Kategori arşivi: Bebek Yolda

Bebek yolda sizin için hamileliğiniz süresince tüm bilgi birikimiyle sizin yanınızda olacaktır. Hamilelik tüm kadınların en özel anıdır. Bebeğinizin kalp atışlarını duyduğunuz o en özel andan kucağınıza alacağınız ana kadar olan süreçte size yardımcı olacak tüm konulara buradan ulaşabileceksiniz.

1 yaş bebekleri neler yapabilir

Yeni Doğan İçin İhtiyaç Listesi

    Yeni Doğan bebek İçin İhtiyaç Listesi

     Tüm anne adaylarının sorduğu soru aynı: Bebeğim doğmadan önce hazır etmem gereken malzemeler neler?

O muhteşem varlığa kavuştuktan sonra, hastaneden eve geldiğinizde en çok neye ihtiyacınız olacak?

İşte sizin için yararlı bir liste:

Bebeğiniz İçin İhtiyaç Listesi

Bebeğiniz İçin İhtiyaç Listesi

 Bunları hazır etmenizde büyük fayda var.

· Hastane Çıkış Seti

· Çocuk Odası:

Buhar Makinası

Bebek Telsizi

Beşik

Şilte

Yatak kenarlıkları – korumalar

Gardrop

Alt Değiştirme Masası

Alt Değiştirme Örtüsü

Çarşaf

Penye Battaniye

· Hijyen:

Bebek küveti

Küvet Filesi (sırt destekli)

Burun Aspiratörü

Popo Yıkama Küveti

Maşrapa

Tülbent

Bebek Bezi

Havlu/Bornoz

Bebek Deterjanı

Bebek Yumuşatıcısı

Tırnak Makası

Bebek Şampuanı

Bebek Sabunu

Bebek Yağı

Nemlendirici

Pişik Kremi

Pudra

Pamuk (bebek için özel)

Kulak Çubuğu

Konak Tarağı

Göbek Bağı Bandı

Bebek Giysisi Yıkama Torbası

Banyo Termometresi

Banyo Süngeri

Ateş için Termometre

· Beslenme:

Sterilizatör

Elektrikli Süt Pompası

Süt Saklama Poşetleri

Biberon

Biberon Fırçası

Göğüs Pedleri

Göğüs Ucu Kremi

Emzirme Sutyeni

Emzirme Yastığı

Emzik

Emzik Kutusu

Emzik Zinciri

Islak Mendil

Yağlı Islak Mendil

Omuz Bezi

Cam Rende

Diş Kaşıyıcı

Önlük

· Diğer:

Bebek Malzeme Çantası

Kanguru

Bebek Arabası

Araç koltuğu (Ana Kucağı)

Mama Sandalyesi

Oyun Parkı (Park Yatak)

Baston Araba

Elbise Askısı

Müzikli ve renkli oyuncaklar

 

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Gebelik döneminde organların onarımı, yaraların iyileşmesinde, kemik gelişimi ve sağlıklı bir cilde sahip olmak için C vitamini tüketimi oldukça önemli…

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Vücudun normal fonksiyonlarının yerine getirilmesinde, büyümede, gelişmede vitamin ve mineraller önemli rol oynar. Gebelikte annenin besinlerle aldığı vitaminler hem annenin hem bebeğin ihtiyacını karşılamada yetersiz kalabilir. Aslında çoğu zaman dengeli ve düzenli beslenen bir anne adayı (içeriğinde sebze, meyve, yağsız kırmızı et, beyaz et, kümes hayvanları ve balık, süt ve süt ürünleri, bakliyat ve tam tahıllı ekmek bulunan sağlıklı diyetlerle beslendiğinde) ihtiyacı olan vitaminleri alabilir. Vitaminler hiçbir zaman sağlıklı besinlerin yerini alamaz ancak yetersiz beslenenler, vejeteryan olanlar, barsaklarında emilim problemi olan bazı hastalar veya çoğul gebelikgibi durumlarda vitamin takviyesi gerekebilir.

C vitamininin faydaları
- C vitamini vücutta oldukça önemli bir antioksidandır.

- Demir emilimine yardımcı olma, bağışıklık sistemini güçlendirme gibi olaylarda rol oynar.

- Kemik, kıkırdak ve bağ dokusunun temel yapıtaşlarından olan kollajenin yapısında çok önemlidir.

- Organ hasarlarının onarımı, kemik gelişimi, onarımı ve sağlıklı cilt için gereklidir. Son yıllardaki yayınlarda C vitamininin gebelik zehirlenmesi olarak bilinen ‘preeklampsi’yi önlemeye yardımcı olduğu, yetersizliğinin erken doğumla ilişkili olabildiği söylenmektedir.

Gebelik döneminde ne kadar C vitamini alınmalı

Gebelik döneminde bir kadın günlük olarak 80-85 mg civarında C vitamini almalıdır. C vitaminin en iyi alınabildiği besinler şöyle sıralanabilir: Narenciye ya da turunçgiller, biber, bezelye, kivi, çilek, üzüm, muz, elma, patates, brokoli, havuç ve domates de C vitamininden zengindir. Örneğin 1 kase çilekte 94 mg C, 1 bardak portakal suyunda 82 mg, 1 adet kivide 74 mg, 1 orta boy kırmızı biberde 57 mg C vitamini bulunur.

Sağlıklı bir gebelik için C vitamini tüketin

Not: Tavsiye edilenden çok fazla C vitamini alındığında ishal ve midede kramplar görülebilir.

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan Anne Adaylarına Altın Değerinde Öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

     Çalışan anne adaylarının, hamilelik sürecini en rahat ve en sağlıklı şekilde geçirebilmeleri için bu önerilere mutlaka ve mutlaka dikkat etmeleri gerekli.

Hızlı ve yüksek tempolu, çok yorucu bir işi olmayan anne adayları, gebeliklerinin son haftalarına kadar rahatlıkla çalışabilir. Ancak çalışma zamanı ve şekli mutlaka kendilerini takip eden doktorları tarafından değerlendirilmelidir.

Kadın Hastalıkları, doğum ve tüp bebek uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, hamilelik sürecini sağlıklı geçirebilmeleri için çalışan anne adaylarına önerilerde bulundu:

     Kahvaltıyı es geçmeyin
Çalışan anne adayları en düzensiz beslenen grubu oluşturur. Bunun nedeni sabah alelacele bir şeyler atıştırılarak güne başlanması, öğlen ofiste çıkan yemeğin isteğe göre değiştirilememesi ve istenmeyen yemeği yemek yerine yine başka şeylerle öğünün geçiştirilmesi ve akşama yorgun argın eve gelindiğinde yine acelece yemek pişirilmesidir.
Haftada sadece bir gün yapılan pazar kahvaltıları da dengesiz beslenmeye katkıda bulunur. Bunun çözümüyse sabah daha erken kalkıp dengeli bir kahvaltı yapmak, öğle yemeğini evden götürmek ve akşam yemeği için de aileden destek istemek olabilir.

             Çekmecenizde fındık ve ceviz bulundurun

Sağlıklı ve kaliteli bir gebelik dönemi geçirebilmek için özellikle çalışan anne adayları beslenme alışkanlıklarını tekrar gözden geçirmelidirler. Temel besin maddeleri olan et, yumurta, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri, sebze-meyve ve tahıllardan yeterli miktarda alınmalı, şeker ve yağ dengesi iyi ayarlanmalıdır. Şeker ve yağ miktarı yüksek gıdalar, besleyici özellikleri düşük ve kalorileri çok yüksek gıdalar olduğu için sınırlı ölçüde tüketilmesi gerekir. Fındık ve ceviz gibi kuru yemişler de yüksek kalorili olmamaları ve antioksidan etkileri nedeniyle iş ortamında sınırlı olmak üzere tüketilebilir.

