Kategori arşivi: Hamilelik

Bir kadının en önemli dönemidir hamilelik. Bu dönemin en başından doğuma kadar olan bu dönemde sizi nelerin bekleyeceğini burada takip edebilirsiniz. İhtiyaçlarınız, hangi testlerin yapılacağı, psikolojiniz ve eşinizle olan ilişkinize kadar bilmek istediğiniz her konuda takip edebilirsiniz. Anne adaylarına yazmak istediğiniz tecrübeleriniz varsa veya paylaşmak istediklerinizi bizlere yazabilirsiniz.

1 yaş bebekleri neler yapabilir

Yeni Doğan İçin İhtiyaç Listesi

    Yeni Doğan bebek İçin İhtiyaç Listesi

     Tüm anne adaylarının sorduğu soru aynı: Bebeğim doğmadan önce hazır etmem gereken malzemeler neler?

O muhteşem varlığa kavuştuktan sonra, hastaneden eve geldiğinizde en çok neye ihtiyacınız olacak?

İşte sizin için yararlı bir liste:

Bebeğiniz İçin İhtiyaç Listesi

Bebeğiniz İçin İhtiyaç Listesi

 Bunları hazır etmenizde büyük fayda var.

· Hastane Çıkış Seti

· Çocuk Odası:

Buhar Makinası

Bebek Telsizi

Beşik

Şilte

Yatak kenarlıkları – korumalar

Gardrop

Alt Değiştirme Masası

Alt Değiştirme Örtüsü

Çarşaf

Penye Battaniye

· Hijyen:

Bebek küveti

Küvet Filesi (sırt destekli)

Burun Aspiratörü

Popo Yıkama Küveti

Maşrapa

Tülbent

Bebek Bezi

Havlu/Bornoz

Bebek Deterjanı

Bebek Yumuşatıcısı

Tırnak Makası

Bebek Şampuanı

Bebek Sabunu

Bebek Yağı

Nemlendirici

Pişik Kremi

Pudra

Pamuk (bebek için özel)

Kulak Çubuğu

Konak Tarağı

Göbek Bağı Bandı

Bebek Giysisi Yıkama Torbası

Banyo Termometresi

Banyo Süngeri

Ateş için Termometre

· Beslenme:

Sterilizatör

Elektrikli Süt Pompası

Süt Saklama Poşetleri

Biberon

Biberon Fırçası

Göğüs Pedleri

Göğüs Ucu Kremi

Emzirme Sutyeni

Emzirme Yastığı

Emzik

Emzik Kutusu

Emzik Zinciri

Islak Mendil

Yağlı Islak Mendil

Omuz Bezi

Cam Rende

Diş Kaşıyıcı

Önlük

· Diğer:

Bebek Malzeme Çantası

Kanguru

Bebek Arabası

Araç koltuğu (Ana Kucağı)

Mama Sandalyesi

Oyun Parkı (Park Yatak)

Baston Araba

Elbise Askısı

Müzikli ve renkli oyuncaklar

 

baba-bebek

Baba Olmak

baba olmak

baba olmak

Baba çocuk ilişkisi

Toplumumuzda baba” kavramına anneye verildiği kadar değer verilmez. Çünkü erkeklik gururunun ağır bastığı ve sevgi göstermenin bu gururu ayaklar altına aldığını düşünen bir toplumda yaşıyoruz. Oysa bunları düşünen erkeklerin, çocuklukta kendi babalarının da onlara sevgi göstermemesinden şikayetçi oldukları bir gerçek değil mi? Her çocuk baba sevgisini hissetmek ister. Babanın varlığı çocuğun ruhsal gelişimi için oldukça önemlidir. Sadece onlarla geçireceğiniz kısa bir sürede bile onların ne kadar da sizin sevginize muhtaç olduğunu anlayacaksınız; ve elbette onlar için eve ekmek getiren birinden daha değerli olduğunuzu da!

Baba olmak sorumluluk gerektiren bir şeydir ve bir erkeğin sorumluluklarının arttığını bilmesi onlara korkutucu gelmektedir. Modern dünyamızda baba olmak önemli bir görevdir. Görevdir çünkü kadınlarda ki içgüdü, erkeğin doğasında yoktur . Bir ebeveyn olmak ve bir çocuk büyütmek hakkında öğreneceği çok şey vardır. Bu bir iş değildir ki patronunuza beğendireceğiniz. Veya ucunda terfi olan bir proje! İyi bir baba-çocuk ilişkisi kurmak bir günde olacak bir iş asla değildir. Bu, temelleri sağlam ve güvene dayalı bir ilişki olmalıdır ki sağlıklı ve sonsuz olabilsin. Bunun için gerçekten zaman ve enerji harcamanız gerekecek. Eğer iyi bir baba olmak istiyorsanız sadece onu sağlıklı yetiştirmeniz ve onu “maddi varlığınızla” mutlu etmeniz yeterli değil, aynı zamanda onun hayatını “babasıyla” dolu geçirmesini sağlamalısınız.
Peki bunu nasıl sağlayacaksınız? Baba kavramının yeni doğanlarda içgüdüsel olarak gelişmemesi bebeğinizin suçu değil; ama bu kavramı geliştirmek sizin elinizde. Bir çocuğun annesine olan bağlılığının doğuştan gelmesi ise doğaldır. Düşünün bir kere, annesi onu dokuz ay karnında taşımış ve onu kendi kanıyla beslemiştir. İster istemez arada güçlü bir bağ vardır. Ve doğar doğmaz da bu bağ kopamaz; kopmasını da bekleyemezsiniz zaten.

İşte burada babaya görev düşer. Babanın kendisini çocuğuna göstermesi gerekir! Çünkü siz ona yabancısınızdır. Annesinin o tek tanıdığı ve güvendiği varlığın yanında ki bu adam da kimdir? Yoksa annesiyle arasına giren biri midir? İşin böyle olmadığını ve sizin onun hayatının bir parçası olduğunuzu, onu çok sevdiğinizi ve bu kutsal ikili ilişkinin aslında üç kişiden oluşması gerektiğini ona göstermelisiniz. Örneğin, genelde annesinin yaptığı şeylerden bazılarını siz yaparak ona daha yakın olabilirsiniz; onu uyutmak, kucağında taşımak gibi.

Çocuğunuzla daha yakın olun ve ona daha fazla ilgi gösterin:

İyi bir baba-çocuk ilişkisi kurmak için eğlenceli, sevecen ve şefkate dayalı bir iletişim kurmayı öğrenmelisiniz. Böylece çocuğunuz size korkarak yaklaşmayacaktır. Mesela, çocuğunuzla onun sevdiği oyunları oynayabilir; onunla arkadaş olabilirsiniz. Ona öyle bir güven duygusu verin ki zor anlarında bunu başkalarıyla değil sizinle paylaşabileceğini öğrensin. Birbirinizle güvene ve saygıya dayanan bir ilişki kurmalısınız. Sizi korkacağı biri olarak asla görmemeli. Aranıza duvarlar örmeyin! Mesela asla ona yapamayacağınız şeyler için söz vermeyin. Çünkü söz verip de yapmadığınız her şey için, size olan güveni yavaş yavaş azalacaktır.
Çocuğunuz üstünde otorite kurmaya kalkmayın.Unutmayın ki, çocuğu otorite değil sevgi şekillendirecektir. Disiplin vermek için sevgiyi yok sayamazsınız. Onun saygısını kazanmalısınız ki sizin doğrularınızı kabul etsin. Örneğin, ona yapma dediğiniz şeyleri sizin de yapmamanız gerekir ki gerçekten bunun yapılmaması gerektiğini anlasın. Yani, sigaranın kötü bir şey olduğunu söyleyip ardından sigara içerseniz çocuğunuz ikileme düşecektir. Aradaki dengeyi çok iyi sağlamalısınız. Bunun için onunla konuşun ve onunla daha çok zaman geçirin. Göreceksiniz ki sizde bundan çok hoşlanacaksınız. Ona güvendiğinizi, onunla ilgilendiğinizi,ve onu sevdiğinizi gösterin.

Onun isteklerinize saygı duyun ve onu dinleyin:

Onun sizden farklı olduğunu ve onunda kendi kararları olabileceğini unutmayın. Devamlı onun yanlışlarını düzeltmekten vazgeçin ve daha anlayışlı, destekleyici, cesaretlendirici ve takdir edici olun. Ona “o” olduğu için saygı duyun. Ve sizin istediğiniz biri değil de kendi olmasına izin verin. Onu yönlendirin ama onu değiştirmeye çalışmayın; görüşlerine saygı duyun. Özellikle büyüdükçe ve kendini keşfetmeye başladıkça sizin isteklerinizle ve kendinize ait doğrularınızla onunkiler muhakkak çatışacaktır. Ona zorla sizin doğrularınızı empoze etmeye çalışmayın.

Sadece ona gösterin o muhakkak görecektir. Bir şeyi yapma dedikçe o bunu yapmaktan daha çok hoşlanacaktır. Çocuğunuz kötü bir sözü öğrenmiş ve devamlı bunu tekrarlıyor olabilir. O bunun kötü olduğunun farkında bile değildir aslında. Sadece söylediği zaman aldığı tepki hoşuna gider- genelde insanlar gülerler! Bu da sizi çileden çıkarabilir. Oysa ona yaptığının doğru olmadığını, bunun kötü ve çirkin bir davranış olduğunu konuşarak anlatabilirsiniz. Bundan vazgeçecektir.

Yeterince zaman ayırıyor musunuz?

