakacı davranmak, oyalamak, sözünden dönmek, konuyu saptırmak…

Bunların birçoğunu ebeveyn olarak, çocuğa zarar vereceğini düşünmeden yaparız. Ancak bunlar çocuğun kendini değersiz, yetersiz hissetmesine neden olur, çocuğu utandırır, benlik saygısını düşürür, sürekli yargılandığını hisseder, güvensizlik duyar, benliğinde süreki kuşkular oluşturur. Ve çocuk tüm iletişim kapılarını kapatarak şiddete yönelir.

cocuklarda_siddet_egilimi_anne

Çocuğunuzda Şiddet Eğilimi Varsa Yapılması Gerekenler:

- Çocuğunuzu anlamak ve onu dinlemek için zaman ayırın

- Akıl vermek suçlamaktan kaçının

- Kendi düşüncelerinize değil çocuğun düşüncelerine odaklanın

- Değer verdiğinizi gösterin

- Onun seviyesinde kelimeler kullanarak duygularını yansıtın

- Sürekli çocuğa söz vererek kendisini anlaşılmış hissetmesini sağlayın

- Ve ona durmadan “neden, niçin, niye yaptın?” sorularını sormaktan vazgeçin.

Unutmayın, çocuğun şiddet davranışlarından uzak uyumlu, üreten bir değer olarak geleceğe hazırlanması ona ancak insan gibi davranan, çocuk odaklı bir aile ile mümkün olabilir.

çocuklarda yükselen ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuğunuzun ateşi her yükseldiğinde panik yapmayın! Ateş bir hastalık değil, hastalık belirtisidir.
3 aydan daha büyük çocuklar için 38,5 – 39 dereceye kadar ateş normaldir ve 3 gün gözlemlenmesi gerekmektedir.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Ateşi yükselen çocuklar için:

- Öncelikle üzerindeki giysilerin miktarını azaltın. (kalın giysiler giydirilerek terletmek doğru bir yöntem değildir)

- Bol su ve sıvı verin. (hemen ateş düşürücü ilaçlara ya da antibiyotiklere sarılmayın, doğal yollardan sulu besinleri deneyin, bol su , çorba ve meyve gibi)

- Oda sıcaklığını 21-22 derece civarında tutmaya özen gösterin. (çok sıcak veya çok soğuk bir ortam yaratmayın)

- Ilık duş yaptırın. (su sıcaklığı ılık olmalı, asla soğuk su kullanmayın)

- Hareketi engelleyin ve dinlenmesini sağlayın.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Kesinlikle Yapmayın:

- Soğuk ya da buzlu su ile duş yaptırmayın ya da kompleks uygulamayın.

- Çocuğunuzu alkollü su ile silmeyin, çocuğun derisi alkolü emer ve bu da başka komplikasyonlara yol açar.

- Ateşi hızla düşürmeye çalışmayın, yavaş ve istikrarlı bir yol izleyin.

· Unutmayın, ateşi çıkan çocuklara uygulanacak yanlış müdahaleler, çocuklarda ateşin daha da yükselmesine ve daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Ateş, vücudun enfeksiyona karşı geliştirdiği bir savunma yöntemidir. Çocuğunuzun ateşi çıkar çıkmaz, ateşi düşürme yoluna giderseniz bu savunma mekanizmasını yanlış yönlendirmiş ve engellemiş olursunuz.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

Bebeğin ateşi yükselmeye başladığında, ateş düşürücü vermeden önce bir süre beklemenin bağışıklığın güçlenmesi açısından faydalı olacağı bildirilmektedir. Ancak daha düşük ısılarda bile bebeğin ağrılarını gidermek, rahatlamak ve uyku düzenini sağlamak amacıyla ateş düşürücü tedavi uygulanabilir.

Öte yandan ateşin altında yatan etkenlerin de araştırılması gerekir.

Çocuklarda Yükselen Ateş

Çocuklarda Yükselen Ateş

 

Oyuncaklar…

Doğaları gereği çocuklar oyuncaklarla oynamayı çok severler. Sizin de gittiğiniz her yerden çok istedikleri için oyuncak satın almak zorunda olduğunuz zamanlar olmuştur. Kendi ellerinizle çocuğunuza oyuncak dikmek, onun başka oyuncaklar istemeyeceğini garanti edemez ama, inanın büyüdüğünde bunlar onun en çok değer verdiği oyuncaklar olacaktır!