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

          Çay tüketimini sınırlandırın

Anne olacakların günlük kalori ihtiyaçları diğer kadınlara oranla 300 kalori daha fazladır. Kadınların normal beslenme düzenlerine hamilelikle birlikte 20 gram protein, 20 miligram demir ve 500 miligram kalsiyum eklenmelidir. Üç ana üç ara öğün olmak üzere en az 6 öğün beslenilmelidir. Sıvı gıdaları ve özellikle suyu (günde 2 litre) gebelik öncesine oranla daha fazla tüketmek gereklidir. Kahve ve çayın günde 2 fincandan daha fazla tüketilmemesi önerilir. Ara öğünlerde lifli ve kepekli besinler sindirim sistemi için faydalı olacaktır. Ara öğünlerde havuç, elma gibi meyve ve sebzeler rahatlıkla tüketilebilir. Doğal meyve suları da başka bir alternatif olabilir. Yine bu ara öğünler için süt, süt ürünleri ve sütlü tatlılar da rahatlıkla tüketilebilir.

     Ayakkabı seçiminize dikkat edin

Anne adayları için  iş ve günlük hayatlarında vücuda oturmayan, rahat hareket etmelerini sağlayacak hafif ve bol kıyafetler tercih etmelidir. Özellikle terlemeyi artıran sentetik kumaşlar yerine daha sağlıklı olan pamuklu kumaşlar tercih edilmelidir. İç çamaşırlarında da buna dikkat etmeliler. Bu dönemde ayakkabı seçimi de oldukça önem taşır. Babet gibi topuksuz veya yüksek topuklu ayakkabılar sıklıkla bel ağrılarına sebep olabileceğinden alçak topuklu ayakkabılar anne adayının çalışma ortamındaki rahatı için daha doğru olacaktır.

Çalışan anne adaylarına altın değerinde öneriler

     2 saatte bir 10 dakika mola verin

Anne olacakların çalışma ortamının aydınlık ve iyi havalandırılmış olması çok önemlidir. Direkt klimaya maruz kalmayan bir bölümde rahat bir koltuğun olduğu ve dirseklerin 90 derecede durabileceği yükseklikteki masalar kullanılmalıdır. Uzun süre dinlenmeden çalışmak kaslarda ağrıya ve dolaşım sisteminde bazı problemlere yol açabilir. Belli aralıklarla verilecek molalarda basit kol, bacak ve boyun hareketleri faydalı olur. Sürekli oturarak çalışan anne adaylarının 2 saatte bir kalkıp 10 dakika ofis içinde dolaşmaları, dolaşım sistemlerini rahatlatmaları açısından önemlidir. Mümkünse işe servisle gidip gelmek, öğle saatlerini ‘şekerleme’ yapmak için kullanmak, işini bir an önce bitirip geri kalan zamanını istirahat için harcamak veya işyerinden erken çıkma seçeneğini kullanmak da anne adayı için çözüm olabilir.

    Araba kullanmayın servise binin

İş yerine servis, toplu ulaşım araçları veya eşiniz tarafından kullanılan özel araçla gitmek en idealidir. Aracı kendiniz kullanıyorsanız emniyet kemeri kullanımına özen göstermelisiniz. Tansiyon ve kan şekeri düşme eğiliminin ortaya çıktığı durumlarda araç kullanılması önerilmez. Hamileliğin ikinci yarısından sonra anne adaylarının araç kullanımında daha yavaş seyreden trafikleri tercih etmeleri önemlidir. 32’nci haftadan sonra kısa mesafeler hariç anne adayının araç kullanması istenmez.

     Akşamları ılık duş alın

Çalışan anne adayları  için  günün önemli bir kısmını ayakta geçiren hamileler, evde ayaklarını ve bacaklarını yüksek bir noktaya kaldırarak dinlenmelidirler. İş sonrası evde basit yürüyüş veya temel egzersiz hareketleri ile toplar damarlardaki kan akışını düzenleyecek hareketler yapmaları önerilir. Haftada 2-3 kez yüzme, her gün en az 20 dakikalık tempolu yürüyüşler ya da germe-gevşeme egzersizleri; hem anne adayının kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, hem de doğuma iyi bir hazırlık olmaktadır. Gece yatmadan alınan ılık bir duş; anne adayını rahatlatarak düzenli bir uykuya geçişi sağlar.

Doğum çantası nasıl hazırlanır

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

    Doğum çantası nasıl hazırlanır?
  Doğum çantasında alması gerekenler nelerdir?

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

Doğum Çantası Nasıl Hazırlanır?

Bebeğinizi kucağınıza alacağınız o özel günde yanınızda bulundurduğunuz doğum çantası hayat kurtarıcıdır. İşte doğum çantanızda bulundurmanız gerekenler kısaca şöyle sıralanabilinir,

Bebek sahibi olmak için gün sayan anne adayının hastahaneye gitmeden önce hazırladığı çanta hayat kurtarıcı nitelikte olmalı. Peki, doğum çantası nasıl hazırlanır? Doğum çantasının içinde neler olmalı?

   Doğum çantasının içinde olması gerekenler

Doğum çantasında öncelikle ideal büyüklükte ve kullanışlı bir doğum çantası edinmelisiniz. (Orta boy bir bavul)

Doğuma giderken anne için gerekli olanlar eşyalar
* Gecelik
* Sabahlık, hırka ve şal
*  Pijama (Doğum öncesi için)
* Atlet
* Günlük sütyen ve emzirme sütyeni
* Çorap
* Kilot
* Terlik (Duş için ve hastanede dolaşmak için)
* Havlu
* Diş fırçası
* Göğüs pedi ve göğüs ucu pedi
* Hijyenik ped
* Mendil (Kuru ve Islak)
* Tarak
* Taç ve toka
* Saat (Kronometreli)
* Yastık (Sürekli kullandığınız ve onsuz yatamadığınız b,r yastık varsa)
* Unutulmaması gerekenler hamilelik dosyası, hastane formları ve sigortanız varsa sigorta kartı

   Doğuma giderlen bebek için gerekli olanlar eşyalar

Bebeğin boyu ve kilosuna göre bebek için alacağınız kıyafetlerden birkaç beden almanız gerekir.

* Çıtçıtlı body
* Çorap
* Patik
* Pijama altı
* Şapka ve eldiven
* Tulum
* Yelek
* Battaniye
* Çarşaf
* Bebek bezi (Genelde yenidoğan bezi hastane tarafından veriliyor, ancak yanınızda bulundurun)
* Gazlı mendil
* Emzik (Ancak bebek hemşirelerinin emzikle ilgili uyarılarını dikkate almalısınız)
* Hastane çıkışı
* Araba koltuğu
* Puset

Bunlarıda unutmayın;

* Kapı süsü
* Hatıra defteri
* Fotoğraf makinesi

Gebelik döneminde nasıl beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

     Anne olacakların  ve bebeğinin sağlığı için gebelik döneminde beslenmede nelere dikkat edilmeli? 

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

Gebelikte döneminde nasıl beslenmeli denildiğinde dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, gebelik süresince annenin yeterli ve dengeli beslenmesinin bebeğin ve annenin sağlığı için oldukça önemli olduğuna dikkat çekti.

Gebeliğin, yumurtanın döllenmesinden doğuma kadar uzanan yaklaşık 40 haftalık bir süreç olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Nevin Şanlıer, “Dünyaya gelecek bebeğin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesi, annenin gereksinimlerinin karşılanması ve besin öğesi depolarının korunması için enerji ve besin öğelerine gereksinim artmaktadır. Artan gereksinimin karşılanamaması bebekte gelişim geriliği, erken veya düşük ağırlıklı doğum, annede ise kansızlık, kemik erimesi ve diş kayıpları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir” dedi.