Sahip olduğunuz ağır iş ortamı ve hayat baskısının sorumlusu çocuklarınız değil. Aile ve iş arasında ki bağı dengelemelisiniz. Eve geldiğinizde artık o günü ya da bir sonrakini düşünmeyin. Artık önemli olan çocuğunuzla geçireceğiniz zaman olmalıdır. Eğer buna vaktini olmuyorsa ona sevginizi belli ettirecek hareketlerde mutlaka bulunmalısınız. Örneğin iş yoğunluğunuz arasında bulabildiğiniz bir an onu telefonla aramak gibi.
Unutmayın iyi bir baba çocuğunun sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamakla olmaz. Çocuğunuzun sevgi ve ilgiden daha çok ihtiyaç duyduğu bir şey yoktur.

babaların endişeleri

Babaların Beş Endişesi

Eğer yeni baba ya da hamile bir baba iseniz, belki bir baba olmanın ne anlama geldiği hakkında dile getiremediğiniz bazı varsayımlarınız vardır. Bu fikirler sizinbabanızla olan tecrübelerinizden ve toplumun baba olan bir erkekten klasik beklentilerinden kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki, bu genel endişeleri test etmek vekendinize bir çıkış bulmak için size yardımcı olabilecek çok az yayın vardır. Babalığın ifade edilemeyen beklentilerini daha fazla sınayabilir ve anlayabilirsiniz, olmakistediğiniz baba olabilmeniz için daha iyi bir fırsat var artık elinizde. Belki en büyük endişe “iyi baba” olma diye bir tanımın olmasıdır. Fakat babalık sabit bir bütündeğildir.Bilmediğiniz bir olguda ailenizin ve kendi ihtiyaçlarınızın doğrultusunda kendi tarzınızı oluşturmak güçtür ve bunu ancak zamanla yapabilirsiniz. Hamilelikle,babalığın ilk üç yılı arasındaki süreçte erkekler değişir ve bir baba olarak kimlik geliştirirler.

İşte diğer beş ortak inanç ve arkalarında gizli gerçekler;

Endişe 1 : Sadece hamile kadının duyguları önemlidir.
Endişe 2 : Yeni doğanlar gerçekte babalarına ihtiyaç duymaz
Endişe 3 : Erkekler çocuklara nasıl bakacaklarını bilmezler
Endişe 4 : Odağı çocukları olan erkekler iş dünyasında başarılı olamazlar
Endişe 5 : Babanız gibi bir baba olmanız kaderiniz …

   Endişe 1: Sadece hamile kadının duyguları önemlidir;

Hamilelik boyunca eşinizin vücudundaki şaşırtıcı değişmeler ve doğum sürecinde onun odak olması, sadece onun duygularının sayılmasını, önemsenmesinikolaylaştırır. Onun fiziksel ve ruhsal sağlığıyla ilginiz şimdi ve daha sonraki dönem boyunca önemlidir, sizin duygularınızın sebebi bir yerde budur.

Baba olmanın pozitif yönleri hakkında heyecanla konuşmak hamile bir baba için kolaydır, korku ve vehim hissi kaçınılmazdır. Doğumda bayılacak mıyım? Tıbbi birkarışıklık olacak mı? İlişkimiz nasıl değişecek? Hem baba olup hem de kariyerime devam edebilir miyim?

Eşinizin hislerinizi duymaya ihtiyacı vardır. Erkeklerin çoğu hamilelik ve babalık hakkındaki korkularını kendilerine saklarlar çünkü eşlerinin endişelerini artırmakistemezler. Bu yükü paylaşmaktan korkmamalısınız! Kadınlar bu tür etkileşimi isterler ve baba olmanın getirdiği meydan okumalar olduğunu bilirler. Korkularınızıeşinizle paylaşmalısınız.

Diğer hamile babaları arayıp bulabilirsiniz, baba olma hakkında iyi bir kitap okuyabilirsiniz, bir babalık sınıfına ya da destek grubuna devam edebilirsiniz. Heyecan veincinebilirlik duygularının ifadesi için kendinize izin vermelisiniz. Eğer daima güçlü erkeği oynuyorsak kendimizden bir parça yitiririz. Hamilelik ve ilk babalık süresincebağlarınızı değerlendirerek, endişelere meydan okursunuz.

Endişe 2: Yeni doğanlar gerçekte babalarına ihtiyaç duymaz;

Anne ve bebek arasındaki sıkı bağ, özellikle eğer emzirme döneminde ise, bebeğin size ihtiyaç duyup duymadığı konusunda sizi merakta bırakabilir. Siz onunyaşamında önemli bir kişisiniz, ve sizinle olma onu rahatlatıyor, yatıştırır. Bebeğinizle ilgilenin, onu tutup, sallayın, öpüp- koklayın ama yemeğini bitirene kadarbekleyin, ondan sonra tüm dikkatini size verebilir. Hem bir öğünden sonra bebekle ilgilenmeniz eşinizin de emzirme sonrası enerjisini toplaması için bir fırsat olacaktır.Eğer eşiniz bebeğinize şişe sütü veriyor ya da göğüsten sağılan sütü veriyorsa bebeğinbeslenmesine yardım edebilirsiniz. Ve evde eşinize yardım ederek de dolaylıolarak bebeğinize yardım edebilirsiniz. Onun iş yükünü hafifletme bebekle daha çok dinlenebilmesi için imkan sağlayacaktır. Unutma, herşeyi aileniz ve yenidönemdeki mutluluğunuz için değiştiriyorsunuz.

Endişe 3: Erkekler çocuklara nasıl bakacaklarını bilmezler;

Bu, babaların bebekleriyle ilk bağlarını kurmalarını zorlaştıran ve annelerin babaların çocuğu tutup tutamayacakları konusunda korkmalarına, gereksizendişelenmelerine sebep olan büyük bir yalandır. Hatta otoriteler bile daha önceleri babaların bu konuda beceriksiz olduklarını kabul ederken, sonraları fikirlerideğişmiştir. Babalık çalışılarak öğrenilir. Eğer bebeğinle zaman geçirirseniz onun ihtiyaçlarını hissetmede daha hassas olabilirsiniz.

Endişe 4: Odağı çocukları olan erkekler iş dünyasında yapamazlar;

Erkekler kendi öz saygıları ve değerlerinin ana kaynağı olarak işlerindeki başarıyı ölçü olarak kullanırlar. Toplumun altını çizdiği mesaj, erkeğin mesleki başarısızlığıgöze almak pahasına ailesini seçmesi, kendini kurban etmesidir. Fakat kültürel normlarda destansı bir değişmeninbaşlangıcındayız. Daha çok erkek, babalığı anlamlı buluyor ve bu, babaların statüsünü yükseltiyor. Bazı erkekler kariyer ilerlemesi yerine ailelerine vakit ayırmayı tercih ediyor çünkü babalıkta öğrendikleri ikameedilemeyecek değerler. Çoğu erkek için iyi bir baba olduğunu hissetmesi hayatta önemli bir başarıdır.

   Endişe 5: Babanız gibi bir baba olmak kaderiniz…

Bir baba olduğunuzda babanızın gözünde daha farklı bir öneminiz olacak. Daha iyi ya da daha kötü bir boba olmak için, siz o yaşlı adamın ayak izlerini takipedeceksiniz. Fakat babanız babalık için öncelikli model rolünde olmamalı. O sadece sizin ne tip bir baba olacağınız konusunda bir etkidir. Yıllardır sizi büyüten,öğretmenler, koçlar, arkadaşlar, amcalar, kardeşler, daha nicelerine bakıp bir baba olarak kendi kimliğinizi oluşturmalısınız.Dünya üzerindeki araştırmalarda babalık için birbirini tutan bir modelin kanıtı bulunamamıştır. Farklı kültürler babalığa farklı şekilde yaklaşır. Gerçekte, bazı Afrikakültürlerinde baba; bir grup erkektir, bir kişi değildir. Babalık sosyal bir yapıdır, ferdi kültür ihtiyaçlarının tamamladığı bir anlamdır. Bu bizim babamızın yaptığıdır.Onlar için, iyi bir baba olmanın anlamı bir ev, yiyecek, ve eğitim sağlamaktır. Belki babalarımız bizim çocuklarımızla geçirdiğimiz kadar bizimle zaman geçirmedi.Fakat onlar zamanın aile yapısı ve toplumsal normlar gereği yaptıklarının bizim için en iyisi olduğu düşüncesindeydiler.

Siz de aileniz için en iyi tercihleri yapmalısınız. Babalığı, imkanları araştırdığınızda gelişen bir rol olarak görmeye çalışmalısınız. Kendi ailenizin pozitif yönlerini alabilir,babanızın yapamadıklarını kendi tarzına ekleyebilirsiniz.

    Babalığın Beş Endişesi ‘ne nasıl meydan okuyabilirsiniz


1- Size göre etkileyici bir baba olabilmek için kendinize zaman tanıyın. Duygularınızı eşinizle, diğer baba adayları ile paylaşın.
2- Bebeğinizle konuşun, onu sallayın, kucağınızda tutun, öpüp koklayın.
3- Bebeğinizi beslemeyi, bezini değiştirmeyi, banyosunu yaptırmayı öğrenin ve yaşamının bir parçası olun.
4- Bebeğinizle geçirmek istediğiniz zamanı işinizde harcamayın
5- Babanızın, öğretmenlerinizin, koçların, arkadaşlarınızın ve akrabalarınızdan baba olarak kimliğinizi yaratacak en iyi özellikleri toplamaya çalışın. Her birindenalacaklarınızla iyi bir model olabilirsiniz.

 

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Gebelik döneminde organların onarımı, yaraların iyileşmesinde, kemik gelişimi ve sağlıklı bir cilde sahip olmak için C vitamini tüketimi oldukça önemli…

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Vücudun normal fonksiyonlarının yerine getirilmesinde, büyümede, gelişmede vitamin ve mineraller önemli rol oynar. Gebelikte annenin besinlerle aldığı vitaminler hem annenin hem bebeğin ihtiyacını karşılamada yetersiz kalabilir. Aslında çoğu zaman dengeli ve düzenli beslenen bir anne adayı (içeriğinde sebze, meyve, yağsız kırmızı et, beyaz et, kümes hayvanları ve balık, süt ve süt ürünleri, bakliyat ve tam tahıllı ekmek bulunan sağlıklı diyetlerle beslendiğinde) ihtiyacı olan vitaminleri alabilir. Vitaminler hiçbir zaman sağlıklı besinlerin yerini alamaz ancak yetersiz beslenenler, vejeteryan olanlar, barsaklarında emilim problemi olan bazı hastalar veya çoğul gebelikgibi durumlarda vitamin takviyesi gerekebilir.

