Etiket arşivi: Nasıl bir baba olmalıyım?

baba-bebek

Baba Olmak

baba olmak

baba olmak

Baba çocuk ilişkisi

Toplumumuzda baba” kavramına anneye verildiği kadar değer verilmez. Çünkü erkeklik gururunun ağır bastığı ve sevgi göstermenin bu gururu ayaklar altına aldığını düşünen bir toplumda yaşıyoruz. Oysa bunları düşünen erkeklerin, çocuklukta kendi babalarının da onlara sevgi göstermemesinden şikayetçi oldukları bir gerçek değil mi? Her çocuk baba sevgisini hissetmek ister. Babanın varlığı çocuğun ruhsal gelişimi için oldukça önemlidir. Sadece onlarla geçireceğiniz kısa bir sürede bile onların ne kadar da sizin sevginize muhtaç olduğunu anlayacaksınız; ve elbette onlar için eve ekmek getiren birinden daha değerli olduğunuzu da!

Baba olmak sorumluluk gerektiren bir şeydir ve bir erkeğin sorumluluklarının arttığını bilmesi onlara korkutucu gelmektedir. Modern dünyamızda baba olmak önemli bir görevdir. Görevdir çünkü kadınlarda ki içgüdü, erkeğin doğasında yoktur . Bir ebeveyn olmak ve bir çocuk büyütmek hakkında öğreneceği çok şey vardır. Bu bir iş değildir ki patronunuza beğendireceğiniz. Veya ucunda terfi olan bir proje! İyi bir baba-çocuk ilişkisi kurmak bir günde olacak bir iş asla değildir. Bu, temelleri sağlam ve güvene dayalı bir ilişki olmalıdır ki sağlıklı ve sonsuz olabilsin. Bunun için gerçekten zaman ve enerji harcamanız gerekecek. Eğer iyi bir baba olmak istiyorsanız sadece onu sağlıklı yetiştirmeniz ve onu “maddi varlığınızla” mutlu etmeniz yeterli değil, aynı zamanda onun hayatını “babasıyla” dolu geçirmesini sağlamalısınız.
Peki bunu nasıl sağlayacaksınız? Baba kavramının yeni doğanlarda içgüdüsel olarak gelişmemesi bebeğinizin suçu değil; ama bu kavramı geliştirmek sizin elinizde. Bir çocuğun annesine olan bağlılığının doğuştan gelmesi ise doğaldır. Düşünün bir kere, annesi onu dokuz ay karnında taşımış ve onu kendi kanıyla beslemiştir. İster istemez arada güçlü bir bağ vardır. Ve doğar doğmaz da bu bağ kopamaz; kopmasını da bekleyemezsiniz zaten.

İşte burada babaya görev düşer. Babanın kendisini çocuğuna göstermesi gerekir! Çünkü siz ona yabancısınızdır. Annesinin o tek tanıdığı ve güvendiği varlığın yanında ki bu adam da kimdir? Yoksa annesiyle arasına giren biri midir? İşin böyle olmadığını ve sizin onun hayatının bir parçası olduğunuzu, onu çok sevdiğinizi ve bu kutsal ikili ilişkinin aslında üç kişiden oluşması gerektiğini ona göstermelisiniz. Örneğin, genelde annesinin yaptığı şeylerden bazılarını siz yaparak ona daha yakın olabilirsiniz; onu uyutmak, kucağında taşımak gibi.

Çocuğunuzla daha yakın olun ve ona daha fazla ilgi gösterin:

İyi bir baba-çocuk ilişkisi kurmak için eğlenceli, sevecen ve şefkate dayalı bir iletişim kurmayı öğrenmelisiniz. Böylece çocuğunuz size korkarak yaklaşmayacaktır. Mesela, çocuğunuzla onun sevdiği oyunları oynayabilir; onunla arkadaş olabilirsiniz. Ona öyle bir güven duygusu verin ki zor anlarında bunu başkalarıyla değil sizinle paylaşabileceğini öğrensin. Birbirinizle güvene ve saygıya dayanan bir ilişki kurmalısınız. Sizi korkacağı biri olarak asla görmemeli. Aranıza duvarlar örmeyin! Mesela asla ona yapamayacağınız şeyler için söz vermeyin. Çünkü söz verip de yapmadığınız her şey için, size olan güveni yavaş yavaş azalacaktır.
Çocuğunuz üstünde otorite kurmaya kalkmayın.Unutmayın ki, çocuğu otorite değil sevgi şekillendirecektir. Disiplin vermek için sevgiyi yok sayamazsınız. Onun saygısını kazanmalısınız ki sizin doğrularınızı kabul etsin. Örneğin, ona yapma dediğiniz şeyleri sizin de yapmamanız gerekir ki gerçekten bunun yapılmaması gerektiğini anlasın. Yani, sigaranın kötü bir şey olduğunu söyleyip ardından sigara içerseniz çocuğunuz ikileme düşecektir. Aradaki dengeyi çok iyi sağlamalısınız. Bunun için onunla konuşun ve onunla daha çok zaman geçirin. Göreceksiniz ki sizde bundan çok hoşlanacaksınız. Ona güvendiğinizi, onunla ilgilendiğinizi,ve onu sevdiğinizi gösterin.

Onun isteklerinize saygı duyun ve onu dinleyin:

Onun sizden farklı olduğunu ve onunda kendi kararları olabileceğini unutmayın. Devamlı onun yanlışlarını düzeltmekten vazgeçin ve daha anlayışlı, destekleyici, cesaretlendirici ve takdir edici olun. Ona “o” olduğu için saygı duyun. Ve sizin istediğiniz biri değil de kendi olmasına izin verin. Onu yönlendirin ama onu değiştirmeye çalışmayın; görüşlerine saygı duyun. Özellikle büyüdükçe ve kendini keşfetmeye başladıkça sizin isteklerinizle ve kendinize ait doğrularınızla onunkiler muhakkak çatışacaktır. Ona zorla sizin doğrularınızı empoze etmeye çalışmayın.