     Gebelikte artan enerji gereksinimi nasıl karşılanmalı

Gebelik döneminde doğacak bebeğin ve annenin gereksinimlerinin karşılanabilmesi ve besin öğesi depolarının korunabilmesi için gebelikte kadının enerji gereksiniminin arttığına işaret eden Prof. Dr. Şanlıer, karbonhidratların diyetteki en önemli enerji kaynağı olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Gebelikte artan enerji gereksiniminin karşılanabilmesi için diyetle alınan enerjinin yarısından çoğunun karbonhidratlardan sağlanması önerilmektedir. Bu amaçla tam tahıl ürünleri, kuru baklagiller, sebze ve meyveler gibi kompleks karbonhidrat içeren sağlıklı besinlerin düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir. Her gün en az 5 porsiyon taze sebze ve meyve tüketilmeli ve haftada 2 kez kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillere yer verilmelidir. Posanın en iyi kaynakları olan bu besinlerin düzenli tüketimi gebelikte sıklıkla karşılaşılan kabızlık sorununun yaşanmasını da önleyecektir.”

Gebelik döneminde nasıl beslenmeli

Gebelik Döneminde Nasıl Beslenmeli

      Protein ihtiyacı hayvansal kaynaklı besinlerden sağlanmalı

Gebelik döneminki annenin ve büyümekte olan bebeğin vücut hücreleri ve anne vücudunda oluşan fizyolojik değişikliklerin protein ihtiyacını artırdığına dikkati çeken Prof. Dr. Şanlıer, “Artan gereksinimi karşılamak için kadının diyetine proteinden zengin besinlerin eklenmesi önerilmektedir. Protein ihtiyacının büyük kısmının vücutta kullanılabilirliği daha yüksek olan hayvansal kaynaklı (yumurta, et, süt ve ürünleri) besinlerden sağlanması öneriliyor” dedi.

      B12 ve folik asit alımı önemli

Gebelik sırasında artan enerji gereksinimi ile vücutta enerji metabolizması için gerekli olan B grubu vitaminlere olan ihtiyaç da artmaktadır. Gebeliğin ilk haftalarında folik asidin yetersiz alınması bebeğin gelişimini olumsuz etkilemekte, bebekte kalıcı bozuklukların oluşmasına neden olabilmektedir. Gebelik öncesi süreçte ve gebelikte yeterli miktarda folik asit alımı hem bebek hem de anne sağlığı için son derece önemlidir. Diyette folik asidin en iyi kaynakları kuru baklagiller, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerdir. Sadece hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan B12 vitamininin yetersizliği ise anemiye neden olarak anne ve bebek sağlığını olumsuz etkilemektedir.

             İyotla zenginleştirilen sofra tuzları kullanılmalı
Eksikliği sık görülen ve bebekte zeka geriliğine neden olan önemli bir diğer mineral de iyottur. Yeterli iyot tüketiminin sağlanabilmesi için iyotla zenginleştirilen sofra tuzlarının kullanılması önerilir. Bu tuzların ışık görmeyecek ve nem almayacak şekilde saklanması ve yemeklere pişmeye yakın ya da piştikten sonra eklenmesi iyot kaybını azaltacaktır.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde yapılan aşılar hem anneyi hem de bebeği gebelik esnasında koruyor.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Aşılama; annenin, fetusun ve yenidoğanın hastalıklardan korunmasında önemli bir etken. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gazi Yıldırım, gebelik döneminde yapılması ve yapılmaması gereken aşılar hakkında anne adaylarını bilgilendiriyor.

Gebelikte yapılan aşılar da amaç; gebelik esnasında fetusta konjetinal malformasyon, büyüme geriliği, ölü doğum ve nörolojik arazlara sebep olan enfeksiyonlardan korumak, erken doğum eylemini azaltmak, gebelik esnasında daha şiddetli seyreden hastalıklardan anneyi korumak, yenidoğan enfeksiyonlarını azaltmak şeklinde sıralanıyor. Gebe olmayan kişilerin kızamıkçık ve suçiçeği enfeksiyonuna karşıbağışıklığı yoksa gebelik öncesi dönemde bu aşıları yaptırmaları uygun görülüyor. Böylece gebelikte kızamıkçık ve suçiçeği geçirme riski ortadan kalkıyor.

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelik döneminde hangi aşılar yapılmalı

Gebelikte zararsız olan aşılar:

Tetanoz Difteri Aşısı, Grip Aşısı, Hepatit B Aşısı, Kuduz Aşısı

Sadece gerektiğinde yapılması önerilen aşılar:

Boğmaca Aşısı, Pnömokok Aşısı, Kolera Aşısı, Sarı Humma Aşısı, Hepatit A Aşısı, Palio Aşısı

Gebelikte yapılmaması gereken aşılar:

Kızamık Aşısı, Suçiçeği Aşısı, Kabakulak Aşısı, BCG, Canlı Palio Aşısı

Alerjiyi anne karnında önlemek mümkün mü

Alerjiyi anne karnında önlemek mümkün mü

Alerjiyi anne karnında önlemek mümkün müAnnelerin hamileyken doğal ve yeşil bir ortamda yaşaması bebekte alerji gelişimini azaltıyor.

Yüzyılın hastalığı olarak karşımıza çıkan, hamilelikte önlenebilen alerji ve astımın, sezaryen doğum yapan annelerin çocuklarında görülme sıklığı %20 daha fazla iken, normal doğumla bu hastalıkların önüne geçilebiliyor.

Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, çeşitli alerjik reaksiyonların ölümle sonuçlanabildiğine, alerjinin bütün vücudu tutan bir hastalık olduğuna, bebeklikten yetişkinliğe kadar geçen süreçte farklı belirtilerle kendini gösterdiğine, genetik faktörlerinde önemli olduğuna değinerek bu hastalıkla mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekiyor.

Normal doğum da alerji gelişiminin azalmasında etkili

Annenin hamileyken doğal ve yeşil bir ortamda yaşamasının, solunum yoluyla doğadaki zararsız mikroplara maruz kalmasının, bebekte alerji gelişimini azaltan bir etken olduğunu belirtiyor. Hamileyken, çiftlik ortamında olduğu gibi hayvansal ve toprak kaynaklı zararsız mikroplarla temas eden bir annenin, bebeğinin de bağışıklık sisteminin geliştiğini ve alerjiden uzaklaşmayı sağlayan birinci adım olduğunu söylüyor.

Prof. Dr. Yonca Tabak; normal doğumun alerjiyle mücadelede ikinci ve önemli bir adım olduğunu, annenin doğum kanalındaki sağlıklı flora mikroplarla temasıyla, bebeğin bağışıklık sistemini geliştirecek ilk doğal uyarıyı aldığını vurguluyor. Sezaryen doğumla dünyaya gelen bebeklerin ise tamamen steril bir ortamda doğduklarını ve bu sırada hiçbir mikropla teması olmadığını dolayısıyla bağışıklık sistemlerinin alerjiye yatkın hale geldiğini söylüyor.

Mikrop bebeğinize güç verecek

Bağışıklık sistemini bir terazinin iki kolu olarak değerlendiren Prof. Dr. Yonca Tabak, “Bağışıklık sistemi mikroplarla ne kadar çok temas ederse; alerjiden o kadar çok uzaklaşıyor. Tam tersi mikropla mücadele ne kadar kısıtlanırsa; bağışıklık sistemi de alerji yönüne kayıyor. Günümüzde aileler, bir yandan çocuklarını hastalıklardan korumaya çalışırken diğer bir yandan alerjik reaksiyona yatkın hale getiriyor” diyor.

Özellikle ailesinde alerjik hastalık bulunan anne adaylarını uyaran Prof. Dr. Yonca Tabak, tıbbi bir zorunluluk olmadıkça sezaryen doğumun tercih edilmemesi, hayvan ve toprak temasından kaçınılmaması gerektiğini sözlerine ekliyor.

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalı

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalı

Sağlıklı bir gebelik için kilo takibi yapılmalıGebelik döneminde sağlıklı beslenen ve düzenli kilo takibi yapan annelerin doğum sonrasında anne sütü daha kaliteli oluyor.