C vitamininin faydaları
- C vitamini vücutta oldukça önemli bir antioksidandır.

- Demir emilimine yardımcı olma, bağışıklık sistemini güçlendirme gibi olaylarda rol oynar.

- Kemik, kıkırdak ve bağ dokusunun temel yapıtaşlarından olan kollajenin yapısında çok önemlidir.

- Organ hasarlarının onarımı, kemik gelişimi, onarımı ve sağlıklı cilt için gereklidir. Son yıllardaki yayınlarda C vitamininin gebelik zehirlenmesi olarak bilinen ‘preeklampsi’yi önlemeye yardımcı olduğu, yetersizliğinin erken doğumla ilişkili olabildiği söylenmektedir.

Gebelik döneminde ne kadar C vitamini alınmalı

Gebelik döneminde bir kadın günlük olarak 80-85 mg civarında C vitamini almalıdır. C vitaminin en iyi alınabildiği besinler şöyle sıralanabilir: Narenciye ya da turunçgiller, biber, bezelye, kivi, çilek, üzüm, muz, elma, patates, brokoli, havuç ve domates de C vitamininden zengindir. Örneğin 1 kase çilekte 94 mg C, 1 bardak portakal suyunda 82 mg, 1 adet kivide 74 mg, 1 orta boy kırmızı biberde 57 mg C vitamini bulunur.

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Not: Tavsiye edilenden çok fazla C vitamini alındığında ishal ve midede kramplar görülebilir.

Gebelik reflüsüne dikkat

Gebelik reflüsüne dikkat

Gebelik reflüsüne dikkatGebelerin yaklaşık % 70′i değişen zamanlarda reflü yakınmaları yaşamaktadır. Bu soruna karşı alacağınız bazı önlemlerle sıkıntılarınızı hafifletebilirsiniz.

Yemek yediğimizde gıdaları ağzımızda çiğner ve yutarız. Gıda parçacıkları yemek borusundan aşağı inerler ve midede asit safra ve az miktarda pankreas sıvısı ile karışarak sindirilmeye başlarlar. Bu içerik mideye zarar vermez çünkü mide duvarının buna karşı bir savunması vardır. Ancak bu içerik yemek borusundan geriye kaçar ise reflü hastalığı oluşur. Normalde bu içeriğin geri kaçmamasının nedeni mide kapağı olarak adlandırılan bir mekanizmadır. Çeşitli nedenlerle bu kapak mekanizmasının işlevi bozulur ise reflü oluşur ve bu süreçte öncelikle yemek borusu ve mide içeriği daha yukarı gelirse yutak, ses telleri, gırtlak ve sinüsler hatta akciğerler zarar görebilir. Gebelik sürecinde reflü probleminin sıkça yaşandığını söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Levent Eminoğlu alınacak tedbirleri belirtti.

Gebelikte reflü

Gebelerin yaklaşık % 70′i değişen zamanlarda ve miktarda reflü yakınmaları yaşamaktadır. Bu gebeliğin hemen başında olabileceği gibi ileri dönemlerde de ortaya çıkabilir.Hatta gebeliğin ilk belirtisi olabilir. Gebelikte yaşanan reflü sorunları gebeliğin bitimi ile çoğu kez son bulur ve devam eden bir tedavi gerekmez.

Gebelik reflüsünün nedenleri

Gebelikte reflünün bu kadar sık görülmesinin hem hormonal hem de mekanik nedenleri vardır. Gebeliğin gelişiminde artan Progesteron hormonu yemek borusu altında yer alan ve reflünün engellenmesinde çok önemli bir görevi olan alt büzücü kasın daha sık ve daha çok gevşemesine yol açar. Bu geri kaçışı artırır. Aynı zamanda yemek borusu hareketi yavaşlar ve mide boşalım zamanı uzar.

Gebelik reflüsüne dikkat

Bu gelişmekte olan bebek için en fazla miktarda gıda emilimi sağlar ancak mide basıncını yüksek kalmasına ve geri kaçışın kolaylaşmasına neden olur. Gebeliğin ileri dönemlerinde bebek ve dolayısı ile rahmin büyümesi karın içi basıncın giderek artmasına yol açar. Karın içi basıncını artışı mide üzerine baskı yapar ve reflüyü artırır.

Alınacak önlemler

Gebelikte yaşanan reflü de öncelikle ilaç kullanmadan çözüm aranmalıdır. Alınacak bazı önlemler yararlı olabilir.

Az miktarda ve sık yemek ve yemekle birlikte sıvı alımından kaçınmak.

Yemekleri yavaş ve iyi çiğneyerek yemek.

Yatmadan en az 2 saat önce gıda alımı kesilmelidir.

Gebelik reflüsüne dikkat

Olduğunca az kilo almaya dikkat edilmelidir.

Çikolata, nane, baharatlı gıdalar, kızartma , alkol ve kahveden kaçınılmalı.

Domates ve turunçgiller olası olduğunca az tüketilmelidir.

Yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğneyebilirisiniz. Bu salya üretimini artıracağından yemek borusunu koruyucu rolü vardır. Yanma hissettiğinizde yoğurt ve süt tüketebilirsiniz. Ilık süt ve bitki çayınıza bal ekleyebilirsiniz.

Yatarken sırtınızı yüksekte tutmaya ve sol tarafınıza yatmaya çalışın. Sağ tarafınıza yattığınızda mide yemek borusundan daha yukarıda konumlanacağından reflüyü artırır.

Gebelik reflüsü tedavisinde ilaç kullanımı

Gebelik süresince çok gerekli olmadıkça her türlü ilaç kullanımı kesilmelidir. Ancak yaşam kalitesini bozar düzeyde reflü devamında kullanılabilecek ilaçlar vardır. Öncelikle en az risk taşıyan antiasitler kullanılabilir. Bu tür ilaçların çoğu şurup formunda bazıları ise çiğneme tablet şeklindedir. Yemeklerden sonra kullanılırlar. Yüksek oranda sodyum içeren antiasitler sıvı tutulmasına yol açıp ödem yapabileceğinden ve alüminyum içeren antiasitler kabızlığa neden olabileceğinden bu grup antiasitlerden gebelikte kaçınılmalıdır.

Alınan yaşam şekli ve gıda önlemleri yetersiz kalır ve kullanılan antiasitler de sorunu çözmez ise kadın doğum doktorunuza danışarak H2 reseptör antagonisti yada proton pompa inhibitörü olarak adlandırılan iki grup ilaç kullanılabilirsiniz. Ancak bu ilaçlar ancak doktorunuzun bilgisi ve onayı ile kullanılmalıdır.

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan Anne Adaylarına Altın Değerinde Öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

     Çalışan anne adaylarının, hamilelik sürecini en rahat ve en sağlıklı şekilde geçirebilmeleri için bu önerilere mutlaka ve mutlaka dikkat etmeleri gerekli.

Hızlı ve yüksek tempolu, çok yorucu bir işi olmayan anne adayları, gebeliklerinin son haftalarına kadar rahatlıkla çalışabilir. Ancak çalışma zamanı ve şekli mutlaka kendilerini takip eden doktorları tarafından değerlendirilmelidir.

Kadın Hastalıkları, doğum ve tüp bebek uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, hamilelik sürecini sağlıklı geçirebilmeleri için çalışan anne adaylarına önerilerde bulundu:

     Kahvaltıyı es geçmeyin
Çalışan anne adayları en düzensiz beslenen grubu oluşturur. Bunun nedeni sabah alelacele bir şeyler atıştırılarak güne başlanması, öğlen ofiste çıkan yemeğin isteğe göre değiştirilememesi ve istenmeyen yemeği yemek yerine yine başka şeylerle öğünün geçiştirilmesi ve akşama yorgun argın eve gelindiğinde yine acelece yemek pişirilmesidir.
Haftada sadece bir gün yapılan pazar kahvaltıları da dengesiz beslenmeye katkıda bulunur. Bunun çözümüyse sabah daha erken kalkıp dengeli bir kahvaltı yapmak, öğle yemeğini evden götürmek ve akşam yemeği için de aileden destek istemek olabilir.

             Çekmecenizde fındık ve ceviz bulundurun

Sağlıklı ve kaliteli bir gebelik dönemi geçirebilmek için özellikle çalışan anne adayları beslenme alışkanlıklarını tekrar gözden geçirmelidirler. Temel besin maddeleri olan et, yumurta, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri, sebze-meyve ve tahıllardan yeterli miktarda alınmalı, şeker ve yağ dengesi iyi ayarlanmalıdır. Şeker ve yağ miktarı yüksek gıdalar, besleyici özellikleri düşük ve kalorileri çok yüksek gıdalar olduğu için sınırlı ölçüde tüketilmesi gerekir. Fındık ve ceviz gibi kuru yemişler de yüksek kalorili olmamaları ve antioksidan etkileri nedeniyle iş ortamında sınırlı olmak üzere tüketilebilir.

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

          Çay tüketimini sınırlandırın

Anne olacakların günlük kalori ihtiyaçları diğer kadınlara oranla 300 kalori daha fazladır. Kadınların normal beslenme düzenlerine hamilelikle birlikte 20 gram protein, 20 miligram demir ve 500 miligram kalsiyum eklenmelidir. Üç ana üç ara öğün olmak üzere en az 6 öğün beslenilmelidir. Sıvı gıdaları ve özellikle suyu (günde 2 litre) gebelik öncesine oranla daha fazla tüketmek gereklidir. Kahve ve çayın günde 2 fincandan daha fazla tüketilmemesi önerilir. Ara öğünlerde lifli ve kepekli besinler sindirim sistemi için faydalı olacaktır. Ara öğünlerde havuç, elma gibi meyve ve sebzeler rahatlıkla tüketilebilir. Doğal meyve suları da başka bir alternatif olabilir. Yine bu ara öğünler için süt, süt ürünleri ve sütlü tatlılar da rahatlıkla tüketilebilir.