Sadece ona gösterin o muhakkak görecektir. Bir şeyi yapma dedikçe o bunu yapmaktan daha çok hoşlanacaktır. Çocuğunuz kötü bir sözü öğrenmiş ve devamlı bunu tekrarlıyor olabilir. O bunun kötü olduğunun farkında bile değildir aslında. Sadece söylediği zaman aldığı tepki hoşuna gider- genelde insanlar gülerler! Bu da sizi çileden çıkarabilir. Oysa ona yaptığının doğru olmadığını, bunun kötü ve çirkin bir davranış olduğunu konuşarak anlatabilirsiniz. Bundan vazgeçecektir.

Yeterince zaman ayırıyor musunuz?

Sahip olduğunuz ağır iş ortamı ve hayat baskısının sorumlusu çocuklarınız değil. Aile ve iş arasında ki bağı dengelemelisiniz. Eve geldiğinizde artık o günü ya da bir sonrakini düşünmeyin. Artık önemli olan çocuğunuzla geçireceğiniz zaman olmalıdır. Eğer buna vaktini olmuyorsa ona sevginizi belli ettirecek hareketlerde mutlaka bulunmalısınız. Örneğin iş yoğunluğunuz arasında bulabildiğiniz bir an onu telefonla aramak gibi.
Unutmayın iyi bir baba çocuğunun sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamakla olmaz. Çocuğunuzun sevgi ve ilgiden daha çok ihtiyaç duyduğu bir şey yoktur.

babaların endişeleri

Babaların Beş Endişesi

Eğer yeni baba ya da hamile bir baba iseniz, belki bir baba olmanın ne anlama geldiği hakkında dile getiremediğiniz bazı varsayımlarınız vardır. Bu fikirler sizinbabanızla olan tecrübelerinizden ve toplumun baba olan bir erkekten klasik beklentilerinden kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki, bu genel endişeleri test etmek vekendinize bir çıkış bulmak için size yardımcı olabilecek çok az yayın vardır. Babalığın ifade edilemeyen beklentilerini daha fazla sınayabilir ve anlayabilirsiniz, olmakistediğiniz baba olabilmeniz için daha iyi bir fırsat var artık elinizde. Belki en büyük endişe “iyi baba” olma diye bir tanımın olmasıdır. Fakat babalık sabit bir bütündeğildir.Bilmediğiniz bir olguda ailenizin ve kendi ihtiyaçlarınızın doğrultusunda kendi tarzınızı oluşturmak güçtür ve bunu ancak zamanla yapabilirsiniz. Hamilelikle,babalığın ilk üç yılı arasındaki süreçte erkekler değişir ve bir baba olarak kimlik geliştirirler.

İşte diğer beş ortak inanç ve arkalarında gizli gerçekler;

Endişe 1 : Sadece hamile kadının duyguları önemlidir.
Endişe 2 : Yeni doğanlar gerçekte babalarına ihtiyaç duymaz
Endişe 3 : Erkekler çocuklara nasıl bakacaklarını bilmezler
Endişe 4 : Odağı çocukları olan erkekler iş dünyasında başarılı olamazlar
Endişe 5 : Babanız gibi bir baba olmanız kaderiniz …

   Endişe 1: Sadece hamile kadının duyguları önemlidir;

Hamilelik boyunca eşinizin vücudundaki şaşırtıcı değişmeler ve doğum sürecinde onun odak olması, sadece onun duygularının sayılmasını, önemsenmesinikolaylaştırır. Onun fiziksel ve ruhsal sağlığıyla ilginiz şimdi ve daha sonraki dönem boyunca önemlidir, sizin duygularınızın sebebi bir yerde budur.

Baba olmanın pozitif yönleri hakkında heyecanla konuşmak hamile bir baba için kolaydır, korku ve vehim hissi kaçınılmazdır. Doğumda bayılacak mıyım? Tıbbi birkarışıklık olacak mı? İlişkimiz nasıl değişecek? Hem baba olup hem de kariyerime devam edebilir miyim?

Eşinizin hislerinizi duymaya ihtiyacı vardır. Erkeklerin çoğu hamilelik ve babalık hakkındaki korkularını kendilerine saklarlar çünkü eşlerinin endişelerini artırmakistemezler. Bu yükü paylaşmaktan korkmamalısınız! Kadınlar bu tür etkileşimi isterler ve baba olmanın getirdiği meydan okumalar olduğunu bilirler. Korkularınızıeşinizle paylaşmalısınız.

Diğer hamile babaları arayıp bulabilirsiniz, baba olma hakkında iyi bir kitap okuyabilirsiniz, bir babalık sınıfına ya da destek grubuna devam edebilirsiniz. Heyecan veincinebilirlik duygularının ifadesi için kendinize izin vermelisiniz. Eğer daima güçlü erkeği oynuyorsak kendimizden bir parça yitiririz. Hamilelik ve ilk babalık süresincebağlarınızı değerlendirerek, endişelere meydan okursunuz.

Endişe 2: Yeni doğanlar gerçekte babalarına ihtiyaç duymaz;

Anne ve bebek arasındaki sıkı bağ, özellikle eğer emzirme döneminde ise, bebeğin size ihtiyaç duyup duymadığı konusunda sizi merakta bırakabilir. Siz onunyaşamında önemli bir kişisiniz, ve sizinle olma onu rahatlatıyor, yatıştırır. Bebeğinizle ilgilenin, onu tutup, sallayın, öpüp- koklayın ama yemeğini bitirene kadarbekleyin, ondan sonra tüm dikkatini size verebilir. Hem bir öğünden sonra bebekle ilgilenmeniz eşinizin de emzirme sonrası enerjisini toplaması için bir fırsat olacaktır.Eğer eşiniz bebeğinize şişe sütü veriyor ya da göğüsten sağılan sütü veriyorsa bebeğinbeslenmesine yardım edebilirsiniz. Ve evde eşinize yardım ederek de dolaylıolarak bebeğinize yardım edebilirsiniz. Onun iş yükünü hafifletme bebekle daha çok dinlenebilmesi için imkan sağlayacaktır. Unutma, herşeyi aileniz ve yenidönemdeki mutluluğunuz için değiştiriyorsunuz.

