Kategori arşivi: Sağlık

Sağlık insan yaşamında çok önemlidir. Hayatımızı ne kadar süreceğinden çok önemli olan ne kadar sağlıklı yaşıyacağınızdır. Sağlıklı bir yaşam herkesin hakkı olmakla beraber en çok dikkat edilmesi gereken kısımdır. Çok iyi bir hayat sürmek istiyorsanız çok sağlıklı günler geçirmeniz gerekmektedir. Sağlık için birkaç ipucu vermeye çalıştık ancak sizinde paylaşımlarınız ve fikirlerinizi bizimle sağlıklı yaşam köşemizde paylaşmanızı bekleriz. Unutmayın sağlıklı insan mutlu bir insan ve kaliteli bir hayat demektir.

Kilo Vermede Psikoloji

Kilo Vermede Psikoloji

Kilo Vermede Psikoloji ‘nin Etkenleri

NEDEN KİLO ALIYORUZ

        Vücudumuzun normal kiloda kalmamasının pek çok sebebi vardır. Yapılan çalışmalara göre aileden gelen fazla kiloluluk, hormon bozukluklarına bağlı kilo artışı, ergenlik, gebelik ve menopoz ve bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar kilo alınmasına neden olduğu belirtilmiştir.

Kilo Vermede Psikoloji Neden Kilo Alıyoruz

Kilo Vermede Psikoloji Neden Kilo Alıyoruz

       Hayatımızın bir döneminde ortaya çıkan kilo alımını anne ve babanın kilolu olması, genetik yük, hareketsiz yaşam tarzı ve günlük tüketilmesi gerekenden daha fazla karbonhidratların alınması sebep gösterilir. Peki, bu bahsettiğimiz sebepler kilo almamızın tüm nedenlerini karşılıyor mu? Bu konuda yapılan pek çok araştırma, çevresel ve psikolojik faktörlerin kilo kontrolünde önemli sebepler olduğunu göstermektedir.

HERŞEYİN ALTINDA STRES YATIYOR !

          Nerede yaşıyor olursak olalım, ister çalışalım ister çalışmayalım artık hayatımızda farkında olmamız gereken bir durum var: STRES. Stres kişinin hayatında olmazsa olmazıdır. Günümüzde yaşadığımız stresin fazla oluşunu artık her anımızda yaşar olduk. Stress vüducumuzda bizi harekete geçiren böbrek üstü bezinde üretilen kortizol denen bir madde salgılar. Şekeri ve kan basıncını artırır ve bağışıklık sistemini baskılar.

Kilo Vermede Psikoloji Stres

Kilo Vermede Psikoloji Stres

         Günlerce Stresle baş etmeye çalıştığımız da vücut yağ depolamaya başlar. Bu özellikle bel bölgemizin yağlanmasına neden olur. Hayatımızın her alanında elimizde olmayan sebeplere bağlı olan stresi tamamiyle ortadan kaldıramayabiliriz. Ancak bunun farkına varıp kendimizi şımartacak ara ara vakitler oluşturabilmeliyiz.

       Bu vakitlerde azda olsa yerimizden kalkıp biraz dolaşmak, sevdiğimiz birinin telefonda sesini duymak, enerjimizi atabileceğimiz bir hobi ile uğraşmak ya da bu stres nedeninin farkına varıp elimizden geldiğince onu ortadan kaldırmak için harekete geçmeliyiz.

DEPRESYON

          Her insan hayatının belirli döneminde depresyona girebilir. Maddi zorluklar, duygusal istismarlar, kronik rahatsızlıklar, hayatımızdaki kayıplar bunlara neden olabilir. Depresyonda olan biri önceden keyif aldığı aktivitelerden keyif alamama ve duygusal yoksunluklarını gidermek için aşırı yemek yemeyi en kolay yol olarak tercih edebilir. Kısmi zamanlı duygusal eksiklikleri aşırı yemek yemeyle gerçekleştirse bile; zaman içerisinde bu bireye fazla kilo artışı olarak geri döner.

Kilo Vermede Psikoloji Depresyon

Kilo Vermede Psikoloji Depresyon

      Bu sefer de depresyonda olmasının sebeplerine bir yenisini daha eklemiş olur ve kısır bir döngü içerisine girer. Bu kısır döngü, bireye aşırı atıştırmaya, fazla kilo almasına, psikolojik bir rahatsızlık olan tıkanırcasına yeme bozukluğuna sebep olabilir.    Aşırı kilo almamız yerine duygu durumumuzun düşmesine neden olan problerimizi kabul edip bunu bir hastalık olarak görüp, bir psikiyatrist veya bir psikologtan yardım almamız gereklidir.