     Ayakkabı seçiminize dikkat edin

Anne adayları için  iş ve günlük hayatlarında vücuda oturmayan, rahat hareket etmelerini sağlayacak hafif ve bol kıyafetler tercih etmelidir. Özellikle terlemeyi artıran sentetik kumaşlar yerine daha sağlıklı olan pamuklu kumaşlar tercih edilmelidir. İç çamaşırlarında da buna dikkat etmeliler. Bu dönemde ayakkabı seçimi de oldukça önem taşır. Babet gibi topuksuz veya yüksek topuklu ayakkabılar sıklıkla bel ağrılarına sebep olabileceğinden alçak topuklu ayakkabılar anne adayının çalışma ortamındaki rahatı için daha doğru olacaktır.

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

     2 saatte bir 10 dakika mola verin

Anne olacakların çalışma ortamının aydınlık ve iyi havalandırılmış olması çok önemlidir. Direkt klimaya maruz kalmayan bir bölümde rahat bir koltuğun olduğu ve dirseklerin 90 derecede durabileceği yükseklikteki masalar kullanılmalıdır. Uzun süre dinlenmeden çalışmak kaslarda ağrıya ve dolaşım sisteminde bazı problemlere yol açabilir. Belli aralıklarla verilecek molalarda basit kol, bacak ve boyun hareketleri faydalı olur. Sürekli oturarak çalışan anne adaylarının 2 saatte bir kalkıp 10 dakika ofis içinde dolaşmaları, dolaşım sistemlerini rahatlatmaları açısından önemlidir. Mümkünse işe servisle gidip gelmek, öğle saatlerini ‘şekerleme’ yapmak için kullanmak, işini bir an önce bitirip geri kalan zamanını istirahat için harcamak veya işyerinden erken çıkma seçeneğini kullanmak da anne adayı için çözüm olabilir.

    Araba kullanmayın servise binin

İş yerine servis, toplu ulaşım araçları veya eşiniz tarafından kullanılan özel araçla gitmek en idealidir. Aracı kendiniz kullanıyorsanız emniyet kemeri kullanımına özen göstermelisiniz. Tansiyon ve kan şekeri düşme eğiliminin ortaya çıktığı durumlarda araç kullanılması önerilmez. Hamileliğin ikinci yarısından sonra anne adaylarının araç kullanımında daha yavaş seyreden trafikleri tercih etmeleri önemlidir. 32’nci haftadan sonra kısa mesafeler hariç anne adayının araç kullanması istenmez.

     Akşamları ılık duş alın

Çalışan anne adayları  için  günün önemli bir kısmını ayakta geçiren hamileler, evde ayaklarını ve bacaklarını yüksek bir noktaya kaldırarak dinlenmelidirler. İş sonrası evde basit yürüyüş veya temel egzersiz hareketleri ile toplar damarlardaki kan akışını düzenleyecek hareketler yapmaları önerilir. Haftada 2-3 kez yüzme, her gün en az 20 dakikalık tempolu yürüyüşler ya da germe-gevşeme egzersizleri; hem anne adayının kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, hem de doğuma iyi bir hazırlık olmaktadır. Gece yatmadan alınan ılık bir duş; anne adayını rahatlatarak düzenli bir uykuya geçişi sağlar.

Doğum çantası nasıl hazırlanır

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

    Doğum çantası nasıl hazırlanır?
  Doğum çantasında alması gerekenler nelerdir?

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

Bebeğinizi kucağınıza alacağınız o özel günde yanınızda bulundurduğunuz doğum çantası hayat kurtarıcıdır. İşte doğum çantanızda bulundurmanız gerekenler kısaca şöyle sıralanabilinir,

Bebek sahibi olmak için gün sayan anne adayının hastahaneye gitmeden önce hazırladığı çanta hayat kurtarıcı nitelikte olmalı. Peki, doğum çantası nasıl hazırlanır? Doğum çantasının içinde neler olmalı?

   Doğum çantasının içinde olması gerekenler

Doğum çantasında öncelikle ideal büyüklükte ve kullanışlı bir doğum çantası edinmelisiniz. (Orta boy bir bavul)

Doğuma giderken anne için gerekli olanlar eşyalar
* Gecelik
* Sabahlık, hırka ve şal
*  Pijama (Doğum öncesi için)
* Atlet
* Günlük sütyen ve emzirme sütyeni
* Çorap
* Kilot
* Terlik (Duş için ve hastanede dolaşmak için)
* Havlu
* Diş fırçası
* Göğüs pedi ve göğüs ucu pedi
* Hijyenik ped
* Mendil (Kuru ve Islak)
* Tarak
* Taç ve toka
* Saat (Kronometreli)
* Yastık (Sürekli kullandığınız ve onsuz yatamadığınız b,r yastık varsa)
* Unutulmaması gerekenler hamilelik dosyası, hastane formları ve sigortanız varsa sigorta kartı

   Doğuma giderlen bebek için gerekli olanlar eşyalar

Bebeğin boyu ve kilosuna göre bebek için alacağınız kıyafetlerden birkaç beden almanız gerekir.

* Çıtçıtlı body
* Çorap
* Patik
* Pijama altı
* Şapka ve eldiven
* Tulum
* Yelek
* Battaniye
* Çarşaf
* Bebek bezi (Genelde yenidoğan bezi hastane tarafından veriliyor, ancak yanınızda bulundurun)
* Gazlı mendil
* Emzik (Ancak bebek hemşirelerinin emzikle ilgili uyarılarını dikkate almalısınız)
* Hastane çıkışı
* Araba koltuğu
* Puset

Bunlarıda unutmayın;

* Kapı süsü
* Hatıra defteri
* Fotoğraf makinesi

Gebelik döneminde nasıl beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

     Anne olacakların  ve bebeğinin sağlığı için gebelik döneminde beslenmede nelere dikkat edilmeli? 

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

Gebelikte döneminde nasıl beslenmeli denildiğinde dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, gebelik süresince annenin yeterli ve dengeli beslenmesinin bebeğin ve annenin sağlığı için oldukça önemli olduğuna dikkat çekti.

Gebeliğin, yumurtanın döllenmesinden doğuma kadar uzanan yaklaşık 40 haftalık bir süreç olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Nevin Şanlıer, “Dünyaya gelecek bebeğin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesi, annenin gereksinimlerinin karşılanması ve besin öğesi depolarının korunması için enerji ve besin öğelerine gereksinim artmaktadır. Artan gereksinimin karşılanamaması bebekte gelişim geriliği, erken veya düşük ağırlıklı doğum, annede ise kansızlık, kemik erimesi ve diş kayıpları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir” dedi.

     Gebelikte artan enerji gereksinimi nasıl karşılanmalı

Gebelik döneminde doğacak bebeğin ve annenin gereksinimlerinin karşılanabilmesi ve besin öğesi depolarının korunabilmesi için gebelikte kadının enerji gereksiniminin arttığına işaret eden Prof. Dr. Şanlıer, karbonhidratların diyetteki en önemli enerji kaynağı olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Gebelikte artan enerji gereksiniminin karşılanabilmesi için diyetle alınan enerjinin yarısından çoğunun karbonhidratlardan sağlanması önerilmektedir. Bu amaçla tam tahıl ürünleri, kuru baklagiller, sebze ve meyveler gibi kompleks karbonhidrat içeren sağlıklı besinlerin düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir. Her gün en az 5 porsiyon taze sebze ve meyve tüketilmeli ve haftada 2 kez kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillere yer verilmelidir. Posanın en iyi kaynakları olan bu besinlerin düzenli tüketimi gebelikte sıklıkla karşılaşılan kabızlık sorununun yaşanmasını da önleyecektir.”

Gebelik döneminde nasıl beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

      Protein ihtiyacı hayvansal kaynaklı besinlerden sağlanmalı

Gebelik döneminki annenin ve büyümekte olan bebeğin vücut hücreleri ve anne vücudunda oluşan fizyolojik değişikliklerin protein ihtiyacını artırdığına dikkati çeken Prof. Dr. Şanlıer, “Artan gereksinimi karşılamak için kadının diyetine proteinden zengin besinlerin eklenmesi önerilmektedir. Protein ihtiyacının büyük kısmının vücutta kullanılabilirliği daha yüksek olan hayvansal kaynaklı (yumurta, et, süt ve ürünleri) besinlerden sağlanması öneriliyor” dedi.

      B12 ve folik asit alımı önemli

Gebelik sırasında artan enerji gereksinimi ile vücutta enerji metabolizması için gerekli olan B grubu vitaminlere olan ihtiyaç da artmaktadır. Gebeliğin ilk haftalarında folik asidin yetersiz alınması bebeğin gelişimini olumsuz etkilemekte, bebekte kalıcı bozuklukların oluşmasına neden olabilmektedir. Gebelik öncesi süreçte ve gebelikte yeterli miktarda folik asit alımı hem bebek hem de anne sağlığı için son derece önemlidir. Diyette folik asidin en iyi kaynakları kuru baklagiller, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerdir. Sadece hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan B12 vitamininin yetersizliği ise anemiye neden olarak anne ve bebek sağlığını olumsuz etkilemektedir.

             İyotla zenginleştirilen sofra tuzları kullanılmalı
Eksikliği sık görülen ve bebekte zeka geriliğine neden olan önemli bir diğer mineral de iyottur. Yeterli iyot tüketiminin sağlanabilmesi için iyotla zenginleştirilen sofra tuzlarının kullanılması önerilir. Bu tuzların ışık görmeyecek ve nem almayacak şekilde saklanması ve yemeklere pişmeye yakın ya da piştikten sonra eklenmesi iyot kaybını azaltacaktır.

kilo almak isteyen kadın

Yeni Babaların Loğusalığı

Doğumdan sonra kadınlarda geçici bir depresyonun ortaya çıktığını tıp tarafından da kabul edilen bir gerçek. Ancak bu durum sadece anneler için değil, babalar için de geçerli. Bebeğin dünyaya merhaba deyişiyle birlikte baba olan erkek de bir çok problemle karşı karşıya kalıyor. Öyle ki bu sorun bazen öylesine büyük oluyor ki evlilikler bile son buluyor. Aslında bu durum çok uzun yıllardan beri yaşanıyor.