Endişe 3: Erkekler çocuklara nasıl bakacaklarını bilmezler;

Bu, babaların bebekleriyle ilk bağlarını kurmalarını zorlaştıran ve annelerin babaların çocuğu tutup tutamayacakları konusunda korkmalarına, gereksizendişelenmelerine sebep olan büyük bir yalandır. Hatta otoriteler bile daha önceleri babaların bu konuda beceriksiz olduklarını kabul ederken, sonraları fikirlerideğişmiştir. Babalık çalışılarak öğrenilir. Eğer bebeğinle zaman geçirirseniz onun ihtiyaçlarını hissetmede daha hassas olabilirsiniz.

Endişe 4: Odağı çocukları olan erkekler iş dünyasında yapamazlar;

Erkekler kendi öz saygıları ve değerlerinin ana kaynağı olarak işlerindeki başarıyı ölçü olarak kullanırlar. Toplumun altını çizdiği mesaj, erkeğin mesleki başarısızlığıgöze almak pahasına ailesini seçmesi, kendini kurban etmesidir. Fakat kültürel normlarda destansı bir değişmeninbaşlangıcındayız. Daha çok erkek, babalığı anlamlı buluyor ve bu, babaların statüsünü yükseltiyor. Bazı erkekler kariyer ilerlemesi yerine ailelerine vakit ayırmayı tercih ediyor çünkü babalıkta öğrendikleri ikameedilemeyecek değerler. Çoğu erkek için iyi bir baba olduğunu hissetmesi hayatta önemli bir başarıdır.

   Endişe 5: Babanız gibi bir baba olmak kaderiniz…

Bir baba olduğunuzda babanızın gözünde daha farklı bir öneminiz olacak. Daha iyi ya da daha kötü bir boba olmak için, siz o yaşlı adamın ayak izlerini takipedeceksiniz. Fakat babanız babalık için öncelikli model rolünde olmamalı. O sadece sizin ne tip bir baba olacağınız konusunda bir etkidir. Yıllardır sizi büyüten,öğretmenler, koçlar, arkadaşlar, amcalar, kardeşler, daha nicelerine bakıp bir baba olarak kendi kimliğinizi oluşturmalısınız.Dünya üzerindeki araştırmalarda babalık için birbirini tutan bir modelin kanıtı bulunamamıştır. Farklı kültürler babalığa farklı şekilde yaklaşır. Gerçekte, bazı Afrikakültürlerinde baba; bir grup erkektir, bir kişi değildir. Babalık sosyal bir yapıdır, ferdi kültür ihtiyaçlarının tamamladığı bir anlamdır. Bu bizim babamızın yaptığıdır.Onlar için, iyi bir baba olmanın anlamı bir ev, yiyecek, ve eğitim sağlamaktır. Belki babalarımız bizim çocuklarımızla geçirdiğimiz kadar bizimle zaman geçirmedi.Fakat onlar zamanın aile yapısı ve toplumsal normlar gereği yaptıklarının bizim için en iyisi olduğu düşüncesindeydiler.

Siz de aileniz için en iyi tercihleri yapmalısınız. Babalığı, imkanları araştırdığınızda gelişen bir rol olarak görmeye çalışmalısınız. Kendi ailenizin pozitif yönlerini alabilir,babanızın yapamadıklarını kendi tarzına ekleyebilirsiniz.

    Babalığın Beş Endişesi ‘ne nasıl meydan okuyabilirsiniz


1- Size göre etkileyici bir baba olabilmek için kendinize zaman tanıyın. Duygularınızı eşinizle, diğer baba adayları ile paylaşın.
2- Bebeğinizle konuşun, onu sallayın, kucağınızda tutun, öpüp koklayın.
3- Bebeğinizi beslemeyi, bezini değiştirmeyi, banyosunu yaptırmayı öğrenin ve yaşamının bir parçası olun.
4- Bebeğinizle geçirmek istediğiniz zamanı işinizde harcamayın
5- Babanızın, öğretmenlerinizin, koçların, arkadaşlarınızın ve akrabalarınızdan baba olarak kimliğinizi yaratacak en iyi özellikleri toplamaya çalışın. Her birindenalacaklarınızla iyi bir model olabilirsiniz.

 

kilo almak isteyen kadın

Yeni Babaların Loğusalığı

Doğumdan sonra kadınlarda geçici bir depresyonun ortaya çıktığını tıp tarafından da kabul edilen bir gerçek. Ancak bu durum sadece anneler için değil, babalar için de geçerli. Bebeğin dünyaya merhaba deyişiyle birlikte baba olan erkek de bir çok problemle karşı karşıya kalıyor. Öyle ki bu sorun bazen öylesine büyük oluyor ki evlilikler bile son buluyor. Aslında bu durum çok uzun yıllardan beri yaşanıyor.

Özellikle de genç çiftlerde sık rastlanan bir durum olarak karşımıza çıkıyor . Erkeğin cinsel açıdan eşinden uzaklaşması olarak nitelendirilebilecek bu durum kadıları endişelendiriyor. Beni eskisi gibi sevmiyor mu? Hayatında yeni biri mi var? Cinsel olarak çekiciliğimi mi kaybettim? gibi soruların yanıtlarını arayan kadınlar ise soruna çözüm bulabilmek için aile terapistlerine başvuruyor.

Aslında bu durumu yaratan ana etmen yine kadınlar. Neden mi? Çünkü kadınlar anne kimliğine öyle sıkı sarılıyor ve çocuğun sorumluluğunu öyle fazla kendilerine mal ediyorlar ki, erkeği bu ikili dünyaya sokmuyorlar. İşte bu noktada baba kendisini gereksiz hissediyor ve bir savunma mekanizması geliştirerek kaçıyor. Zaten evlilik denen kurum sayesinde erkekler kendilerini bambaşka bir statüde buluyorlar.