Gebelik boyunca düzenli kilo takibi yapılması, hem anne hem de bebek sağlığı için yaşamsal önem taşımaktadır. İdeal kilo hesabı, boy ve kilo arasındaki ilişkiye göre belirlenen vücut kitle indeksine göre belirlenerek takip edilmektedir. Anne adaylarının gebelik boyunca dengeli ve yeterli beslenerek ortalama 10-12 kilo almaları beklenirken, aşırı zayıf gebelerin 12 kilogramdan fazla alması normaldir.

Hamileliğin ilk üç ayında ortalama 1-3 kilogram, diğer aylarda ise ayda 1 kilo alması beklenmektedir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Ülkü Aksoy, dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemi hakkında şu bilgileri verdi.

Tek tip beslenmeden uzak durun

Gebelik döneminde anne adayları tek tip beslenmeden uzak durmalı ve her besin grubundan yeterli miktarda tüketmelidir. Protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller vücudun ihtiyacı kadar alınmalıdır. Anne adayları gebelikte daha fazla besin tüketimine ihtiyaç duyar. Gebelerin günlük alması gereken kalori miktarı 2300 kilokaloridir. Yani normal insanlara göre günde 300 kilokalori daha fazla almaları gerekmektedir. Bu dönemde beslenmesine özen göstermeyen, besin tüketimi dengesiz ve sağlıksız olan gebelerin, vücudundaki vitamin ve mineral miktarında azalma ortaya çıkar.

Sağlıklı beslenme kuralları

- Öğünler sık ve az az porsiyonlar halinde olmalıdır. Uzun süre aç kalınmamalı, besinler az ve sık tüketilmelidir.

- Gebelerin aldığı gıdaların taze olmasına dikkat edilmelidir. Konserve, beklemiş gıdalar ve içinde katkı maddeleri bulunan ya da saklanan gıdalar yerine taze ve doğal besinler tüketilmelidir.

- Anne adayları yedikleri gıdaların çeşitliliğine önem vermelidir. Bu şekilde pek çok vitamin ve mineralin alınması mümkün olmaktadır.

- Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrat zengini yiyecekler, yağ oranı düşük besinler tüketilmemelidir.

- Önemli olan gebelerin kilo alması değil, bebeğin hamilelik boyunca yeterli şekilde beslenmesidir.

- Gebelikte tansiyon durumu veya riski varsa protein alımı artırılabilir. Gebeliğe bağlı şeker hastalığı söz konusu ise diyetisyenin önereceği şekilde kalori kısıtlamasına gidilmesi gerekebilir.

- Gebelikte dışarıdan hap olarak alınması gereken iki madde folik asit ve demirdir. Dengeli beslenebilen bir gebede bunların dışında vitamin veya mineral alımı doktor tarafından uygun görüldüğü takdirde verilmelidir.

- Eğer gebeliğe bağlı bacak kramplarınız oluyorsa magnezyum ve kalsiyumu, ilave olarak doktorunuz size reçete edebilir.

 

Doğum sonrası depresyona Refleks Terapi

Doğum sonrası depresyona Refleks Terapi

Doğum sonrası yaşadığınız depresyondan doğal yolla kurtulmak için hiçbir yan etkisi olmayan Refleks Terapi ‘yi deneyin.

Doğum sonrası depresyona Refleks Terapi

Doğum sonrası depresyona Refleks Terapi

Bütün anneler doğum sonrası yaşadıkları mutluluktan bahseder yeni doğum yapacak anne adaylarına. Anneler için doğumla birlikte gelen mutluluğun arkasında a’dan z’ye değişen hatta birazcık da karmaşık hale gelen bu yeni dönem fetret dönemine dönüşebiliyor hem vücut hem de anne için.

Tüm gebelik süreci boyunca vücuttaki hormon salınımlarında değişiklik olur. Kiminin salınımı artarken kiminin azaldığı değişik bir dönem vücut için gebelik. Anneler üstelik kendilerinin depresyonun eşiğinde olduğunu fark edemeyecek kadar da yıpranıyor.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, birkaç küçük dokunuşla bütün bunları düzenlemenin mümkün olduğunu söylüyor. Nasıl mı?

Şenbursa, “Refleks Terapi ile hipofiz bezinin tekrar uyarılarak hormon salgısının rejenerasyon, hatta sütü kesilmiş annelerin yeniden sütünün gelmesi bile sağlanabiliyor” diyor.

Bebeğinize ve kendinize yapacağınız en büyük iyilik

Yrd. Doç. Dr. Şenbursa, hem kendinizi kuş gibi hissetmenizi sağlayan hem de doğal yollarla tedavi eden bu yöntem hakkında şu önemli bilgileri verdi:

“Refleks Terapi; yüzdeki, ellerdeki ve ayaklardaki beyinle ilişkili sinir noktaları uyarılarak merkezi sinir sisteminin ve hormonal sistemin düzenlenmesine yardımcı olur. Yüzdeki, eldeki ve ayaktaki bu özel noktalarla hipofiz uyarılır. Tedaviler kişinin detaylı muayenesinden sonra kişiye özel planlanır ve tedavinin başlangıcından itibaren belirgin bir rahatlama hissedilir. Hamilelik sonrasındaki hormonal ve diğer değişiklikler ilaçsız, yan etkisi olmadan, etkili bir şekilde dengelenir. Böylece doğum sonrası depresyondan doğal bir şekilde kurtulmuş olursunuz. Belki de doğumdan sonra bebeğinize ve kendinize yapacağınız en büyük iyilik Refleks Terapi’dir.”

Hamile kalmadan önce bunları yapın

Hamile Kalmadan Önce Bunları Yapın

Siz de alacağınız fazla kilolar yüzünden hamile kalmaktan korkanlardansanız, bu haberi okumanızda fayda var…

Hamile Kalmadan Önce Bunları Yapın

Hamile Kalmadan Önce Bunları Yapın

Günümüzde artık birçok kadın dış görünüşüne daha çok önem veriyor. Peki hamile kalmadan önce dikkat edilmesi gerekenler neler?

Günümüzde artık birçok kadın dış görünüşüne annelerimiz ve anneannelerimizden daha çok önem veriyor. Yediğine içtiğine dikkat ediyor, kalori hesabı yapıyor, mutlaka fit kalmaya çalışıyor, sporunu aksatmıyor. Bu arada yoğun iş temposuna ayak uyduruyor, modayı takip ediyor ve kariyer basamaklarını tırmanma konusunda da erkeklerle yarışıyor.

Çocuk da yaparım kariyer de diyor ama hamilelikten de bir o kadar korkuyor. Bu korkunun en büyük nedeni ise hamilelikteki fiziksel değişikler, kilo alma ve alınan kiloları verememektir.

Bu noktada vereceğimiz küçük ipuçları ile kendinizi hamileliğe hazırlayabilir, hamileliğin getirdiği fiziksel değişiklikleri en aza indirebilir ve hatta bir an önce hamile kalmaya karar bile verebilirsiniz.

Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, konu hakkında merak edilenleri anlattı:

Anatomik check-up ve manuel terapi yaptırın

Vücudumuzdaki kaslardan, bağlardan ve eklemlerden gelen sinyaller bize fiziksel sağlığımız hakkında bilgi verir. Arada sırada yaşanan ağrılar, tutulmalar günlük yaşam içinde normal kabul edilir. Ancak bu sinyaller vücut dengesini bozacak olaylardan kaynaklandığı için asla küçümsenmemelidir. Hamilelikle birlikte vücudun dengesi hem hormonal hem kassal hem de duygusal olarak değişir. Bu değişimlere adapte olabilmek için hamilelik öncesinde mümkün olan en ideal vücut seviyesine ulaşmakta fayda vardır. Siz de vücudunuzdan gelen sinyalleri dinleyin ve en yakın zamanda bir anatomik check-up yaptırın. Böylece hamilelik döneminde karşılaşılabilecek fiziksel problemlerin olumsuz etkilerinden korunabilirsiniz. Hamilelik öncesinde bu problemlere müdahale edilmez ise hamilelik sırasında sizi daha büyük sıkıntılar bekliyor. Bu sıkıntılar hamilelik sonrasında da size miras olarak kalabilir.