Özellikle de genç çiftlerde sık rastlanan bir durum olarak karşımıza çıkıyor . Erkeğin cinsel açıdan eşinden uzaklaşması olarak nitelendirilebilecek bu durum kadıları endişelendiriyor. Beni eskisi gibi sevmiyor mu? Hayatında yeni biri mi var? Cinsel olarak çekiciliğimi mi kaybettim? gibi soruların yanıtlarını arayan kadınlar ise soruna çözüm bulabilmek için aile terapistlerine başvuruyor.

Aslında bu durumu yaratan ana etmen yine kadınlar. Neden mi? Çünkü kadınlar anne kimliğine öyle sıkı sarılıyor ve çocuğun sorumluluğunu öyle fazla kendilerine mal ediyorlar ki, erkeği bu ikili dünyaya sokmuyorlar. İşte bu noktada baba kendisini gereksiz hissediyor ve bir savunma mekanizması geliştirerek kaçıyor. Zaten evlilik denen kurum sayesinde erkekler kendilerini bambaşka bir statüde buluyorlar.

Çocuk sahibi olarak de yepyeni bir rolü kabullenmek zorunda kalıyorlar. Anne çocuğu 9 ay karnında taşıdığı için bu ikinci statü değişimine daha kolay uyum sağlıyor. Baba ise dışarıdan takipçi olmaktan öteye gidemiyor. Bu nedenle babayı hamilelik döneminden itibaren mümkün olduğunca çok işi içine sokmak gerekiyor. Ayrıca kadın kendini sadece anne olarak görmemeli. Aksi halde erkek de onu sadece çocuklarının annesi olarak görür.

Her toplumda anneliğin bir çeşit kutsallığı, dokunulmazlığı var.Bu olgu nedeniyle, erkek de eşini böyle görmeye başlıyor. Bilinçaltında eşini kendi annesiyle özdeşleştirebiliyor. O zaman ona yeniden karısı gözüyle bakamaz hale geliyor.

Kimlerde daha çok görülüyor?

Genç yaşta baba olan erkeklerde bu durum daha çok görülüyor. Şefkat bekleyen, ilgi isteyen, benmerkezci bir kişiyse, çocuk olduktan sonra eşinden eskiden gördüğü ilgiyi bulamadığı için sorun yaşayabiliyor. Hatta farkında olmadan karısını çocuğundan kıskanacak raddeye geliyor. Özellikle genç ve deneyimsiz ailelerde çocuğun bakımı stres yaratıyor. O kadar yorulduktan sonra insanlar doğal olarak kendilerine daha az vakit ayırıyorlar. Böylece birbirlerine ilgileri de azalıyor. O anne üstelik de çalışıyorsa, gecenin bir vakti kocasının karşısına feminen olarak çıkamıyor çünkü kendinde o gücü bulamıyor.

Bu durumdan kurtulmanın yolları

Öncelikle gerçekten çocuk isteyip istemediğinize emin olmanız gerekiyor. Kendinizi gerçekten hazır hissettiğiniz zaman baba olun. Siz ve eşiniz bir aile olmaya kesin karar verdiğiniz andan itibaren kendinizi bu role alıştırın. Eşinizin hamilelik döneminden başlayarak babalığa hazırlanın. Bebeğinizle ilk yıldan itibaren sıcak bir ilişki kurmaya çaba gösterin.Annenin sorumluluklarını eşinizle paylaşın. Son sözümüz ise kadınlara. Pek çok işte olduğu gibi eşlerini bu durumdan kurtarmada en önemli rol size düşüyor. Annelik kimliğinizi ön plana çıkarmayın. Annelik, iş kadınlığı ve eşlik görevlerinizi eşit olarak yerine getirmeye çalışın.

Baba Adaylarının Kaygıları

Baba Adaylarının Kaygıları

Baba Adaylarının KaygılarıÜlkemizde baba adaylarının kaygıları

Hamilelik öncesi ve sonrası eğitimleri, ebelik desteği ve kadın sağlığı ile ilgili tüm hastalıkların tanı ve tedavisine yönelik hizmetler sunan Hamile Okulu’nun kurucusu Ebe Asude Oflaz; “Ülkemizde baba adayları doğum öncesinde 8 temel kaygı yaşıyor.”

Oflaz’a göre, “yolda doğurursa?” ve “doğum süreci çok uzun sürdü, ne zaman doğuracak?” soruları, baba adaylarının öncelikli 2 temel kaygısı durumunda.

Ya yolda doğurursa

Doğum, uzun, yavaş ve giderek hız kazanan bir süreçtir. İlk kez bebek sahibi olacak olan babalar bu korkuyu daha sıklıkla yaşarlar. Özellikle ilk doğumlarda hazırlık fazı ortalama 12-24 saat sürebilir. Anne-baba adayı bu zamanı rahatça evinde geçirebilir. Erken hastaneye gitmek, doğumu çabuklaştırmak adına gereksiz müdahalelere sebep olacaktır. En doğru zamanda hastaneye gitmek için evde profesyonel bir ebe desteği almak en doğru karar olabilir.

Doğuma kaç kişi gidelim

Doğumun doğal ilerleyebilmesi için annenin mahremiyetinin korunması en önemli faktörlerden biridir. Çünkü doğum içgüdüsel bir eylemdir. Mahremiyeti sağlandığı anda anne, tamamen kendi içine döner ve doğumuna odaklanır. Gözleniyor olma duygusu doğumda çalışan hormonları kesintiye uğratarak doğum sürecini yavaşlatır veya bozar. Anneye doğumda en az kişi ile yardım etmek, doğum sürecini pozitif etkileyecektir.

Baba Adaylarının KaygılarıSuyu geldi, bebek susuz mu kaldı

Doğum sürecinde suyun ne zaman geleceğini bilemeyiz. Anneler, bu bilgiyi sadece doğum sürecini yaşarken öğrenebilirler. Suyun, doğum kasılmalardan önce gelmesi çok acil bir durum olmayabilir. Su geldikten sonra 12-24 saat içerisinde doğumun kendiliğinden başlaması beklenir. Bir yandan su üretimi devam ettiği için bebeğin susuz kalması çok olağan değildir. İlk 24 saat içerisinde doğum gerçekleşmediyse “antibiyotik” tedavisi başlanabilir. Aktif fazda suyun gelmesi durumunda bebeğin susuz kalması gibi bir durum söz konusu değildir.

Beli çok Ağrıyor, bir sorun mu var

Bel ağrısı doğumun ilerlediği, aktif fazda bebeğin inişi sırasında aldığı pozisyon ve annenin kuyruk sokumuna yaptığı basınçla ilgilidir. Bu nedenle bel ağrısı, doğumun doğal ilerlediğinin bir göstergesidir. Kuyruk sokumuna yapılacak baskılı masaj veya sıcak uygulamalarla anne rahatlatılabilir.

Gözleri neden kapanıyor, çok mu yoruldu

Müdahale edilmemiş ve kendi doğasına bırakılmış doğumlarda, sürecin hızlandığı aktif fazda annenin doğum hormonlarında da artış olur. Doğumun ilerlemesi için gerekli olan oksitosin hormonunun yanı sıra endorfin de artar. Annenin uyku ihtiyacı, artan endorfin hormonuyla ilgilidir. Endorfin hormonu annenin kasılmalar arasında dinlenmesini sağlayarak yeni kasılmalar için onu hazırlar. Anne uykulu ise doğum süreci doğal olarak ilerliyor demektir.

Çok uzun sürdü ne zaman doğuracak

Doğum yavaş ilerleyen ve uzun biyolojik bir süreçtir. Bu sürece saygı göstermemek ve gereksiz müdahaleler uygulamak, sezaryen yapmanın yolunu açabilir. sağlık personeli kadar anne-baba adayı da sürece saygı göstermelidir. Anne-baba doğuma hazırlık eğitimi almışlarsa, doğum sürecinin yavaş ve uzun süreceğini bilirler.

Baba Adaylarının KaygılarıKarım neden kusuyor

Doğum sürecinin ilerleyen fazlarında kasılmalarla açılmaya başlayan rahim ağzına, bebeğin başının basısı sonucu annede bulantı ve kusma olabilir. Baba adayları bu durumdan endişe duysalar da, aslında bu durum doğumun normal ilerliyor olduğunu ve yaklaştığını gösterir.

Neden yatmak istemiyor

Annenin yatarak kasılmaları karşılaması, bebeğin annenin kuyruk sokumu kemiğine baskı yaparak daha çok ağrı duymasına sebep olur. Doğumda annenin dikey olarak durması bebeğin yerçekimini de kullanarak doğum kanalına inmesini kolaylaştırır. Anne içgüdüsel olarak bu bilgiyle hareket eder. Annenin serbest hareket etmesi hem fiziksel hem de psikolojik açıdan anneye kolaylık sağlar. Anneyi yatağa yatmaya mecbur etmek, doğumun doğal ilerleyişine müdahale etmektir.

Doğumda baba adaylarına tavsiyeler

* Doğumda eşinizin başucunda olun.
* Ikınma çabalarını destekleyin.
* Pozitif ve destekleyici cümleler kullanın.
* Sakin olmaya çalışın ve doktorla iletişimi devam ettirin.
* Doktorun ya da ebenin talimatlarını birlikte tekrarlayın.
* Doğum sancıları arasında dinlenmesini sağlayın.
* Doğumdan sonra da yanında olun.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde yapılan aşılar hem anneyi hem de bebeği gebelik esnasında koruyor.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Aşılama; annenin, fetusun ve yenidoğanın hastalıklardan korunmasında önemli bir etken. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gazi Yıldırım, gebelik döneminde yapılması ve yapılmaması gereken aşılar hakkında anne adaylarını bilgilendiriyor.