 ZAMANIMI KONTROL EDEMİYORUM

          Hayatın bize bahşettiği en güzel armağan bize verilen zamandır. Pek çok insan gün bittiğinde ya da kendisiyle başbaşa kaldığında zamanını günlük yaşam aktivitelerini etkin bir şekilde doğru planlayamadığından yakınır.

Kilo Vermede Psikoloji Zamanı Kontrol Edememek

Kilo Vermede Psikoloji Zamanı Kontrol Edememek

          Vakit darlığından ve iş stresinden dolayı öğün atlamak, yemek yemeyi boş vakit gibi görüp hızlıca tüketilen fazla kalorili yiyecekler yemek, biraz daha keyifli hal alsın diye televizyon karşısında yemek yemeyi alışkanlık haline getirmek ya da vücudumuzun en önemli ihtiyacı olan uyku saatlerinden çalmak kilo alınmasına sebep olan önemli faktörleri oluşturmaktadır.            Bunların yerine günlük yaşam aktivitelerini etkin biçimde programlayıp, yemek alışkanlığını 3 ana 3 ara öğün olarak sağlıklı besinlerle sağlamalı ve yeterli uyku ihtiyacı tam olarak karşılanmalıdır.

MODERN ZAMANIN DAYATTIĞI VÜCUT ÖLÇÜSÜ 0 BEDEN

         Modern zamanın olumsuzluklarından biri de tüketim çılgınlığıdır. Tüketiciye yönelik davranışsal bir yaklaşımda iletişim biçimlerimizi bedensel tasarımlarla şekillendirmesidir. Beğenilme arzusu, tüketimde kullanılan en büyük sermaye halini almıştır. Sosyal medyada kullanılan bedensel temalar beğenilmenin belli bir standart ölçüsü olduğunu dayatmaktadır. Kısacası bedenimizi medya şekillendiyor.

Kilo Vermede Psikoloji Sıfır Beden

Kilo Vermede Psikoloji Sıfır Beden

      Medya, güzelliği sıfır beden gibi ölçülere indirgemesiyle özellikle kendini kanıtlama, kabul ettirme, beğeni toplama isteği gibi psikolojik ihtiyaçları vücut sağlığından ayırarak göstermektedir. Bu da zayıflamaya aşırı düşkünlük, “manken” diyetleri, şok diyetlerle vücudun metabolizmasının zorlandığı ve uzun süre devam edildiğinde büyük sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

        Günlük yaşantıda artık sürekli olarak vücut ağırlığı düşünülür oldu. Kişinin yeme davranış bozukluğu, sürekli kilo verme düşüncesi ile aşırı ilgilendiği durumlarda birey daha çok kaygılanır. Sürekli olarak kaçındığı bu obsesif düşüncelerden ötürü yemek yeme ihtiyacını daha çok pekiştirir.

           Halbuki sağlıklı ve ideal vücut ağırlığı bireyden bireye değişeceğinin bilinmesi gereklidir. Bunu yapabilmek için ağırlığın ve boy uzunluğunun oranı birey için önemli olandır. Şok diyet lerden kaçınarak bir uzmandan yardım alınmalıdır.

       Uzman tavsiye ettiği ölçütlerde haftalık kilo kaybı yapılmalıdır.

         Tüketilecek olan yiyeceklerin hangi malzemelerden yapıldığına dikkat edilmelidir. Kendimizi sevememiz ve başkarının bizi beğenmesi için pek çok özelliğimizin bulunduğunu, ideal kilomuzun bize özel olduğunu bilmemiz gerekir. Bunun için kendimizde sevdiğimiz özellikleri bir kağıda yazmak etkili olacaktır.

      Birey kilo almasının biyolojik, sosyal ve psikolojik faktörlerin sebep olduğunun farkına varmalıdır. Kilo almak bir bütün olarak ele alınmalıdır. Biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörler beraber değerlendirildiğinde sağlıklı ve ideal kilo ya ulaşılır.

Herşey de olduğu gibi ideal kilo da olmak tek taraflı bir iyilik haliyle mümkün değildir.

Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog - Aile Danışmanı

Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı


Neslihan Demirci/ Uzman Psikolog – Aile Danışmanı

Kristal Çocuk Anne- Baba Akademisi Eğitmeni

Sağlıklı bir kalp için 8 öneri

Sağlıklı bir kalp için 8 öneri

Sağlıklı bir kalp için 8 öneriKaliteli ve sağlıklı bir yaşam için kalp sağlığınızı önemseyin. İşte kalp sağlığınızı korumak için öneriler…

Vücut için en hayati organların başında gelen kalp sağlığını korumak kaliteli bir yaşamın en önemli koşulları arasında yer alıyor. Yaşam boyunca ortalama 3 milyar kez çarpan kalbimizi korumak için ise bazı önemli noktalara dikkat etmek gerekiyor.