Anatomik check-up sonrasında tespit edilen sıkıntıları en kısa sürede ve en etkili manuel terapi ile çözmek mümkündür. Manuel terapi ile hamileliği sağlıklı ve dayanıklı bir vücutla karşılayın. Böylece bebeğinize harika bir şekilde ev sahipliği yapabilirsiniz.

Önce kas yapın sonra çocuk

Yapılan birçok araştırma, kuvvetli kasların daha kolay doğum sağladığı ve doğum süresini kısalttığını göstermektedir. Önemli olan doğru kasları doğru bir şekilde kuvvetlendirmektir. Kalçanın iç bölgesinde bulunan pelvik taban kasları doğuma yardımcı en önemli kaslardandır. Kegel egzersizleri bu bölgeyi kuvvetlendirmek için en ideal egzersizlerdir. Gün içinde, çalışırken, dinlenirken rahatlıkla yapabileceğiniz bu egzersizler sizi doğuma hazırlar.

Kuvvetli bacaklar size hem hamilelik sırasında hem de doğum sırasında oldukça yararlı olacaktır. 9 ay boyunca artan vücut ağırlığını taşımak bacakların görevidir. Hormonların etkisi ile gevşeyen bağlar sıklıkla ayak bileği burkulmalarına sebep olur. Size özel hazırlanan kuvvetlendirme programları ile eklemlerinizi destekleyerek yaralanmaları önleyebilirsiniz.

Her geçen gün büyüyen karın ile bu bölgedeki kaslar zayıflar ve bebeğin ağırlığıyla öne doğru eğilmeye başlarsınız. Bu durum sırt ve bel kaslarının fazladan yük taşıması ve zorlanması anlamına gelir. Kuvvetli karın ve sırt kasları ile hiçbir zorlanma olmadan karnınızın büyümesini dengeleyebilirsiniz. Hamilelik boyunca dik duruşunuzu korursunuz ve bel ağrıları yaşamazsınız.

Hamileliğe hazırlık sporları

Doğumdan sonra belki de en büyük problem emzirme ve bebeği taşıma sırasında sırtta ve kollarda meydana gelen ağrılardır. Anne ve bebek için en özel anlardan biri olan emzirme, ağrılar yüzünden eziyet haline gelmesin. Uzunca bir süre bebeğinizi taşımanız gerekiyor, bu yüzden güçlü kollara ihtiyacınız var. Düzgün ve ağrısız kol hareketleri için ise sırt kaslarınızın kuvvetli olması gerekmektedir. Sırt kaslarının zayıflığı hem kol hareketlerinin azalmasına hem de ağrılara sebep olmaktadır.

Yaralanma meydana getirmeyen ve maksimum verim alabileceğiniz bir spor seçmelisiniz. Pilates, yürüyüş, yüzme gibi sporlar hamileliğe hazırlık için uygun sporlardır.

Zayıflamadan hamile kalmayın

Hamileliğe ne kadar fit girerseniz o kadar hamilelik sırasında vücudunuzun karşılaşacağı problemleri o kadar rahat atlatırsınız. Vücut ağırlığının ideal olması, dengeli kilo alınmasını ve doğum sonrasında daha rahat ve sağlıklı bir şekilde kilo verilmesini sağlar.

Bebeklerin büyümesiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar

Bebeklerin büyümesiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar

Bebeklerin büyümesiyle ilgili doğru bilinen yanlışlarBebek büyümesinde doğru bilinen yanlışlar, anne-babaların gereksiz yere kaygılanmasına, bebekte de bazı sağlık sorunlarına sebebiyet verebilir.

Bebeğimin baş çevresi normalden düşük çıktı. Bu durum zekasını olumsuz etkileyecek… Bebeğim prematüre doğdu, asla yaşıtlarının kilosu ve boyuna ulaşamayacak. Oğlumu, yaşıtı olan bir çocukla karşılaştırdığımda boyu ve kilosu düşük kaldı. Oğlum kısa boylu ve zayıf biri olacak…

Bebeklerin büyümesi hakkında toplumda ‘doğru’ bilinen yanlışlar ebeveynlerin gereksiz yere kaygı duymalarına neden olabiliyor. Bazı hurafeler ise tam tersi bir durum oluşturuyor ve bebeğin tedavisinde geç kalınmasına yol açabiliyor. Peki ama ebeveynlerin zihnini kurcalayan bu hurafelerin doğrusu nedir? Bebeklerin büyümeleri sürecinde ne zaman alarma geçmek gerekiyor?

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Emre Mercan, bebeklerin büyümesi hakkında toplumda doğru bilinen yanlışları ve bunların oluşturabileceği sorunları sıraladı.

Yanlış 1:

Ne güzel bebeğimi iyi beslemişim, tam 4 kilo doğdu. Sağlıklı bir çocuk olacak!

Doğru 1:

Bebeğin kilolu doğması tabii ki sağlıklı olduğu anlamına geliyor ama her zaman değil. Üstelik altta yatan neden annenin hamilelik sırasında yaşadığı diyabetin sonucu olarak ortaya çıkan anormal bir tablo da olabiliyor. Bu durumda bebeğin ve annenin yakından takip edilmeleri gerekebiliyor. Çünkü annenin diyabeti bebeği kötü yönde etkileyebiliyor; örneğin metabolik hastalıkların yanı sıra kalp veya böbrek anomalileri gelişebiliyor. Ayrıca bebeğin kan şekeri düşebiliyor, bunun sonucunda da sağlığı bozulabiliyor.

Yanlış 2:

Bebeğimin baş çevresi normalden biraz düşük çıktı. Bu durum ileride mutlaka zekasını etkileyecek!

Doğru 2:

Bebeğin baş çevresinin poliklinik muayenesinde normal sınırların biraz üstünde ya da biraz altında seyretmesi, ebeveynler tarafından genelde endişe verici bir durum olarak değerlendiriliyor. Ancak bu durum olağan ailesel bir özellikten de kaynaklanabiliyor. Anne ve babanın baş büyüklüğü ise bunda çok belirleyici oluyor. Ancak bebeğin baş çevresinin büyüme hızı öncekilere göre aşırı şekilde artmış ya da azalmışsa, altta yatan nedenler hidrosefali ve mikrosefali gibi sorunlar olabileceği için bunun mutlaka araştırılması gerekiyor.

Yanlış 3:

Oğlumu yaşıtı olan başka bir çocukla karşılaştırdığımda boyu kısa ve kilosu düşük kalıyor. Oğlum ileride kısa boylu ya da zayıf olacak.

Doğru 3:

Anne ve babalar genelde çocuklarını diğer ebeveynlerin çocukları ile karşılaştırıp, “Çocuğumun boyu yaşıtlarıyla karşılaştırdığımızda çok kısa” ya da “kilosu çok düşük” gibi değerlendirilmeler yapabiliyor. Her çocuğun büyüme potansiyeli farklı oluyor. Bunu anne ve babadan aldığı genetik özellikler ile beslenme ve yetişme ortamı gibi çevresel faktörler etkiliyor. Eğer aynı yaştaki çocukların tümü aynı boy ve kiloya sahip olsalardı çocuklar için “büyüme eğriliği tablosu” ortaya çıkmazdı. Bu eğriler toplumdaki çocuk popülasyonunun büyümesindeki çeşitliliği gösteriyor.

Bazı çocuklar büyüme eğrisinin üst sınırında büyürken, aynı yaştaki bazı çocukların büyüme seyri ise alt sınır civarında olabiliyor. Yani her çocuğun büyüme seyrinin üst eğrilerde seyretmesi gerekmiyor. Büyüme eğrisinin sağlıklı kabul edilen alt sınırın altında veya üst sınırının üstünde olmadıkça bu durum normal değerler olarak kabul ediliyor.