Gebelikte yapılan aşılar da amaç; gebelik esnasında fetusta konjetinal malformasyon, büyüme geriliği, ölü doğum ve nörolojik arazlara sebep olan enfeksiyonlardan korumak, erken doğum eylemini azaltmak, gebelik esnasında daha şiddetli seyreden hastalıklardan anneyi korumak, yenidoğan enfeksiyonlarını azaltmak şeklinde sıralanıyor. Gebe olmayan kişilerin kızamıkçık ve suçiçeği enfeksiyonuna karşıbağışıklığı yoksa gebelik öncesi dönemde bu aşıları yaptırmaları uygun görülüyor. Böylece gebelikte kızamıkçık ve suçiçeği geçirme riski ortadan kalkıyor.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelikte zararsız olan aşılar:

Tetanoz Difteri Aşısı, Grip Aşısı, Hepatit B Aşısı, Kuduz Aşısı

Sadece gerektiğinde yapılması önerilen aşılar:

Boğmaca Aşısı, Pnömokok Aşısı, Kolera Aşısı, Sarı Humma Aşısı, Hepatit A Aşısı, Palio Aşısı

Gebelikte yapılmaması gereken aşılar:

Kızamık Aşısı, Suçiçeği Aşısı, Kabakulak Aşısı, BCG, Canlı Palio Aşısı

Alerjiyi anne karnında önlemek mümkün mü

Alerjiyi anne karnında önlemek mümkün mü

Alerjiyi anne karnında önlemek mümkün müAnnelerin hamileyken doğal ve yeşil bir ortamda yaşaması bebekte alerji gelişimini azaltıyor.

Yüzyılın hastalığı olarak karşımıza çıkan, hamilelikte önlenebilen alerji ve astımın, sezaryen doğum yapan annelerin çocuklarında görülme sıklığı %20 daha fazla iken, normal doğumla bu hastalıkların önüne geçilebiliyor.

Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, çeşitli alerjik reaksiyonların ölümle sonuçlanabildiğine, alerjinin bütün vücudu tutan bir hastalık olduğuna, bebeklikten yetişkinliğe kadar geçen süreçte farklı belirtilerle kendini gösterdiğine, genetik faktörlerinde önemli olduğuna değinerek bu hastalıkla mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekiyor.

Normal doğum da alerji gelişiminin azalmasında etkili

Annenin hamileyken doğal ve yeşil bir ortamda yaşamasının, solunum yoluyla doğadaki zararsız mikroplara maruz kalmasının, bebekte alerji gelişimini azaltan bir etken olduğunu belirtiyor. Hamileyken, çiftlik ortamında olduğu gibi hayvansal ve toprak kaynaklı zararsız mikroplarla temas eden bir annenin, bebeğinin de bağışıklık sisteminin geliştiğini ve alerjiden uzaklaşmayı sağlayan birinci adım olduğunu söylüyor.

Prof. Dr. Yonca Tabak; normal doğumun alerjiyle mücadelede ikinci ve önemli bir adım olduğunu, annenin doğum kanalındaki sağlıklı flora mikroplarla temasıyla, bebeğin bağışıklık sistemini geliştirecek ilk doğal uyarıyı aldığını vurguluyor. Sezaryen doğumla dünyaya gelen bebeklerin ise tamamen steril bir ortamda doğduklarını ve bu sırada hiçbir mikropla teması olmadığını dolayısıyla bağışıklık sistemlerinin alerjiye yatkın hale geldiğini söylüyor.

Mikrop bebeğinize güç verecek

Bağışıklık sistemini bir terazinin iki kolu olarak değerlendiren Prof. Dr. Yonca Tabak, “Bağışıklık sistemi mikroplarla ne kadar çok temas ederse; alerjiden o kadar çok uzaklaşıyor. Tam tersi mikropla mücadele ne kadar kısıtlanırsa; bağışıklık sistemi de alerji yönüne kayıyor. Günümüzde aileler, bir yandan çocuklarını hastalıklardan korumaya çalışırken diğer bir yandan alerjik reaksiyona yatkın hale getiriyor” diyor.

Özellikle ailesinde alerjik hastalık bulunan anne adaylarını uyaran Prof. Dr. Yonca Tabak, tıbbi bir zorunluluk olmadıkça sezaryen doğumun tercih edilmemesi, hayvan ve toprak temasından kaçınılmaması gerektiğini sözlerine ekliyor.

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalı

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalı

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalıGebelik döneminde sağlıklı beslenen ve düzenli kilo takibi yapan annelerin doğum sonrasında anne sütü daha kaliteli oluyor.

Gebelik boyunca düzenli kilo takibi yapılması, hem anne hem de bebek sağlığı için yaşamsal önem taşımaktadır. İdeal kilo hesabı, boy ve kilo arasındaki ilişkiye göre belirlenen vücut kitle indeksine göre belirlenerek takip edilmektedir. Anne adaylarının gebelik boyunca dengeli ve yeterli beslenerek ortalama 10-12 kilo almaları beklenirken, aşırı zayıf gebelerin 12 kilogramdan fazla alması normaldir.

Hamileliğin ilk üç ayında ortalama 1-3 kilogram, diğer aylarda ise ayda 1 kilo alması beklenmektedir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Ülkü Aksoy, dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemi hakkında şu bilgileri verdi.

Tek tip beslenmeden uzak durun

Gebelik döneminde anne adayları tek tip beslenmeden uzak durmalı ve her besin grubundan yeterli miktarda tüketmelidir. Protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller vücudun ihtiyacı kadar alınmalıdır. Anne adayları gebelikte daha fazla besin tüketimine ihtiyaç duyar. Gebelerin günlük alması gereken kalori miktarı 2300 kilokaloridir. Yani normal insanlara göre günde 300 kilokalori daha fazla almaları gerekmektedir. Bu dönemde beslenmesine özen göstermeyen, besin tüketimi dengesiz ve sağlıksız olan gebelerin, vücudundaki vitamin ve mineral miktarında azalma ortaya çıkar.

Sağlıklı beslenme kuralları

- Öğünler sık ve az az porsiyonlar halinde olmalıdır. Uzun süre aç kalınmamalı, besinler az ve sık tüketilmelidir.

- Gebelerin aldığı gıdaların taze olmasına dikkat edilmelidir. Konserve, beklemiş gıdalar ve içinde katkı maddeleri bulunan ya da saklanan gıdalar yerine taze ve doğal besinler tüketilmelidir.

- Anne adayları yedikleri gıdaların çeşitliliğine önem vermelidir. Bu şekilde pek çok vitamin ve mineralin alınması mümkün olmaktadır.

- Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrat zengini yiyecekler, yağ oranı düşük besinler tüketilmemelidir.

- Önemli olan gebelerin kilo alması değil, bebeğin hamilelik boyunca yeterli şekilde beslenmesidir.

- Gebelikte tansiyon durumu veya riski varsa protein alımı artırılabilir. Gebeliğe bağlı şeker hastalığı söz konusu ise diyetisyenin önereceği şekilde kalori kısıtlamasına gidilmesi gerekebilir.

- Gebelikte dışarıdan hap olarak alınması gereken iki madde folik asit ve demirdir. Dengeli beslenebilen bir gebede bunların dışında vitamin veya mineral alımı doktor tarafından uygun görüldüğü takdirde verilmelidir.

- Eğer gebeliğe bağlı bacak kramplarınız oluyorsa magnezyum ve kalsiyumu, ilave olarak doktorunuz size reçete edebilir.

 

Hamile Babanın Üçüncü Üç Ayı

Hamile Babanın Üçüncü Üç Ayı

Hamile babanın üçüncü ayı başladı. 90 gün içinde siz ve eşiniz bebeğinize kavuşacaksınız. Eşinizin vücudu son ayarlamalarını yapıyor ve bebeğiniz doğum için hazırlıklarınabaşlıyor. Bebeğiniz dünyaya geldiği zaman içine düşeceğiniz yeni duygu seline karşı hamile bir baba olarak hazırlanmalısınız.

Belki baba olmanın ne gibi bir şey olduğunu iyiden iyiye merak etmeye başladınız. Bir baba olarak yeni rolünün sizden beklentileri nelerdir? Babanızın babalığa model olduğunu düşünmek kendinizibaba olarak görmenize uymayabilir. Babalık önemli ölçüde kuşaktankuşağa değişir. Hatta yirmi yıl önceki sosyal ve toplumsal babalık beklentileri günümüzdenoldukça farklıdır. Babalık ve ebeveynlik sabit roller değildir. Babaların rolleri her ailenin ihtiyaçlarına ve yaşamlarına göre zaman içinde toplum tarafından etkilenir.

Kendi babanızı ve onun babalığını düşünmeye başlamak sizi daha rahat duygulara itecektir. Babanızın en çok neyinden hoşlanırdınız? Siz neyi farklı yapacaksınız? Buson devre, doğum üzeri ya da doğumdan sonra yapmak istediğiniz ayarlamalar ve iş ilişkilerini yeniden gözden geçirmeniz için uygun bir zamandasınız. Planlarınızda kendinize esnek davranmanız gerektiğini hatırlayın. Hiç kimse bebekleri doğduğunda tam olarak ne olacağını bilemez. Ve en iyi yapılmış planlar bile sıkça bebeğindoğumundan önce dikkate alınmayan duygular ve şartlar sebebiyle yeni ayarlamalar gerektirir. Doğum öncesi dersler almak doğum için kendini hazır hissetmenizi sağlamanın bir yoludur.

Daha önemlisi, dersleri eşinizle birlikte alırsanız, bir çift olarak doğum tecrübesini paylaşmaya daha kolay hazırlanabilirsiniz. Doğumda sizinrolünüz ne olacak? Eşinizin sizden beklentileri nelerdir? Neye ihtiyacınız olduğu konusunu hesaba katıyor musunuz?

Dersler doğum sürecinin safhalarını anlamanızı ve doğum olayında sizden neler beklendiğini öğrenmenizi sağlayacaktır. Son devrede eşinizin vücudundaki fiziksel değişmeler yoğunlaşacaktır. Aynı zamanda bu fizikseldeğişmeler, onun psikolojik durumunu da etkileyecektir. Erkekler olarak, onların vücutları ile bizimkiler paralel değildir, hamilelik boyunca onların hormonları çokfarklı çalışır. İkinci devrede yaşadığı heyecan, bebeğin vücudunda ağırlaştığı son devrede aynı şekilde hissedeceğinin garantisi değildir. Onlar vücutlarının kontrolünükaybettiklerini düşünürler ve bu çok korkunç bir tecrübe olabilir.