Çocuk sahibi olarak de yepyeni bir rolü kabullenmek zorunda kalıyorlar. Anne çocuğu 9 ay karnında taşıdığı için bu ikinci statü değişimine daha kolay uyum sağlıyor. Baba ise dışarıdan takipçi olmaktan öteye gidemiyor. Bu nedenle babayı hamilelik döneminden itibaren mümkün olduğunca çok işi içine sokmak gerekiyor. Ayrıca kadın kendini sadece anne olarak görmemeli. Aksi halde erkek de onu sadece çocuklarının annesi olarak görür.

Her toplumda anneliğin bir çeşit kutsallığı, dokunulmazlığı var.Bu olgu nedeniyle, erkek de eşini böyle görmeye başlıyor. Bilinçaltında eşini kendi annesiyle özdeşleştirebiliyor. O zaman ona yeniden karısı gözüyle bakamaz hale geliyor.

Kimlerde daha çok görülüyor?

Genç yaşta baba olan erkeklerde bu durum daha çok görülüyor. Şefkat bekleyen, ilgi isteyen, benmerkezci bir kişiyse, çocuk olduktan sonra eşinden eskiden gördüğü ilgiyi bulamadığı için sorun yaşayabiliyor. Hatta farkında olmadan karısını çocuğundan kıskanacak raddeye geliyor. Özellikle genç ve deneyimsiz ailelerde çocuğun bakımı stres yaratıyor. O kadar yorulduktan sonra insanlar doğal olarak kendilerine daha az vakit ayırıyorlar. Böylece birbirlerine ilgileri de azalıyor. O anne üstelik de çalışıyorsa, gecenin bir vakti kocasının karşısına feminen olarak çıkamıyor çünkü kendinde o gücü bulamıyor.

Bu durumdan kurtulmanın yolları

Öncelikle gerçekten çocuk isteyip istemediğinize emin olmanız gerekiyor. Kendinizi gerçekten hazır hissettiğiniz zaman baba olun. Siz ve eşiniz bir aile olmaya kesin karar verdiğiniz andan itibaren kendinizi bu role alıştırın. Eşinizin hamilelik döneminden başlayarak babalığa hazırlanın. Bebeğinizle ilk yıldan itibaren sıcak bir ilişki kurmaya çaba gösterin.Annenin sorumluluklarını eşinizle paylaşın. Son sözümüz ise kadınlara. Pek çok işte olduğu gibi eşlerini bu durumdan kurtarmada en önemli rol size düşüyor. Annelik kimliğinizi ön plana çıkarmayın. Annelik, iş kadınlığı ve eşlik görevlerinizi eşit olarak yerine getirmeye çalışın.

Sempatik hamile erkekler

Sempatik hamile erkekler

Diğer adı “sempatik hamilelik” olan Kuvad Sendromu, erkeğin hamilelikte eşiyle bütünleşmesi anlamına geliyor.  Ne  kadar gerçektir bilinmez ama  bu sendromu yaşayan erkekler de, eşleri gibi bulantı, kusma, iştah artma, kilo alma gibi problemler yaşıyorlar Bahçeci Kadın Sağlığı Merkezi’nden Uzm. Psikolog Işıl Ertüzün, bu sendromu anlatıyor.

Sempatik hamile erkekler

Sempatik hamile erkekler

Kuvad sendromu nedir?

“Couvade (kuvad) sendromu bir erkeğin hamileliğin çeşitli belirtilerini yaşadığı durumun genel adı. Fransızca’da “kuluçkaya yatmak” anlamına gelen “couver” kelimesinden gelen “couvade” tanımı ilk kez 1865’te İngiliz Antropolog Edward Taylor tarafından ilkel kabilelerde gördüğü bazı gelenek ve tabuları anlatırken kullanılıyor. Erkek, eşinin hamileliği sırasında, doğum esnasında ya da doğum sonrasında bazı ritüeller uyguluyor, özel yemekler yiyor, özel kıyafetler giyiyor, ya da bazı davranışlarına sınırlama getiriyor.

Bunların arasında en sık rastlanan gelenek, bebeğin doğaüstü güçlere maruz kalmaması için, anne doğum yaptığı esnada babanın bir yatağa yatıp, sanki doğumu karısı değil kendisi yaparcasına doğurma durumunun acılarını çekmesi. Böylece kötü ruhların ve büyülerin bebeğe yönelmesini engelliyor, bir anlamda bu doğaüstü güçlerin dikkatini dağıtıyor. Bu gelenek modernleşme ve sanayileşme öncesinde dünyanın pek çok bölgesinde görülüyor.

Günümüzde “couvade” bir gelenek değil, bir belirtiler bütünü anlamına gelecek şekilde  “sendrom” olarak tanımlanıyor. Bir diğer adı “sempatik hamilelik”. Burada “sempatik” kelimesi gündelik olarak kullanıldığı “sevimli” anlamında değil, Eski Yunanca’dan geldiği şekliyle “beraber hissetme” anlamında kullanılıyor. Yani bir nevi duygudaşlık hâli. Erkeğin, eşiyle birlikte bebeklerini beklerken, eşinin yaşadığı bir takım hamilelik sıkıntılarını yaşaması durumu.

Özellikle sindirim sorunları, bulantı, kusma, karın ağrısı, şişkinlik, iştah ve kilo değişiklikleri görülüyor, eski cilt yaralarından sıkıntı çekmek, diş ağrısı ve bacaklarda ağrı gibi şikâyetlere rastlanıyor. Araştırma sonuçları bebek bekleyen babaların yüzde 23 civarının bu tip belirtilerle doktora başvurduğunu, fakat yapılan tetkiklerin altta yatan fiziksel bir problemi işaret etmediğini gösteriyor. Yani erkekler hamile olmadıkları hâlde, eşlerinin hamileliğiyle hemhâl oluyor diyebiliriz.