Yanlış 4:

Bebeğim prematüre doğdu, asla diğer bebeklerin büyümesini yakalayamayacak!

Doğru 4:

Prematüre doğan bebeklerin gelişiminin normal eğrilere ulaşması zaman alsa da, çoğu bebek doğru beslenmeyle yaşının boyu ve kilosunu yakalayabiliyor.

Yanlış 5:

Çocuğumun büyümesi, büyüme eğrisinin altında. Bu sorun beslenme ile düzelir, başka bir şey yapmaya gerek yok.

Doğru 5:

Çocuğun büyümesi alt sınırın altındaysa bu durumun neden kaynaklandığı mutlaka araştırılmalı. Çünkü altında beslenme eksikliği, fark edilmemiş hipotiroidi gibi hastalıklar ve genetik faktörler olabiliyor. Eğer altta yatan neden araştırılmaz ve ortadan kaldırılmazsa bebeğin büyümesinin yanı sıra sağlığı da risk altına girebiliyor.

Yanlış 6:

Bebeğim anne sütüyle besleniyor ve çok kilolu. İleride mutlaka obez olacak!

Doğru 6:

Emme dürtüsü fazla olan bebekler normal büyüme ve gelişme için ihtiyaç duydukları miktarların ötesinde, onları obez yapacak kadar fazla miktarlarda besleniyor olabilirler. Sadece anne sütü alan bebeklerde aşırı kilo alımı önemli olmuyor. Bunun nedeni ise bu bebeklerin çoğunun 1 yaşına kadar ideal kiloya gelmeleri. Mamayla birlikte anne sütü alan ya da sadece mamayla beslenen bebeklerde ise aşırı kiloya karşı dikkatli olmalı. Çünkü bu durum çocuğun obez olmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla böyle bir sorun olduğunda mama miktarının, mama verme sıklığının ve sulandırma işleminin tekrar değerlendirilmesi gerekiyor.

Yanlış 7:

Çocuklarda cinsiyet gözetmeksizin, dünyanın her yerinde ve her döneminde büyüme aynı seyreder. Yani, dünyada aynı yaştaki tüm çocuklar cinsiyet, ırk ve çağa bakmaksızın aynı boy ve kiloya sahip olur.

Doğru 7:

Bebek, çocuk ve ergenlerde büyüme, büyüme eğrilerinden takip edilerek değerlendiriliyor. Her çocuğun boy, kilo ve 2 yaşına kadar olan çocukların baş çevreleri için büyüme eğrileri bulunuyor. Ayrıca cinsiyet, ırk ve çağa göre de büyüme eğrileri farklılıklar gösteriyor. Örneğin ülkemizdeki çocuklar Avrupa ve Amerika ile karşılaştırıldığında; ilk 6 aydaki bebeklerin ve 11 yaş sonrası ergenlerin kilolarının daha fazla olduğu gözlemlenmiş. Boy açısından Amerika’daki çocuklarla karşılaştırıldığında ise bebeklik döneminde ülkemizdeki çocukların daha uzunken, ergenlik döneminin sonlarında ise daha kısa kaldıkları tespit edilmiş. Bu nedenle her ülke kendine özgü büyüme eğrilerini 20-30 yılda bir güncelleyerek yayınlıyor.

Gebelikte yapılabilecek egzersizler

Gebelikte yapılabilecek egzersizler

Gebelikte yapılabilecek egzersizlerGebelik döneminde yapılan egzersizler, anne adaylarının kendilerini daha sağlıklı ve iyi hissetmelerini sağlar. Peki hangi egzersizleri tercih etmeli?

Spor, sağlık sunması sebebiyle anne adayları için ayrı bir önem taşımaktadır. Hamilelik döneminde en büyük problem kişinin ağırlık merkezinin yer değiştirmesidir. Yer çekimini de düşünecek olursak omurgada postür bozukluklarını görmek an meselesidir. Bu bağlamda kişinin hamilelik süresince uzman doktor kontrolü ve spor eğitmeni eşliğinde emniyetli ve düzenli bir şekilde spor yapması önerilir.

İşte birkaç egzersiz önerisi ve spor yaparken dikkat edilmesi gerekenler…

Yürüyüş
En basit ve hemen herkesin günlük ihtiyaçlarını devam ettirmek için bile yapabileceği güvenli bir spor yöntemidir yürüyüş. İlerlemiş hamileliklerde denge merkezinin öne kayması ve artan kilo sebebiyle molalar verilerek yürüyüş programı kişiye özel ayarlanmalıdır. Vücut ısısının özellikle yaz aylarında fazlaca artması anne adayını ve bebeği zorlayabilir.

Gebelikte yapılabilecek egzersizler

Bu yüzden doğru kıyafet seçimi ve hava şartları önemlidir. Üstelik yürüyüşü yaşamınızın bir parçası yapabilirseniz doğum sonrası kilolarınızdan kurtulmak için bebeğinizle birlikte de devam edebilirsiniz.

Doktorların ilk önerisi yüzme
Genellikle doktorlar tarafından da ilk önerilen spor branşı yüzmedir. Yaz aylarında havuz yerine deniz tercih edilebilir. Su ortamının kaldırma kuvveti sayesinde anne adayı zorlanmadan kaslarını çalıştırabilir, tabii ki bir uzman gözetiminde. Su altına dalmaya çalışmak, nefes tutmak gibi zorlayıcı durumlardan kaçınılmalıdır. Anne adayının seviyesine uygun nabız aralığında uygun molalarla çalışma süresi ayarlanarak güvenli bir şekilde devam edilmelidir. Anne ve bebeği en ufak riske sokacak programlardan kaçınılmalıdır.

Dikkat edilmesi gerekenler
Doktorunuz sizin sağlığınızı ve bebeğin gelişimini yakından takip eden ve bilen kişi olarak spor yapmanıza onay vermelidir. Seçtiğiniz spor türüne göre sıvı alımı 1-4 bardak arttırılabilir. Yaptığınız sporun yoğunluğu, ter kaybı, idrar sıklığı, hava şartları göz önüne alınarak ayarlanmalıdır. Tercihen sıvı olarak öncelikle su, ayran gibi içecekler tavsiye edilir. Daha önce spor geçmişi olmayan biri hamilelik sebebiyle spora başlarsa sürekli nabız kontrolü yapılarak ve uygun aralıklarla mola verilerek spora başlamalıdır.

 Gebelikte yapılabilecek egzersizler

Anne adaylarının yapabileceği diğer egzersizler
Bazı anne adayları yıllardır yaptığı yürüyüşü bile bebeği risk altında ise hamileliğini yatarak geçirmek zorunda kalabiliyor. İşte böyle zamanlarda doktorunuzun onayını alarak şu egzersizleri yapabilirsiniz;

- Nefes egzersizi

- Streching (açma germe çalışmaları)

- Sandalye egzersizleri (sandalyede oturarak nabzı ve beli zorlamadan yapılan egzersizler)

- Lastik bant egzersizleri

- Yatar durumda egzersiz (yatarak ve pasif olarak kaslarınızın uygun şekilde çalıştırılması)

Sezaryen sonrası normal doğum riskli mi

Sezaryen sonrası normal doğum riskli mi

Sezaryen sonrası normal doğum anne ve bebek açısından risk taşır mı ya da avantajları var mıdır? Prof. Dr. Bülent Tıraş anlattı.

Sezaryen sonrası normal doğum riskli mi

Sezaryen sonrası normal doğum riskli mi

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, sezaryen sonrası normal doğum hakkında bilgi verdi.

1- Kimler sezaryen sonrası normal doğum için uygundur?