Son ayı boyunca eşinizin sıkıntılarının arttığını ve daha çok yardıma ihtiyacı olduğunu hissedebilirsiniz.Sorun değil endişelenmeyin, çiftler her ne kadar her şeyi mükemmel hazırlamak için çabalasa da muhakkak ufak eksikler olacaktır.

Birbirinize karşı sabırlı olun!

Açık iletişimin gerekliliğini unutmayın. Eğer işte ve bebeğin gelişi için hazırlıklarda üzerinizde çok fazla sorumluluk olduğunu düşünüyorsanız bunu eşinizle paylaşın.

Birbirinize destek için tam zamanıdır. Diğer babaların tecrübelerini gözden geçirin. Arkadaşlar, aile, doğum öncesi sınıfınızdaki babalar, birlikte çalıştığınız diğer babalar sizedestek kaynağı olacaktır.

Şimdi size son üç aylık devrede hamile babalar için birkaç tavsiye sunmak istiyoruz;

Eşiniz için;
 • eğer mümkünse eşinizle birlikte bebeğinizin yatağını hazırlayın, mobilyalarını, extra öğün hazırlıklarını, evin bebek için hazırlanmasını…
 • doğum hakkında alacağınız en az iki filmi birlikte seyredin.
 • ona doğumda yanında olacağınızı bilmesi gerektiğini söyleyin.
 • Doğumun yapılacağı yeri gezin.

Kendiniz için;
 • doğumu planlamaya başlayın. Doğum ve sonrası için çalışma saatlerinizi kontrol edin, uykusuz geçecek geceler için hazırlıklıolun!, gerekli uygulamaları yapın.
 • İki yeni baba ile bebeklerinin doğumu ile ilgili tecrübeleri hakkında konuşun.
 • doğuma hazırlık sınıfınızdaki babalarla görüşün

Hamile Babanın İkinci Üç Ayı

İkinci üç aylık devrede ultrasonda bebeğinizi görmeniz mümkün ve kalp atışlarını duyma şansınız olacaktır. Bu tür deneyimler bebek sahibi olma fikrinin gözünüzdekigerçekliğini artıracaktır. Gerçekten bir bebeğimiz olacak!   Toplumumuzda, erkeği duygusal paylaşım ve katkılarından çok maddi katkılarıyla değerlendirme eğilimi vardır. Hamile babaların bir çoğunun odak noktasının aşırıpara ve mali güvenlik sağlama yönünde olmasından dolayı bu anlaşılabilir bir yaklaşım. Doğmamış çocuğu ve eşi içinsorumluluğunu, koruyucu gücünü ifade eden birerkeklik ispatlama yolu olarak da kabul edilebilir.

Bir çocuğunuzun olmasının mali durumunuzda yapacağı değişimi düşünmeye başlamak olağandır fakat bu para olayızihninizi fazla meşgul ederse daha derin bir şey sizi rahatsız edebilir. Bütün sorumluluğunuzun paraya yönelik olduğunu düşünürseniz, daha derinlerde rahatsız edicisonuçlar doğar. Belli bir perspektifle, mali durumunuzla ilgili konuları eşinizle görüşmeniz bu devrede önemlidir. Böyle hassas bir mevzuda ufacık bir hoşgörü hemhamilelikte hem de babalıkta yararlı, gelişme sağlayıcı bir hünerdir.

Çoğu baba ikinci devre boyunca cinsel yaşamlarında değişme olduğunu söyler. Her hamile anne vücudunda oluşan hormonal değişmeleri farklı cevaplar. Bazıkadınlar için hamileliğin cinsel istekleri yoğunlaştırırken bazıları için de azalttığı görülür. Bir baba olarak ikinci üç aylık devrede eşinizin hormonlarının vücudundayaptığı değişikliğe göre oluşan isteklerini görebilmeniz önemlidir.

Hamileliğin bu aşamasında ilişkinizin eşinizi nasıl etkilediğiyle ilgili olarak düşünmeyebaşlamalısınız. Değiştiğini kabul ettiğiniz alışkanlıklarınızın nasıl alışkanlıklarolduğunu farkedebilirsiniz. Çiftler sık sık yemek vakitleri, eğlence, ev işleri gibi temel alışkanlıkları paylaşır. Basit bir alışkanlık; eşinizin sabah rahatsızlıkları varsa birPazar sabahı kahvaltısı uzun sürmeyebilir.

Hafta sonu akşamları dışarı çıkmaktan hoşlanırdıysanız ve şimdi o kendini yorgun hissediyorsa bunu nasıl karşılayacaksınız?Her çift bu değişimleri farklı yaşar. Deneyin ve eşinize ilişkinizin bu şekilde devam etmesinden dolayı hislerinizin değişmesinden bahsedin. Deneyin ve mutluluk,suçluluk, beklentiler, kararsızlık ve hayal kırıklığı gibi yaşamınızda şu anda devam eden hisleri birbirinizle paylaşın, birbirinize karşı anlayışlı olun. Hamileliğin budöneminde destekleyici ve pozitif bir ilişki içinde olun ve eşinizle açık iletişim kurun.

Hamileliğin ikinci üç aylık devresinde hamile babalar için birkaç tavsiyeyi paylaşmak istiyoruz

Eşiniz için; 
 • evinizdeki işlerin çoğunu üzerinize almaya başlayın.
 • Eşinize müthiş bir anne olacağını anlatın.
 • onunla hamile olmanın pozitif ve negatif yönlerindenbahsedin.

Kendiniz için; 
 • iki yeni babayla baba olarak kendilerini nasıl hissettikleri hakkında görüşün.
 • Mümkünse; babanıza siz doğduğunuzda kendisini nasıl hissettiğinisorun.
 • baba adayı olma hakkında anlatacaklarınızı dinleyecek bir arkadaşınızla yürüyüşe çıkın.

Sempatik hamile erkekler

Sempatik hamile erkekler

Diğer adı “sempatik hamilelik” olan Kuvad Sendromu, erkeğin hamilelikte eşiyle bütünleşmesi anlamına geliyor.  Ne  kadar gerçektir bilinmez ama  bu sendromu yaşayan erkekler de, eşleri gibi bulantı, kusma, iştah artma, kilo alma gibi problemler yaşıyorlar Bahçeci Kadın Sağlığı Merkezi’nden Uzm. Psikolog Işıl Ertüzün, bu sendromu anlatıyor.

Sempatik hamile erkekler

Sempatik hamile erkekler

Kuvad sendromu nedir?

“Couvade (kuvad) sendromu bir erkeğin hamileliğin çeşitli belirtilerini yaşadığı durumun genel adı. Fransızca’da “kuluçkaya yatmak” anlamına gelen “couver” kelimesinden gelen “couvade” tanımı ilk kez 1865’te İngiliz Antropolog Edward Taylor tarafından ilkel kabilelerde gördüğü bazı gelenek ve tabuları anlatırken kullanılıyor. Erkek, eşinin hamileliği sırasında, doğum esnasında ya da doğum sonrasında bazı ritüeller uyguluyor, özel yemekler yiyor, özel kıyafetler giyiyor, ya da bazı davranışlarına sınırlama getiriyor.

Bunların arasında en sık rastlanan gelenek, bebeğin doğaüstü güçlere maruz kalmaması için, anne doğum yaptığı esnada babanın bir yatağa yatıp, sanki doğumu karısı değil kendisi yaparcasına doğurma durumunun acılarını çekmesi. Böylece kötü ruhların ve büyülerin bebeğe yönelmesini engelliyor, bir anlamda bu doğaüstü güçlerin dikkatini dağıtıyor. Bu gelenek modernleşme ve sanayileşme öncesinde dünyanın pek çok bölgesinde görülüyor.

Günümüzde “couvade” bir gelenek değil, bir belirtiler bütünü anlamına gelecek şekilde  “sendrom” olarak tanımlanıyor. Bir diğer adı “sempatik hamilelik”. Burada “sempatik” kelimesi gündelik olarak kullanıldığı “sevimli” anlamında değil, Eski Yunanca’dan geldiği şekliyle “beraber hissetme” anlamında kullanılıyor. Yani bir nevi duygudaşlık hâli. Erkeğin, eşiyle birlikte bebeklerini beklerken, eşinin yaşadığı bir takım hamilelik sıkıntılarını yaşaması durumu.

Özellikle sindirim sorunları, bulantı, kusma, karın ağrısı, şişkinlik, iştah ve kilo değişiklikleri görülüyor, eski cilt yaralarından sıkıntı çekmek, diş ağrısı ve bacaklarda ağrı gibi şikâyetlere rastlanıyor. Araştırma sonuçları bebek bekleyen babaların yüzde 23 civarının bu tip belirtilerle doktora başvurduğunu, fakat yapılan tetkiklerin altta yatan fiziksel bir problemi işaret etmediğini gösteriyor. Yani erkekler hamile olmadıkları hâlde, eşlerinin hamileliğiyle hemhâl oluyor diyebiliriz.

Peki bu nasıl oluyor?  Eşi hamile olan erkek,  nasıl oluyor da eşinin hamilelikte doğal olarak yaşadığı sıkıntıları kendisi de çekiyor?

Önce hamile olmadığı halde kendisini hamile sanma durumu, yani yalancı gebeliği inceleyelim. Bir erkek hamile kalamaz, fiziksel olarak yapısı buna müsait değildir, fakat kendisini hamile sanabilir. Aynı şekilde kadınlarda da hamile olmadığı halde kendisini hamile sanma durumu söz konusu olabilir.