Peki bu nasıl oluyor?  Eşi hamile olan erkek,  nasıl oluyor da eşinin hamilelikte doğal olarak yaşadığı sıkıntıları kendisi de çekiyor?

Önce hamile olmadığı halde kendisini hamile sanma durumu, yani yalancı gebeliği inceleyelim. Bir erkek hamile kalamaz, fiziksel olarak yapısı buna müsait değildir, fakat kendisini hamile sanabilir. Aynı şekilde kadınlarda da hamile olmadığı halde kendisini hamile sanma durumu söz konusu olabilir.

Yalancı gebelik tanımını ilk kez M.Ö. 300’lü yıllarda Hipokrat’tan duyuyoruz. Hamileliğin neredeyse bütün semptomlarının görülebildiği bir durum: âdet düzensizliği ya da âdet olmama hâli (amenore), karnın şişmesi ve büyümesi, göğüslerde büyüme ve şekil değişikliği, meme uçlarında renk değişikliği, süt salgılama, iştah artışı, kilo artışı, sabah bulantı ve kusmaları, karnı öne çıkararak beli tutarak yürüme vs. Kişi kesinlikle hamile olduğuna inanır, hatta bazı durumlarda doğum sancısıyla hastaneye koşar, doğum kasılmaları yaşar, fakat hamile olmadığı gibi doğum da yapamaz.

Bu durumun en ünlü örneklerinden biri, iki kez yalancı hamilelik geçiren İngiltere Kraliçesi Mary Tudor.

Batı’da ortalama 22000 doğumdan 1 ilâ 6 kadarının yalancı gebelik olduğu görülüyor. Afrika’da yapılan araştırmalar infertilite tadavisine gelen hastaların 160’ta 1 kadarının bu tanıyı aldığını göstertiyor. Yaş aralığı 20- 44 arasında yoğunlaşıyor.

Neler yalancı hamileliğe yol açıyor?

Yalancı hamileliğe nelerin yol açtığı konusunda pek çok açıklama girişimi var. Psikolojik faktörler ve üreme sisteminin hormonal değişiklikler aracılığıyla birbiriyle etkileşim içinde olması üzerinde en çok durulan açıklama şekli. Psikolojik faktörler iki şekilde etkili olabiliyor: Birinci grupta, çok kuvvetli bir hamile kalma arzusu ve beraberinde bundan duyulan yoğun kaygının  bilinçdışı süreçleri hareketlendirmesi ve karmaşık nöroendokrin mekanizmaları ile  ilişkiye girmesi yalancı gebeliğe yol açıyor.

Bu depresyonda, infertilite durumunda, ikinci evliliklerde, arka arkaya kürtaj geçirme, jinekolojik operasyonlar sonrasında ya da kadının erkeği evliliğe ikna etmek istediği durumlarda görülen yalancı gebelik mekanizmasını açıklıyor. İkinci grupta yalancı gebelik yine hamile olma arzusuyla birlikte, duyusal uyaranları yanlış algılama ya da yanlış yorumlama sonucunda ortaya çıkıyor; hastalar karın şişliği ya da pelvik bölgedeki sıkıntıları hamilelik olarak yorumluyorlar. Nörokimyasal ve hormonal süreçlerle etkileşim halinde bu yanılsama yaşanıyor.

Tüp bebek denemelerinde embriyo transferi sonrasında tedavinin yan etkilerini hamilelik olarak yorumlayan kişilerle karşılaşabiliyoruz. Aynı zamanda karın bölgesindeki tümörler, yaşlanma, ya da doğum kontrol ilaçlarının vücudun su tutmasına yol açmasının bir hamilelik yaşanıyormuşçasına algılanması görülebiliyor. Ve bütün bu süreçler erkeklerde de, daha nadir de olsa, ortaya çıkabiliyor. Kadınlarda ve erkeklerde psikotik, yani gerçeklik algısının kaybedildiği durumlara kadar varabiliyor yalancı gebelik durumu.

Peki erkeklerde nasıl hamilelik belirtileri görülüyor?

Couvade sendromuna geri dönersek, bir erkeğin hamilelik sıkıntıları çekmesi, kendisini hamile sanması durumundan çok farklı; erkeğin hamile olduğunu düşünmeksizin ve durumu eşinin hamileliğiyle ilişkilendirmeksizin bu sıkıntıları çektiğini görüyoruz.
Burada baba olma durumunun üzerinde durmak gerekiyor. Bütün toplumlarda baba olma durumu anne olma durumuna göre ikincil addediliyor. Yani anne çocuğu karnında taşıyor, doğuruyor, emziriyor ve bakıyor, babaysa sadece üremeye yardımcı oluyor, bunun ötesinde doğrudan hamilelik, doğum ve bebeğin bakımıyla pek ilgisi yokmuş gibi algılanıyor. Anneler dokuz ay ve hatta çok öncesinden, çocukluklarından itibaren anneliğe kendilerini hazırlıyorlar, babalar ise çocuğu olma durumuyla sanki birdenbire karşılaşıveriyorlar.
Oysa Antropolog Taylor’ın tanımı ve günümüze kadar gelen şekliyle eski toplumlardan bu yana, erkeğin, eşi hamileyken bir takım süreçlerden geçtiğini görüyoruz.

  Günümüzde neredeyse bebek bekleyen çiftlerde dörtte bir oranında görülen bu durumu nasıl açıklayacağız? Ve eğer bu sendrom, baba olmaya hazırlanmanın getirdiği bazı maddi ya da manevi sıkıntıların bedende tezâhürüyse, neden strese bağlı başka sıkıntılar değil, hamile kadınların yaşadığı sıkıntılar daha çok görülüyor?

Bazı araştırmacılar kendi çocukluğunda babasından uzak olan baba adaylarında Couvade Sendromu’na daha çok rastlandığını belirtiyorlar. Bireylerin kişisel tarihlerinde, erken çocukluk döneminde anne babalarıyla kurdukları ilişkilerinde, çocukluk fantezilerinde ve eşleriyle ilişkilerinde bu sendromun izini sürmek mümkün. Bilinçdışı bir hamile kalma arzusundan ve bunun çeşitli faktörlerle bileşiminden bahsedebiliriz.