- Daha önce bir defa ve alt segment transvers kesi ile sezaryen doğum yapanlar

- Pelvik yapısı normal doğuma uygun olan anne adayları

- Uterus ile alakalı başka bir cerrahi veya rupture yaşamamış olan

- Acil olarak sezaryene karar verilmesinin ve uygulanmasının mümkün olduğu bir merkezde doğum yapacak olan anne adayları, rahat bir şekilde daha önce sezaryen doğum yapsa dahi, normal doğum yapabilir.

2- Kimler uygun değildir?

- 40 yasından büyük olan anne adayları

- 40 haftadan büyük olan anne adayları (Postdate)

- Makrozomi olması durumunda (İri bebek)

- Gestasyonel veya overt diyabet ile karşılaşılması halinde (Gebelik diyabeti)

- Diğer bilinen obstetric sebepler ile normal doğum uygun görülmüyorsa sezaryen sonrası normal doğum uygun değildir.

3- Sezaryen sonrası normal doğumun anneye sağladığı avantajlar nelerdir?

- Cerrahiden uzak durulduğundan dolayı anne ve bebek için normal doğum her zaman daha güvenlidir.

- İyileşme süresi çok daha kısa zamanda olurken, oluşabilecek risk oranı da daha azdır.

- Annenin, bebeğinin doğumuna katkısı ve duygusal paylaşımı daha fazladır.

- Anne bebek arasında daha erken bağ kurmasına yardımcı olur ve bakımını üstlenir.

- Normal doğuma ülke ekonomisi bakımından bakıldığı zaman, daha uygundur.

4- Sezaryen sonrası normal doğum yapmayı tercih eden anne adayları açısından risk var mıdır?

Annede pelvik taban sarkma ve hastalıkları ile daha fazla karşılaşılır. Sezaryen doğumun ardından normal doğuma çalışan kadınların yaklaşık %20 ile %40 civarında bu çaba neticesiz kalır ve tekrar sezaryen doğumun yapılmasına karar verilir. Rahimde enfeksiyon ve yırtılma görülme ihtimali de bulunmaktadır.

5- Daha önce yapılmış olan sezaryen doğum miktarı arttıkça fazlalaşan riskler nelerdir?

- Gerçekleştirilen sezaryen miktarı arttıkça, rahime yapılan kesi miktarı da artar ve meydana gelen nedbe dokusu yeni bir hamilelikte gerilip açılmaya ve yırtılmaya daha da duyarlı hale gelir.

- Miktar fazlalaştıkça ameliyattan kaynaklanan karın içinde meydana gelen yapışıklıklar da artar. Bu yapışıklıklar, yeni bir ameliyatta rahime ulaşılmasını güçleştirebilmektedir. Veya rahime ulaşılmaya çalışma esnasında, mesane gibi çevresindeki yakın organların hasar görmesine sebep olabilir.

- Sayı arttıkça doğal olarak rahim kesisi yakınlarında yerleşim göstermeyi “seven” plasentanın doğum kanalına yakın ve hatta bu kanalı kapatacak şekilde yerleşme ihtimali de artar. Placenta previa olarak ifade edilen bu durum, plasenta dokusu rahimin kas liflerinin içinde yerleştiği durumda (accreata-”akreata” okunur) daha da karmaşık bir duruma dönüşerek, cerrahi işlemin gidişhatını zorlaştırabilir ve fazlası ile riskli bir hale sokabilir.

6- Bir kadın maksimum kaç kez sezaryen olabilir?

Az önce ifade edilen riskler daha önceden bir defa sezaryen ile doğum yapmış bir kadının yeni bir hamilelik ve doğum eyleminde göre az ortaya çıkarlar. Ancak daha çok ikinci sezaryen doğumun ardından üçüncü bir sezaryen uygulanan kadınlarda az önce de bahsedilen risklerin sayısı sezaryen miktarı arttıkça eksponansiyel (“sayı arttıkça her artışta daha da hızlı artan” bir şekilde) artış gösterir. Ortadoğu ülkeleri gibi çocuk miktarının daha çok “önemli” olduğu ülkelerde kadınlara 8 adet sezaryene kadar uygulandığı kayıtlar altına alınmıştır. Gene de bir anne adayı için mantıklı ve ideal olanı iki, maksimum üç sezaryen ile ailesini tamamlamasıdır.

7- Normal doğum eylemi sırasında bir tehlike söz konusu olursa sezaryene dönüş imkanı var mıdır?

Bu ihtimal, her zaman için göz önündedir ve mevcuttur. Zira sezaryen doğumun ardından normal doğum fikrinin gelişmesi ve uygulanmasının esasında da, başarısız deneme olması durumunda sezaryen doğuma geçebilmenin olanaklar dahilinde olmasıdır.

8- Türkiye’de sezaryen sonrası normal doğum yapma oranı nedir?

Bu oran Türkiye’ de de yok denebilecek kadar azdır. Bilinen olguların büyük bir kısmı, en baştan itibaren bu yol için yönlenen hastalar değil, annenin geç başvurusu veya başvurmaması gibi sebepler ile kontrolsüz olarak uygulanmış olan doğumlardır. Bu kontrolsüz olan olgulardan sezaryen doğumun ardında normal doğumu başaramayıp rahmin yırtılması veya kanama gibi riskler ile hastanelere gelen anne adayları, zaten sezaryen doğumun ardından normal doğum başarısızlığı olarak değil, diğer başlıklar altında da kayıt altına geçmektedir. Ancak gene de obstetrik ve jinekolojik cerrahi konusunda deneyimli ve yeterli bazı merkezlerimiz tekli sayıda hastalarda bu işlemi gerçekleştirmektedir.

Gebelikte sırt ağrılarını hafifletmenin 7 yolu

Gebelikte sırt ağrılarını hafifletmenin 7 yolu

Gebelikte sırt ağrılarını hafifletmenin 7 yoluHamileliğinizin tadını çıkarmanızı zorlaştıran bel ve sırt ağrılarını önlemek ya da hafifletmek için işte size birkaç ipucu…

Hamilelik sırasında en çok belirtilen şikayetlerdendir bel ağrısı ve sırt ağrısı. Bu şikayetler genellikle doğumdan 2-3 ay sonra kaybolur. Gebelik sırasında fetusun giderek büyümesi ve ağırlaşması bel ağrısının başlıca nedenlerindendir. Diğer bir neden de gebelik sırasında vücuttaki bağlarda gevşemeye neden olan hormonların (relaxin) artmasıdır. Bu gevşemenin amacı bebeğin doğum kanalından rahat geçmesini sağlamaktır.

Peki, hamileliğin son döneminde yaşanan bu sırt ağrılarını önlemek veya hafifletmek için neler yapabilirsiniz?

Aşırı kilo almaktan kaçının
Aşırı kilo almak, sırt ağrılarını çoğaltacaktır. Doktorunuzun önerdiğinden fazla kilo almamaya özen göstermelisiniz. Çoğu kadın iki kişi için yemek yediğini düşünmeye meyillidir ama ikinci insanın oldukça küçük olduğunu nedense görmezden gelir.

Gebelikte sırt ağrılarını hafifletmenin 7 yolu

Dizleriniz arasında bir yastıkla uyuyun
Aslında bu sırt ağrısı çeken herkese uygun bir öneridir. Eğer yan yatmayı seviyorsanız, sırt ağrılarını önlemek için dizlerinizin arasına yastık koyabilirsiniz. Sırtınıza yüklenen baskıyı azaltır ve uyumanız için daha rahat bir pozisyon sağlar.

Doğru ayakkabıları giyin
Giydiğiniz ayakkabıların, sırt ağrısına katkısı olabilir. Ayak tabanınızı destekleyen düz ayakkabılar tercih etmelisiniz. Hamilelik boyunca topuklulardan uzak durmak akıllıca bir seçim olacaktır.