Yalancı gebelik tanımını ilk kez M.Ö. 300’lü yıllarda Hipokrat’tan duyuyoruz. Hamileliğin neredeyse bütün semptomlarının görülebildiği bir durum: âdet düzensizliği ya da âdet olmama hâli (amenore), karnın şişmesi ve büyümesi, göğüslerde büyüme ve şekil değişikliği, meme uçlarında renk değişikliği, süt salgılama, iştah artışı, kilo artışı, sabah bulantı ve kusmaları, karnı öne çıkararak beli tutarak yürüme vs. Kişi kesinlikle hamile olduğuna inanır, hatta bazı durumlarda doğum sancısıyla hastaneye koşar, doğum kasılmaları yaşar, fakat hamile olmadığı gibi doğum da yapamaz.

Bu durumun en ünlü örneklerinden biri, iki kez yalancı hamilelik geçiren İngiltere Kraliçesi Mary Tudor.

Batı’da ortalama 22000 doğumdan 1 ilâ 6 kadarının yalancı gebelik olduğu görülüyor. Afrika’da yapılan araştırmalar infertilite tadavisine gelen hastaların 160’ta 1 kadarının bu tanıyı aldığını göstertiyor. Yaş aralığı 20- 44 arasında yoğunlaşıyor.

Neler yalancı hamileliğe yol açıyor?

Yalancı hamileliğe nelerin yol açtığı konusunda pek çok açıklama girişimi var. Psikolojik faktörler ve üreme sisteminin hormonal değişiklikler aracılığıyla birbiriyle etkileşim içinde olması üzerinde en çok durulan açıklama şekli. Psikolojik faktörler iki şekilde etkili olabiliyor: Birinci grupta, çok kuvvetli bir hamile kalma arzusu ve beraberinde bundan duyulan yoğun kaygının  bilinçdışı süreçleri hareketlendirmesi ve karmaşık nöroendokrin mekanizmaları ile  ilişkiye girmesi yalancı gebeliğe yol açıyor.

Bu depresyonda, infertilite durumunda, ikinci evliliklerde, arka arkaya kürtaj geçirme, jinekolojik operasyonlar sonrasında ya da kadının erkeği evliliğe ikna etmek istediği durumlarda görülen yalancı gebelik mekanizmasını açıklıyor. İkinci grupta yalancı gebelik yine hamile olma arzusuyla birlikte, duyusal uyaranları yanlış algılama ya da yanlış yorumlama sonucunda ortaya çıkıyor; hastalar karın şişliği ya da pelvik bölgedeki sıkıntıları hamilelik olarak yorumluyorlar. Nörokimyasal ve hormonal süreçlerle etkileşim halinde bu yanılsama yaşanıyor.

Tüp bebek denemelerinde embriyo transferi sonrasında tedavinin yan etkilerini hamilelik olarak yorumlayan kişilerle karşılaşabiliyoruz. Aynı zamanda karın bölgesindeki tümörler, yaşlanma, ya da doğum kontrol ilaçlarının vücudun su tutmasına yol açmasının bir hamilelik yaşanıyormuşçasına algılanması görülebiliyor. Ve bütün bu süreçler erkeklerde de, daha nadir de olsa, ortaya çıkabiliyor. Kadınlarda ve erkeklerde psikotik, yani gerçeklik algısının kaybedildiği durumlara kadar varabiliyor yalancı gebelik durumu.

Peki erkeklerde nasıl hamilelik belirtileri görülüyor?

Couvade sendromuna geri dönersek, bir erkeğin hamilelik sıkıntıları çekmesi, kendisini hamile sanması durumundan çok farklı; erkeğin hamile olduğunu düşünmeksizin ve durumu eşinin hamileliğiyle ilişkilendirmeksizin bu sıkıntıları çektiğini görüyoruz.
Burada baba olma durumunun üzerinde durmak gerekiyor. Bütün toplumlarda baba olma durumu anne olma durumuna göre ikincil addediliyor. Yani anne çocuğu karnında taşıyor, doğuruyor, emziriyor ve bakıyor, babaysa sadece üremeye yardımcı oluyor, bunun ötesinde doğrudan hamilelik, doğum ve bebeğin bakımıyla pek ilgisi yokmuş gibi algılanıyor. Anneler dokuz ay ve hatta çok öncesinden, çocukluklarından itibaren anneliğe kendilerini hazırlıyorlar, babalar ise çocuğu olma durumuyla sanki birdenbire karşılaşıveriyorlar.
Oysa Antropolog Taylor’ın tanımı ve günümüze kadar gelen şekliyle eski toplumlardan bu yana, erkeğin, eşi hamileyken bir takım süreçlerden geçtiğini görüyoruz.

  Günümüzde neredeyse bebek bekleyen çiftlerde dörtte bir oranında görülen bu durumu nasıl açıklayacağız? Ve eğer bu sendrom, baba olmaya hazırlanmanın getirdiği bazı maddi ya da manevi sıkıntıların bedende tezâhürüyse, neden strese bağlı başka sıkıntılar değil, hamile kadınların yaşadığı sıkıntılar daha çok görülüyor?

Bazı araştırmacılar kendi çocukluğunda babasından uzak olan baba adaylarında Couvade Sendromu’na daha çok rastlandığını belirtiyorlar. Bireylerin kişisel tarihlerinde, erken çocukluk döneminde anne babalarıyla kurdukları ilişkilerinde, çocukluk fantezilerinde ve eşleriyle ilişkilerinde bu sendromun izini sürmek mümkün. Bilinçdışı bir hamile kalma arzusundan ve bunun çeşitli faktörlerle bileşiminden bahsedebiliriz.

Fakat bir yandan da toplumsal süreçleri ele aldığımızda, aile yapısındaki değişimleri ve toplumsal hayata erkek ve kadının nasıl katıldığını incelediğimizde, bireysel süreçlerle etkileşim halindeki sosyokültürel süreçlerin Couvade Sendromu’ndaki etkisini görmek mümkün.  Antropolojik araştırmalar erkeklerin giderek artan bir şekilde eşlerinin hamilelik sürecine destek olmayı arzu ettiklerini gösteriyor. Burada Couvade Sendromunun, Couvade ritüellerinin artık uygulanmadığı endüstriyel, modern toplumlarda görüldüğünü hatırlamakta fayda var.

Modernleşme ve sanayi devrimi öncesi toplumlarda erkekler zaten bir takım hazırlık ya da kuluçka törenlerini ve ritüellerini yerine getirirken, modern toplumda ritüeller uygulanmaz oldu. Oysa geçiş ritüelleri, bireyin hayatının yeni dönemine geçerken toplumsal olarak da destek bulduğu, yeni dönemin bilinmezliğinin getireceği kaygılarla bir baş etme yöntemi olarak da görülebilir. Aslında bütün toplumlarda yetişkin hayat ilk defa çocuğu olunca geçilen bir yaşam dönemidir. Yetişkinlik ve babalık da bir geçiş aşaması, hazırlığı, hatta tabiri caizse, sancısı gerektirir.

Çalışma hayatında erkeğin rolü, doğumların evde değil hastanede yapılması, tıbbi süreçlerin dışında tutulmaları, ameliyathane kapısında bekleme klişesi, erkeği hamilelik sürecinden de, dolayısıyla babalık hazırlıklarından da uzakta bıraktı.

Doğum kontrol yöntemleri, tıptaki gelişmeler, her şeyin çok bilimsel halledilmesi eğilimi, hamilelik ve doğumun kontrol edilebilir şeyler olduğu varsayımı, dinin toplumsal hayatın dışına çıkması, eğitim hayatının uzaması ve hatta ergenlik döneminin uzaması gibi pek çok değişiklik,  erkekleri bu hazırlık sancısından mahrum bıraktı, ya da farklı sancılardan muzdarip kıldı.

Son dönemde aile içinde baba rolü daha aktif. Bu durum sendrom görülme sıklığını artırıran bir faktör olarak kabul edilebilir mi?

Son yıllarda babalık durumu, aile yapısı ve toplumsal hayat yeniden bir değişim içine girdi. Kadın ve erkek çalışma hayatını paylaştığı gibi ev hayatını da paylaşıyor. Babalar bebeklerinin doğumunda hazır bulunabiliyor, hatta doğum izni alabiliyorlar, bebeklerinin altını temizliyorlar, bu süreçlerin daha çok içinde olmayı arzu ediyorlar.

Tıbbi süreçlerde de değişim söz konusu: Sezaryenden tekrar normal doğuma dönüş yaşandı, babalar da hamilelik eğitimlerine katılıyor,  nefes egzersizleri öğreniyor ve eskiden problem çıkarmasın diye ameliyathane kapısından içeri alınmazlarken, şimdi doğumhaneye giriyor, eşleri normal doğumun sancısını çekerken onlar da “eşlik” ediyorlar, eşleriyle hemhâl oluyorlar. Belki de hamileliğe karar verme aşamalarından itibaren bu konularla ilgili algıları açılıyor ve bedenlerinde de sözle fazla ifade bulamayan duygulara yer açılıyor.

Hamilelik, rahmin çocuğu taşıması süreciyse, belki bu erkekler de babalığa içlerinde bir yer açıyorlar ve onu taşımaya başlıyorlar.
Hamilelik, doğum, aslında hayatın sıradan saydığımız mucizeleri. Bir yandan korkutan, bir yandan arzu edilen geçişler. Her zaman olumlu ya da olumsuz sürprizlere açık, belki de hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayacak olan, bilinmeyene bir yer bırakmamız gereken süreçler. Çelişkisiz saf duygular yok bu süreçlerde, ne anneler ne babalar için. Daha ziyade, kuvvetli duyguların iç içe geçmesi söz konusu.

Bir kadın da bir erkek de, bebek beklerken ve aile olma aşamasına geçerken ve geçtikten sonra da,  pek çok gelgit yaşıyor. Bebek neye benzeyecek, sevecek ve sevilecek mi, başına bir şey gelecek mi, anne ya da baba olmak kendi hayatından neler alıp götürecek, sıkılacak ve kurtulmak isteyecek mi… Bu karmaşık duyguların arasında, uçların ortasında bir yerlerde nasıl dengede olunacak? Bu bilinmezin, korkunun ve arzunun ifade bulmasına ihtiyacımız var. Yoksa belirtiler,  türlü şekle bürünüp içimizde bir yerlerde sıkıntı yaratacak…”