Bu oyuncakları yapmak çok kolay. Bakıldığında her ne kadar komplike görülse de, örgü örmeyi biliyorsanız hiç zorlanmayacağınızı temin ederiz. Resimde görülen pengueni yapmak için; sarı, beyaz ve siyah örgü iplerine ihtiyacınız var. Pengueninizin içini doldurmak içinse sünger kullanabilirsiniz. Adım adım penguenimizi yapmaya başlayalım:

 • İlk olarak sarı ipi kullanarak pengueninizin gagasını, boynunu ve ayaklarını örün. Yapmanız gereken tek şey düz örgü ile küçük parçalar yapmak.
• Daha sonra beyaz iple pengueninizin karın kısmını örün.
• Bir sonraki adım siyah ipi kullanarak sırt ve baş kısmını örmek.
• Ördüğünüz parçaları resimde görüldüğü gibi birleştirin ve dikin. İçini doldurduktan sonra alt kısnımı da kapatabilirsiniz.
• Gözlerinin yerine iki düğme diktikten sonra örgü oyuncağınız hazır!

Ebeveyn Olmaya Beş Adım

Anne baba olmak veya olmaya karar vermek içgüdüsel bir davranış olduğu kadar düşünülmesi ve doğru zaman için karar verilmesi gereken bir davranıştır. Bazıları kendileri için doğru zaman olduğunu birden hissederler. Bazıları için ise bu o kadar kolay değildir. Onlar yeni bir insan ve yeni bir hayat için gerekli sorumluluğu en doğru şekilde taşıyıp taşıyamayacaklarını düşünürler.
Sevmek, eğitmek, öğretmek, paylaşmak, O acı çektiğinde acı duymak, aylarca gecenin bir yarısı onun için uyanmak, sosyal hayatınıza bir süre ara vermek ya da değişiklikler yapmak….. ne muhteşem bir şey değil mi? Ana baba olmak bize hayatı öğreten bir şey ve belki de hayatımız boyunca alacağımız en büyük sorumluluk.

Adım 1: İyi Arkadaş, iyi eş iyi aile olabilmek
Sevgi dolu bir ilişki; çocuğunuzla paylaşacağınız ve onun en çok ihtiyaç duyacağı şey bu. Para, düzen, işiniz ve çocuğun hayatınızda yapacağı diğer tüm değişiklikler bundan sonra gelecek. Çocuğunuza karşı taşıdığınız en büyük sorumluluk ona sevgi dolu bir aile ortamı sunabilme ve onunla iyi bir arkadaşlık kurabilmenizdir.

Adım 2: Kendinizi daha iyi tanımalı ve kendinizi daha fazla sevmelisiniz
Öncelikle kendinizi tanımalı, kendinizi sevmeli ve bu hayat yolculuğunda artık başka birine yardım etme ve yol gösterme işine hazır olduğunuzu  hissetmelisiniz. En önemlisi de yeni bir hayat arkadaşı ile paylaşacağınız o sevgiyi içinizde duymalısınız.

Adım 3: Finansal durumunuz elverişli mi?
Çocuklarımıza eşyaları değil, kendimizi ve sevgimizi sunmalıyız. Bir çocuk sahibi olabilmek ve onu büyütebilmek için finansal durumunuzun iyi olması gerekmekle birlikte, acil durumlar için yeteri kadar sevgiye sahip miyiz? Lüks bir ev, iki Cherokee jeep ve bir yat her acil durumda işe yaramayabilir.

Adım 4: Espri anlayışınız
En önemli şey; çocuğunuz kedini diş macunu veya jöleye buladığında, aynanıza rujunuzla yazılar yazdığında, halılarınıza, koltuk takımlarınıza yepyeni desenler
eklediğinde buna gülebilmektir. İnanın böyle durumlarla sık karşılaşacaksınız ve böyle zamanlarda espri anlayışınız dışında hiç bir şey size yardım edemez.

Adım 5: Dört evetiniz varsa artık hazırsınız!
Yu karıdaki dört yaklaşıma da tamam cevabı veriyor başınıza gelecekleri varoluşun değişmez kuralları olarak görebiliyorsanız, beklemenize gerek yok. “Just do it!* Tüm bunları sizinle paylaştıktan sonra siz kendinizi hazır hissetmeseniz bile biz iyi bir anne baba olacağınıza inanıyoruz. Zaten hiç tecrübe etmediğiniz bir şey için hazır olup olmadığınızı nasıl bilebilirsiniz ki? İnanın bunu bilmeniz için denemeniz gerekli.

Çocuk Sahibi Bir Aile Olmaya Hazır mısınız?

Çocuk sahibi olma kararı kimi zaman çiftleri karşı karşıya getiriyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt, çiftlerin çocuk sahibi olma kararını birlikte alması ve bir bebeğe hazır olması konusunda fikir birliğinde olması gerektiğini belirterek merak edilenleri sizlerle paylaşıyor.

Çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında, evlilikte uyum noktasında önemli bir faktör. Evlilikle hayat çok değişmiyor ama çocuk sahibi olunca evlilikte bir değişim olması kaçınılmaz. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt değişimi güzel bir örnekle açıklıyor: “Bir çift pistte tango yaparken, sırtlarında kabarık birer sırt çantası olduğunu düşünün. Uyumlu dans etmek zorlaşacaktır. Bazı figürleri yapamayacaklar, yeni bir takım hareketler geliştirmeleri gerecek, çok akrobatik olan hareketler yerine daha dengeli hareketleri tercih edecekler, kısacası bu yeni duruma göre danslarında uyumu sağlayacak bazı değişiklikler yapmaları gerecektir. Bu değişikliklerden sonra dansları eski dansları gibi olmayacaktır, ama yeni bir tarzda yine uyumlu olacaktır. Çocuk yapma kararı verildikten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bu açıdan çiftlerin birbirini tanıyor olmasından çok, birbirlerinde meydana gelecek değişikleri algılamaya ne kadar niyetli ve becerikli oldukları, uyum için daha önemli olacaktır.”

Ortak karar alınmalı

Çocuk sahibi olma kararının alınmasında dikkat edilmesi gereken altın standartlar diye bir şey yok. Şu şu şartlar karşılandığında çocuk yapmak için en doğru zamandır diye bir şey söylemek de mümkün değil. Yine de sağlıklı bir karar için ne gerekiyorsa, çocuk yapma kararı için de aynı şeyler söylenebilir. Psikolog Aslıhan Kurt konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bunlardan ilki, çocuk sahibi olmak çiftin hayatında önemli değişikler meydana getirecektir. Çiftin, hayatlarının iş, kariyer, ekonomik yapı, sosyal ilişkiler, iş bölüşümü vs. alanlarında meydana gelecek bu değişikliklerin farkında olmaları ve bunlarla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmaları, kararlarının doğruluğunu etkileyecektir. İkincisi, bu kararın iki kişinin ortak kararı olmasıdır. Çiftlerin çocuk yapmak ile ilgili kişisel nedenleri aynı olmayacaktır. Ancak karar iki kişinin kararı olmalıdır. İkincisi, kişiler birbirlerinin çocuk yapma kararıyla ilgili nedenlerini bilmeli, birbirlerine bildirmelidirler. Üçüncüsü, çocuk yapmak istemenin gerçek nedeni, sadece bir çocuğa sahip olmak istemek olmalıdır. Bazı durumlarda çocuk yapma kararının altında, çocuğun yolunda gitmeyen ilişkiyi düzelteceği, ilişkiye bir değişiklik getireceği, ilişkiye heyecan katacağı gibi gerçekçi olmayan beklentilerin bulunduğu görülür. Bu durumda, çiftin bu gerçek nedenlerin farkında olması, bunları iyice değerlendirmesi ve mümkünse bu konularla ilgili çözüm yolları aramaları daha faydalı olacaktır. Bu sorunları çözümledikten sonra çocuk yapma kararlarını tekrar değerlendirebilir. En azından ikincil nedenleri bilerek, ve bunlara rağmen çocuk yapma kararı aldıklarının farkında olmalarında yarar vardır. Dördüncüsü, eşlerden birinin bu kararla ilgili tereddüdü veya şüpheleri varsa, bu karar iyice konuşulup tartışılmalıdır. Eğer bir çözüme ulaşılamıyorsa, çiftin birlikte bu kararlarını bir profesyonel (psikolog, aile danışmanı, psikiyatrist vs.) ile değerlendirmesinde fayda vardır. Bütün bunlara rağmen, şunu unutmamak gerekir ki bu kararın doğruluğu ya da yanlışlığından çok, bu kararı vermede kişilerin dayandıkları kişisel nedenlerin iki kişi tarafından da farkında olunması önemlidir. Çünkü ileride çiftin yaşantısında meydana gelecek kaçınılmaz değişiklikle ne kadar etkili bir şekilde başa çıkacakları, bu farkındalıklarının derecesine bağlıdır.”

Bebek Sahibi Olmaya Hazır mısınız?