Düzgün ve iyi bir duruş için çabalayın
Düzgün bir duruş, hamilelik sırt ağrılarına sahip olsanız da olmasanız da çok şey değiştirir. Çoğumuz doğru bir duruşa sahip değiliz. Omuzlarınız hafifçe arkaya doğru, çeneniz yukarıda ve dik bir sırtla durmalısınız. Aynaya bakarak çalışmanızda bir sakınca yok.

Gebelikte sırt ağrılarını hafifletmenin 7 yolu

Egzersiz yapın
Egzersiz, hamilelik döneminde yaşanacak sırt ağrılarını hafifletmek ya da önlemek için oldukça etkili bir yöntemdir. Farklı şekillerde işe yarar. Birincisi, vücudunuza esneklik katar, özellikle de hamile yogası yaparsanız. Aynı zamanda rahatlamanıza sebep olur. Elbette herhangi bir egzersize başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız.

Masaj yaptırın
Masaj sırt ağrılarınız için mükemmel bir çözüm olabilir. Hamile masajında uzmanlaşmış bir masöz bulun ve kendinizi ödüllendirin. Yakında çok yorulacak bir anne adayı olarak, bunu hak ediyorsunuz.

Doktorunuzla konuşun
Eğer önerilerimiz yardımcı olmadıysa, doktorunuzla konuşma zamanı olabilir. Doktorunuz size en uygun ağrı kesici yolları önermek için orada. Üstelik basit ve genel ağrılardan fazlası olup olmadığınızı öğrenmenizde fayda var, değil mi?

Hamileliğin süper yiyecekleri

Hamileliğin süper yiyecekleri

Hamileliğin süper yiyecekleriHamilelikte mutlaka tüketmeniz gereken yiyecekleri sofranızdan eksik etmeyin, sağlıklı bir gebelik geçirin.

Hamilelik dönemi kadınlar için doğacak bebekleri için sürekli endişe yaşadıkları bir dönem. Acaba bebeğim besleniyor mu? Onu yeterince sağlıklı besleyebiliyor muyum? İşte bu endişelerden biraz da olsa kurtulmanız için gerekli besin grupları…

Kuru kayısı

Bir avuç kuru kayısı günlük demir ihtiyacının %10’unu karşılar.ayrıca hamilelikte hassas hale gelen bağırsaklarınızı da korur. Zengin folik asit, potasyum, kalsiyum ve magnezyum kaynağıdır.

Karbonhidratlar

Ekmek, makarna ve patates. Karbonhidrat zengini olan bu besinler size enerji verecektir. Günde 6 porsiyon karbonhidrat tüketin.

Mısır gevreği

Vitamin ve folik asit yönünden zenginleştirilmiş mısır gevreklerini tercih edin. Günde bir kasede 100 mcg folik asit bulunur.

Muz

Potasyum hazinesi muz, vücutta sıvı tutulmasını önler. Ayrıca uykusuz geceler için de birebirdir.

Süt ve süt ürünleri

En büyük kalsiyum deposu süt ve süt ürünleri bebeklerin kemik gelişimi için çok önemlidir. Günde 3 porsiyon az yağlı süt veya süt ürünü tercih edin.

Tofu

Et yemeyenler için protein almanın en lezzetli yollarından olan tofu, kalsiyum, demir, magnezyum, A vitamini ve K vitamini açısından da zengindir. Bu vitamin ve mineraller özellikle doğumdan sonra kanın pıhtılaşması için çok önemlidir.

Çilek

C vitamini açısından zengin çilekte beta karoten, folik asit ve potasyum da bulunur. Çileği demir içeren bir besinle birlikte tercih ederseniz, içindeki C vitamini demir emilimini destekleyecektir.

Brokoli

Kalsiyum, kemik gelişimi için gerekli olan magnezyum ve folik asit açısından zengindir. Besin değerlerini korumak için suda haşlamak yerine buharda pişirmeyi tercih edin.

Yumurta

İyi pişirilmiş yumurta demir, protein ve B12 vitamini açısından zengindir. Vücudumuzdaki hücrelerin gelişimi için önemlidir.

Ay çekirdeği

Ay çekirdeği, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri açısından zengindir. Ayrıca magnezyum, A,B,D,E ve K vitaminleri, kalsiyum, demir, potasyum ve çinko da içerir.

Anne olunca bırakmanız gereken 7 endişe

Anne olunca bırakmanız gereken 7 endişe

Anne olunca bırakmanız gereken 7 endişeAnne olmak, çok özel bir duygu olsa da getirdiği sorumlulukla endişelere yol açabilir. Bu yersiz endişelerin uykularınızı kaçırmasına izin vermeyin.

Anne olduğunuzda artık endişelenmekten vazgeçmeniz gereken konular vardır. Ebeveynlikle gelen sorumluluk pek çok endişeyi de beraberinde getirse de bazıları oldukça yersizdir.

Çocuğunuzu çok fazla seveceğinize dair endişe
Bebeğinizi çok fazla seveceğinizden endişe etmemelisiniz. Bu imkansız. Bebekler alabildikleri kadar çok sevgiye ihtiyaç duyarlar. Eğer çocuğunuza sınırlamalar koymaz ya da doğru ile yanlışı birbirinden ayırmayı öğretmezseniz bu endişelenmeniz gereken sonuçlar doğurabilir. Ama çocuğunuzu çok fazla seveceğiniz endişesi anlamsızdır.

Çocuğunuzun sizi sevmeyeceğine dair endişe
Bebeği ve annesi arasında tarif edilemez bir bağ vardır. Çocuğunuzun size sinirli olduğu zamanlar olabilir, hatta ergenlik döneminde nefret ettiğini düşündüğü zamanlar bile olabilir ama sizi sevmemesi imkansızdır. Hepsi geçecek, sevgisi baki kalacaktır.

Ne yapacağınızı bilmediğinize dair endişe
Bir anne olduğunuzda bilmeniz gereken her şeyi bilememeniz doğaldır ama öğreneceksiniz. Ayrıca anneliğin bir kısmı içgüdü ve sezgilere dayanır. Tarifi olmayan bir şekilde, sezgileriniz bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılamanıza yardımcı olacaktır.

Anne olunca bırakmanız gereken 7 endişe

Bebeğinizi sevmeyeceğinize dair endişe
Bebeğinizi sevmeyeceğinize dair endişelenerek zaman kaybetmekten vazgeçin. Bebeğinizle aranızdaki bağ doğal olarak oluşur. Hamile kaldığınız an çocuğunuzu sevmeye başlarsınız ve doğumdan sonra da bağ gelişmeye, büyümeye başlar.

Kötü bir anne olacağınıza dair endişe
Bu oldukça genel bir endişedir ve çoğu anneyi zaman zaman rahatsız etmektedir. İşin gerçeği mükemmel bir anne olmayacaksınız çünkü zaten mükemmel anne diye bir şey yok. Siz bir insansınız ve her insan gibi hatalar yapacaksınız, ebeveynlik döneminde de. Bu iyi bir anne olamayacağınız anlamına gelmiyor. Elinizden geleni yapmanız iyi bir anne olmanıza yetecektir.

Bebek sahibi olduğunuza pişman olacağınıza dair endişe
Çok nadir görülse de bazı anneler doğum yaptıklarına pişman olabilirler ama bu oldukça alışılmadık bir durumdur. Eğer hamile olduğunuza sevindiyseniz, doğurduğunuza pişman olmanız mümkün değildir. Anne olduktan sonra değişen hayatınız sizi hayal kırıklığına uğratamaz çünkü çok daha güzel olacak.

Anne olunca bırakmanız gereken 7 endişe

Yeterince güçlü olmadığınıza dair endişe
Annelik serüveninde ara sıra kendinizi yeterince güçlü hissetmeyebilirsiniz, bu yaygın bir ruh halidir. Bu endişeden kurtulmalısınız çünkü anne olmak sizi eskisinden daha güçlü kılacaktır. İçinizdeki koruyucu annelik içgüdüsü dışarı çıkacaktır.