Fakat bir yandan da toplumsal süreçleri ele aldığımızda, aile yapısındaki değişimleri ve toplumsal hayata erkek ve kadının nasıl katıldığını incelediğimizde, bireysel süreçlerle etkileşim halindeki sosyokültürel süreçlerin Couvade Sendromu’ndaki etkisini görmek mümkün.  Antropolojik araştırmalar erkeklerin giderek artan bir şekilde eşlerinin hamilelik sürecine destek olmayı arzu ettiklerini gösteriyor. Burada Couvade Sendromunun, Couvade ritüellerinin artık uygulanmadığı endüstriyel, modern toplumlarda görüldüğünü hatırlamakta fayda var.

Modernleşme ve sanayi devrimi öncesi toplumlarda erkekler zaten bir takım hazırlık ya da kuluçka törenlerini ve ritüellerini yerine getirirken, modern toplumda ritüeller uygulanmaz oldu. Oysa geçiş ritüelleri, bireyin hayatının yeni dönemine geçerken toplumsal olarak da destek bulduğu, yeni dönemin bilinmezliğinin getireceği kaygılarla bir baş etme yöntemi olarak da görülebilir. Aslında bütün toplumlarda yetişkin hayat ilk defa çocuğu olunca geçilen bir yaşam dönemidir. Yetişkinlik ve babalık da bir geçiş aşaması, hazırlığı, hatta tabiri caizse, sancısı gerektirir.

Çalışma hayatında erkeğin rolü, doğumların evde değil hastanede yapılması, tıbbi süreçlerin dışında tutulmaları, ameliyathane kapısında bekleme klişesi, erkeği hamilelik sürecinden de, dolayısıyla babalık hazırlıklarından da uzakta bıraktı.

Doğum kontrol yöntemleri, tıptaki gelişmeler, her şeyin çok bilimsel halledilmesi eğilimi, hamilelik ve doğumun kontrol edilebilir şeyler olduğu varsayımı, dinin toplumsal hayatın dışına çıkması, eğitim hayatının uzaması ve hatta ergenlik döneminin uzaması gibi pek çok değişiklik,  erkekleri bu hazırlık sancısından mahrum bıraktı, ya da farklı sancılardan muzdarip kıldı.

Son dönemde aile içinde baba rolü daha aktif. Bu durum sendrom görülme sıklığını artırıran bir faktör olarak kabul edilebilir mi?

Son yıllarda babalık durumu, aile yapısı ve toplumsal hayat yeniden bir değişim içine girdi. Kadın ve erkek çalışma hayatını paylaştığı gibi ev hayatını da paylaşıyor. Babalar bebeklerinin doğumunda hazır bulunabiliyor, hatta doğum izni alabiliyorlar, bebeklerinin altını temizliyorlar, bu süreçlerin daha çok içinde olmayı arzu ediyorlar.

Tıbbi süreçlerde de değişim söz konusu: Sezaryenden tekrar normal doğuma dönüş yaşandı, babalar da hamilelik eğitimlerine katılıyor,  nefes egzersizleri öğreniyor ve eskiden problem çıkarmasın diye ameliyathane kapısından içeri alınmazlarken, şimdi doğumhaneye giriyor, eşleri normal doğumun sancısını çekerken onlar da “eşlik” ediyorlar, eşleriyle hemhâl oluyorlar. Belki de hamileliğe karar verme aşamalarından itibaren bu konularla ilgili algıları açılıyor ve bedenlerinde de sözle fazla ifade bulamayan duygulara yer açılıyor.

Hamilelik, rahmin çocuğu taşıması süreciyse, belki bu erkekler de babalığa içlerinde bir yer açıyorlar ve onu taşımaya başlıyorlar.
Hamilelik, doğum, aslında hayatın sıradan saydığımız mucizeleri. Bir yandan korkutan, bir yandan arzu edilen geçişler. Her zaman olumlu ya da olumsuz sürprizlere açık, belki de hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayacak olan, bilinmeyene bir yer bırakmamız gereken süreçler. Çelişkisiz saf duygular yok bu süreçlerde, ne anneler ne babalar için. Daha ziyade, kuvvetli duyguların iç içe geçmesi söz konusu.

Bir kadın da bir erkek de, bebek beklerken ve aile olma aşamasına geçerken ve geçtikten sonra da,  pek çok gelgit yaşıyor. Bebek neye benzeyecek, sevecek ve sevilecek mi, başına bir şey gelecek mi, anne ya da baba olmak kendi hayatından neler alıp götürecek, sıkılacak ve kurtulmak isteyecek mi… Bu karmaşık duyguların arasında, uçların ortasında bir yerlerde nasıl dengede olunacak? Bu bilinmezin, korkunun ve arzunun ifade bulmasına ihtiyacımız var. Yoksa belirtiler,  türlü şekle bürünüp içimizde bir yerlerde sıkıntı yaratacak…”

Hamile Babanın İlk Üç Ayı

Tebrikler, eşiniz hamile ve dolayısıyla siz de …Bebeğiniz rahim içindeki yaşamına başlıyor. Bebeğinizin ihtiyaç duyduğu bütün himaye ve beslenme eşinizin karnında gerçekleşiyor. Baba olma ve babalığa geçişfikri sizi yavaşça sarmaya başlıyor. 

   Baba olacaksınız, Vav, inanılmaz, müthiş….

   İlk üç aylık devre boyunca nelerin gerçekleşmesini umarsınız? 

   Çoğu erkekler hamilelikten haberdar olduklarında olumlu tepki verirler. Fakat aynı zamanda şüpheleri ve şaşkınlıkları da olabilir. Plansız bir hamilelik kararsızlıkduygusu ile başlayabilir.