Hamilelik, bebeğin ilk kalp atışlarının, ilk tekmelerinin sevinciyle gelen gerçek anlamda özel bir dönem; aynı zamanda çok da zahmetli! Vücut kendini bir bebeğin doğumuna hazırlarken, hormonlarda meydana gelen değişiklikler hem fiziksel hem de duygusal değişimlere yol açıyor. Elele Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık, Gelişim ve Eğitim Merkezi Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı Bihter Mutlu Gencer anne olmaya hazırlananlara önerilerde bulunuyor.
Hamilelikte birçok fiziksel değişiklik yaşanır. Tad ve koku alma duyularının farklı çalışmasıyla mide bulantıları başlar. Ancak bedensel değişimler kadar duygusal iniş çıkışlar da görülür, mizaç değişiklikleri oluşur. “İyi bir anne olabilecek miyim?” sorusu ise her anne adayı için hatırı sayılır bir endişe kaynağıdır. Bihter Mutlu, “Yaşanan bu değişimler kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir, hatta apayrı uçlarda olabilir. Bazı kadınlar oldukça mutlu ve enerjik iken, bazılarında sürekli bir yorgunluk hissi hakim olur. Bazı kadınlar otobüste kendisine yer verilmesi, elindeki paketlerin taşınması gibi davranışlar karşısında son derece mutlu olurken, bazıları tersine kendilerini aciz ve güçsüz hissedebilirler. Bu sürecin duygusal olarak nasıl geçirileceği anne adayının ve eşinin bir bebek sahibi olmaya, bu dönemin getireceği fiziksel değişimlere ve duygusal iniş çıkışlara ne kadar hazır olduğuyla elbetteki doğrudan ilişkisi var. Yine de hamileliğin getirdiği bütün bu değişimlerle başetmeye çalışırken bebek için duygusal olarak hazırlanmak oldukça güçtür.” diyor.

Bebeğe hazırlanmak ne demek?

Bu sorunun yanıtını Bihter Mutlu şöyle veriyor: “Bir danışanım, ‘bebeğe hazır olduğumu düşünürdüm hep, hiç te hazır olmadığımı o doğduğu zaman anladım; bebek dediğin yatırırsın uyur, yedirirsin yer, giydirirsin, saçını tarayıp kurdele takarsın, ben böyle sanırdım’ demişti. Elbetteki bu süreçle ilgili kitaplar okumak, seminerlere katılmak gibi aktiviteler kişileri bebeğe hazırlamaya yardımcı olur. Ancak “bebeğe hazırlanmak” konusu için yapılacak en yararlı işlerden biri eşlerin bebekle ilgili iletişimidir.”

Bebeğe hazırlanmak genellikle evin bir odasını bebek için değiştirmek, duvar kağıdı, mobilya seçimleri, bebek giysileri, bebek arabası gibi ihtiyaçlar için alışverişe çıkma gibi algılanır. Tüm bunlar zevkli ve heyecanlı hazırlıklar, ancak anne baba adaylarının aynı zamanda psikolojik olarak ta hazırlık yapmaları, bu hazırlığı da birlikte yapmaları çok önemlidir. Çiftlerin bebekle ilgili beklentileri, bebek geldiğinde değişecek olan hayatlarıyla, edinecekleri yeni rol tanımlarıyla, işbölümü ve sorumluluklarla ilgili yapılması gereken gerçekçi konuşmalar genelde atlanır. Peki bunun için ne yapmak gerekir? Sorunun yanıtını Bihter Mutlu şöyle veriyor: “Eşler öncelikle neden çocuk sahibi olmak istediklerini birbirlerine sormakla konuşmaya başlayabilirler. Bu çocuğu aynı nedenlerle mi istediklerini tartışabilirler. Ayrıca, bebek deyince akıllarında hangi imajın oluştuğunu konuşabilirler. Akıllarında mama sandalyesinde bir bebek mi yoksa bir okul çocuğu imajı mı oluşuyor? Bazen eşlerden birinde henüz bir çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında bile çocukla ilgili planlar akılda oluşmuş olabiliyor. “Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa acaba? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Diğer eşin ise bu tip bir plan aklına bile gelmemiş olabiliyor. Eşlerin çocuklarını yetiştirme yöntemleri, vermek istedikleri değer yargıları nelerdir? İşte bu ve buna benzer soruların cevapları arasındaki uçurumlar, hamilelik sırasında ve bebek doğduktan sonra ilişkileri olumsuz etkiliyor. Cevaplar tıpatıp aynı olmasa bile böyle bir iletişimle birlikte anne baba adaylarının akıllarındaki bebek ve çocuk imajları paralel bir duruma ulaşabilir. Böylece, sağlıklı ve gerçekçi bir platformda, artık ‘aynı çocuk’ için heyecanlanmaya ve plan yapmaya başlayabilirler. Bebekleriyle sağlıklı bir iletişim kurabilmenin de adımlarını sağlam atmış olurlar.”