Hamileliğin; babaları, hem korku hem de umut duygularıyla aynı anda etkilediği görülür. Bu süre boyunca duygularınızı anlamaya çalışmanız,rolünüzün erkeklikten babalığa doğru gelişimini görmeye başlamanıza yardımcı olabilir. Eşinizin sağlığı hakkındaki korkularınız, mali durumunuz ve nasıl bir babaolacağınızla ilgili endişeleriniz ilk üç aylık devrede görülen yaygın endişelerdir. İlk birkaç ayda eşinizin vücudu sabah rahatsızlıkları, uykusuzluk, yorgunluk, bulantı,kusma ve yeme alışkanlıklarındaki değişmeleri tecrübe eder ve kendini hamileliğin bu yeni şartlarına göre ayarlar. Bütün bu belirtiler normal olmasına rağmen eşiniziböyle rahatsız görmeye alışamayabilirsiniz. Ona nasıl yardım edebileceğinizi merak ediyor olmalısınız.

   Çoğu hamile baba, bir bebek sahibi olmanın mali durumlarını nasıl etkileyeceği konusunda endişe duyar. Eğer hem siz hem de eşiniz çalışıyorduysa bir süre içineşinizin çalışamayacak olmasının yaratacağı gelir değişikliğinin sizi nasıl etkileyeceğini düşünmeye başlayabilirsiniz. Buna bağlı olarak büyük bir ev, yeni bir arabaihtiyacı ve bebeğin gelişiyle ne çeşit yeni harcamaların gerekeceği de hamileliğin ilk dönemlerindeki yaygın endişelerdir.

   Sonuç olarak; birçok hamile baba nasıl bir baba olacağını düşünür ve kaygılanır. Düşünmeye siz doğduğunuzda bunun babanız için nasıl bir şey olduğunu hayal ederekbaşlayabilirsiniz. O, baba olduğunda nasıl hazırlıklar yapmıştı. Düşünün, bir baba adayı olarak babanızın sahip olmadığı hangi fırsatlara sahipsiniz? 

   Bütün bu yeni endişeler bir yıldan daha az bir sürede baba olacağını keşfeden biri için normal duygulardır.Toplumumuzda hamilelik kadına mal edilmiştir, babanın hamileliği için, bu süreci kolaylaştırıcı etkenler yoktur. Hatta hamile babaların bu süreç boyunca rollerinin veihtiyaçlarının ne olduğundan emin bile değiliz. Tecrübeler gösteriyorki; yakında baba olmayı bekleyenler kendilerini ailelerinin içinde, daha sorumlu düşünüyorlar. Eşlerinin doktor ziyaretlerine eşlik etmek, diğer babalarla konuşmak, babalık hakkında kitaplar okumak onların babalığa geçişte başvurduğu bazı yollar. 

   Size hamile babaların ilk üç aylık devre boyunca ihtiyaç duyacakları bir kaç tavsiye sunmak istiyoruz;

   Eşiniz için; 
 • Çocuk sahibi olmanın onda yarattığı korku ve endişeleri, çocuğunuzla ilgili umutlarını,hayallerini onunla konuşun, paylaşın. 
 • birlikte düzenli zamanaralıklarıyla yürüyüşler yapın.

   Kendiniz için; 
 • Hamile olmakla ilgili haberleri paylaşmak isteyeceğiniz arkadaşlar seçin. 
 • Kendinize babalıkla ilgili kitaplar alın. 
 • Baba olma duygusunu benimsemek için kendinize zaman tanıyın, hislerinizi doğru tartın.

 

Hamile babalar

  Mother&Baby dergisi bu ay ‘Hamile babalar’ı araştırdı. İşte dergide yer alan haber:

Hep hamilelerin sorunları konuşulur. Peki ya babalar? Evet, en çok sıkıntıyı annelerin ve anne adaylarının yaşadığını biz de çok iyi biliyoruz. İşte bu yüzden Mother&Baby olarak bu konuyu araştırmadan edemedik. Ama inanın bazı baba adayları en az eşleri kadar hassas olabiliyor. Hormonların da bile birtakım değişiklikler görülebiliyor.

Düşünün, içinde taşımadığı halde fizyolojik sıkıntı bile yaşayabilen bir baba adayı, kim bilir ne kadar duyarlı bir baba olacaktır. Peki, neden ve nasıl oluyor bu? Beşyüzevler Şafak Hastanesi’nden Psikolog Reyhan Algül, baba adaylarının yaşadığı tedirginlikleri ve nedenlerini M&B okuyucularımıza açıklıyor. İnanın biz de sorularımızın cevaplarını ilgiyle dinledik.

Babalarda görülen hamilelik sendromu nedir?

Hamile eşe sahip bazı baba adayları birtakım sıkıntılar yaşar. Buna ‘couvade sendromu’ denir. Bu sendromu yaşayan erkekler, eşleriyle benzer belirtileri paylaşır. Couvade sendromu bir aşırı duyarlılık halidir.

Ne gibi belirtiler görülür?

Hamilelikte tipik olarak görülen mide bulantısı, kramplar, ağrılar, aşermeler; baba adayında da görülür. Genellikle 3. aya yakın görülmeye başlar ve baba adayına göre değişiklik gösterir. Anne adayının kilo artışıyla paralel baba adayının da kilosu artar. Yapılan araştımalara göre baba adaylarında hormonal değişimler yaşanır. Doğumdan önce babaların prolaktin (süt ve besleme hormonu) düzeylerinde artış olur. Eşin hamilelği sırasında stres hormonu olarak da bilinen kortisol seviyesi 2 katı artar. Bu da baba adayının daha hassas hale gelmesi demektir. Testesteron seviyeleri düşerken östrojen seviyeleri yükselir.

En çok hangi tür babalarda görülür?

Genellikle kaygılı erkeklerde daha çok görülür. Baba olmaya yeterince hazır olunmaması da bir başka etken. Baba adayı nasıl bir baba olacağıyla ilgili korku duyar. Baba olma yeni bir statüdür ve bu statü onu fazlaca heycanladırır.

Bu dönemde baba adayına nasıl bir yaklaşımda bulunulmalı?

Baba olmak zor bir süreç. Eş olmaktan baba olmaya geçiş süreci bazen sancılı olabilir. Bu noktada her iki tarafın da çocuk sahibi olmak için birlikte karar vermeleri ve gerçekten hazır olmaları çok önemli. Bu sendromu yaşayan baba adaylarına ‘Neden böyle yapıyorsun?’ demek hiç doğru değil. Hem eşleri hem de çevrelerinde bulunan kişiler baba adayına yardımcı olmalı, desteklerini esirgememeliler. Eşler ebeveyn olmakla ilgili dugularını birbirleriyle paylaşmalı.

Biliyoruz hamilelik çok hassas bir dönem. Sıkıntılı olduğunuzu biliyoruz. Ama eşinize biraz anlayış göstermenizi isteyeceğiz. Çünkü inanın o da sıkıntı yaşıyorsunuz.

Bu dönemi nasıl bir yöntem uygulayarak atlatmalılar?

Bu sendrom bazı baba adaylarında farkedilmeyecek seviyede yaşanırken bazılarında daha şiddetli olarak kendini gösterebilir.

Siz ve eşinizin ailesi hep birlikte ona deztek olmalısınız. Eğer tablo şiddetliyse, ileride başka psikolojik sorunlara yol açmaması için psikoterapi almak faydalı olabilir. Couvade sendromunu yaşayan baba adaylarının bir kısımı daha sonra psikolojik sorunlar da yaşabilir. Çok şiddetli değilse kitaplar okumak, başka babalarla deneyimlerini konuşmak, internete araştırma yapmak işinize yarayacaktır

Babalar da “hamile” kalıyor!

Evet, yanlış okumadınız. Erkekler de kadınlar gibi hamile kalabiliyor. Nasıl mı? Çünkü ´hamilelik´ sadece vücut da değil, beyinde de yaşanıyor! Bu nedenle erkekler de eşleri gibi heyecanlanıyor ve endişeleniyorlar. Babanın çocukla ilgili düşünceleri anneden pek bir farklılık göstermiyor. Buna rağmen ´hamile´ erkekler kadınların tam aksine daha rahat görünüyorlar. Gerçekten öyleler mi? Yanıtı bu yazımızda…

Hamilelik sırasında kadın hemen fiziksel, hem ruhsal değişimler geçiriyor. Hiç kuşku yok ki bir kadının en özel zamanı gebelik dönemi. Bu süreçte kadınlar ise eşlerinden ´sonsuz´ bir anlayış bekliyorlar. Duygularını ve isteklerini gözlerinden okumalarını, bir dediklerini iki yapmamalarını doğal olarak görüyorlar. İşte bu noktada bazı erkekler ise kaçıp gitmek istiyor. Böylece çocuklarını sevinç ve mutlulukla beklemek varken, aniden ortaya küçük küçük olaylardan kaynaklanan kavgalar ve tartışmalar çıkıyor. Kadın agresif, hassas ve tam bir sinir küpü gibi ortada dolaşıyor. Ve erkek sonsuz çabalarına rağmen bir türlü karısına ´ulaşamıyor´. Yardım etmeye çalışmaları ve ılımlı yaklaşımlarını dahi kadın ters bir tepkiyle yanıtlıyor. Erkek neyi yanlış yaptığını bilmeden suçluluk duygularına kapılıyor. Burada sözümüz anne adaylarına: Unutmayın ki eşiniz de en az sizin beklediğiniz kadar anlayış bekliyor!

Tabii erkeklere de önerimiz var. Ne mi? Erkeğin en büyük sorunu dışlanmak ve ilgisizlik olduğu için hamileliğe farklı açılardan bakmak ilişkiye heyecan katıyor. Karınızın en stresli olduğu günde mesela bir video kamerası alın ve karınızın o ´ koskocaman´ göbeğini farklı açılardan çekin! Bu sinirli karınızı dahi neşelendirecektir.

Nasıl bir baba olmalıyım?

Anne de, baba da hamilelik dönemi ve doğum sonrasında kendi çocukluklarına bir bakıma yeniden yaşıyorlar. Eğer sevgi dolu bir baba örneği varsa kişinin önünde, yeni baba da daha sevgi dolu oluyor. Günümüzde ise boşanmalara o kadar sık rastlanıyor, birçok erkek çocuğu babasız büyüyor. O an işte yeni baba adayları bir geri adım atıyor ve acı veren duygular ön plana çıkıyor. Ve çoğu daha iyi bir baba olmaya karar veriyor.

Çocuk sağlıklı olacak mı?

Anne karnında çocuğu taşırken onun gelişimini adım adım hissediyor. Olaya karşıdan bakan babayı ise birçok düşünce meşgul ediyor: ´ Çocuk sağlıklı olacak mı?´ gibi. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında ise bunu kaldırmayacaklarını düşünüyorlar. Ve mutlaka karılarının sıkı kontrollerden geçmelerini şart koşuyorlar. Kadınların çoğu kez bu olaya bozuluyor ve kocalarını kınıyor.

Baba olmak…

Çoğu baba eşlerini doktora arada sırada götürürken, kimisi ultrasonu hiç bir zaman kaçırmıyor. Ve bebeğin hareketleri ve görüntüsü karşısında dona kalıyor. Çocuğun çarpan kalbini ve parmaklarını teker teker inceliyor, bunları yaparken de inanılmaz heyecanlanıyorlar. Ve o andan itibaren kendilerini baba gibi hissetmeye başlıyorlar.

Tüm babalar çocuklarını ilk gördüklerinde ve ona ilk dokunduklarında içten içe inanılmaz bir heyecan duyuyorlar. Anneler ise her zaman yakınlarında olan ve çocuklarına sonsuz sevgi veren babaya ihtiyaç duyuyorlar. Peki fazla mı bekliyorlar? Kesinlikle hayır, çünkü bu dönemlerde anne ve çocuk özellikle sevgiye ihtiyaç duyuyor. Anneler babaların ilgisinden ve katılımlarından memnun görünüyor