“12-19 Nisan Kalp Haftası”nda Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Harun Arbatlı, kalp sağlığı konusunda önerilerde bulundu.

1- Genetik yapınızı inceleyin
Kalp hastalıkları genetik yapı ile yakından ilişkilidir. Eğer kişinin yakın akrabalarında genç yaşta ortaya çıkan bir kalp krizi ya da koroner bypass operasyonu öyküsü var ise bu durumun kendisinde görülme riski de yüksektir. Eğer “Aort Anevrizması” adı verilen ana atar damarın genişlemesi durumu ya da kapak hastalıkları var ise bu hastalıkların görülme ihtimalleri de dikkate alınmalıdır. Herhangi bir akrabada nedensiz gelişen bir toplardamar tıkanıklığı ise doğumsal pıhtılaşma bozukluklarına işaret edebilir ve bu rahatsızlık kişide de görülebilir.

2- Gün içinde ne yiyip içtiğinizi gözden geçirin
Sağlıklı beslenmek lezzetten vaz geçmek değildir. Birçok meyve ve sebze içerdiği lifler sayesinde kan dolaşımında bulunan “kötü kolesterol” adı verilen LDL (Low Density Lipoprotein) düzeyinin düşürülmesinde etkilidir. Zeytinyağı kolesterol düzeyinin kontrol edilmesinde etkili bir besindir. Balık ve ceviz, badem gibi bazı kuruyemişler “omega 3” içermektedir. Omega 3 kan dolaşımındaki kötü etkili diğer bir lipid grubu olan “”trigliserid” düzeyinin düşürülmesinde oldukça etkilidir. Yemek pişirme tekniği olarak fırın ve haşlama türleri tercih edilmelidir. Kızartmalardan kaçınılmalıdır çünkü kızartmalar kolesterolü artıran doymuş yağ asitlerini fazlasıyla içerir. Bir besin maddesinin kan şekerini ne kadar kısa sürede yükselttiğinin bir ölçüsü olan “glisemik endeks” kavramı benimsenmelidir. Glisemik endeksi düşük olan gıdalar tüketilmelidir. Kişi bu sayede kısa sürede daha aktif ve zinde olduğunu fark edecektir. Rafine edilmiş karbonhidratlardan kaçınılmalıdır. Makarna, pilav, börek, tatlı gibi gıdalar hem kan şekerini hem de yağa dönüşerek trigliserid düzeyini yükseltir. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği gibi daha az rafine ekmek türleri seçilmelidir.

3- Alkolden uzak durun
Alkol trigliserid ve şeker düzeyini direk olarak artırır. Alkol yerine bilinç düzeyini daha açık tutacak kahve ve çay gibi içecekleri tüketmek daha faydalıdır. Özellikle yeşil çayın antioksidan özellikleri vardır, bolca tüketilebilir ancak şekere dikkat edilmelidir.

4- Düzenli olarak kalp kontrollerinizi yaptırın
Hiç doktora gitmemiş olmak kişiyi sağlıklı bir insan yapmaz. Unutulmamalıdır ki birçok şeker hastasının tanısı tesadüfen ilk kez doktora başvurduklarında konur. Ancak çoğu kez hastalığın yaptığı organ tahribatı ilerlemiş olur. Birçok kalp hastası ise kolesterol düzeyinin yüksek olduğunu kalp krizi geçirdikten sonra öğrenir. Mevcut bir hastalık yok ise yılda bir kez, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon problemi var ise en az 6 ayda bir kez doktor kontrolünden geçilmelidir.

5- Tütün ürünlerinin bulunduğu ortamlardan uzak durun
Sigara, nargile, puro ve pipo kullanımının kalp ve kan damarları üzerine olan etkileri çok net bir biçimde ortaya konmuştur. Sigara dumanı ciğerlere ulaştığı andan itibaren atardamarların duvarlarında bir kasılma görülür ve tansiyon yükselir. Yavaş etki olarak ise “endotel” adı verilen damar iç yüzey tabakasında kimyasal reaksiyonlar başlar. Bu reaksiyonlar damar iç yüzeyinde çatlaklar oluşmasına ve çeşitli kan hücrelerinin yapışmasına ve damar içindeki akımın bozulmasına sebep olur. Sigara ile savaş genellikle bireysel mücadele ile kazanılamaz. Kişinin eşiniz ve arkadaşları da bu mücadelenin bir parçası olmalı, gerektiği takdirde uzman yardımı alınmalıdır.

6- Bir yürüyüş grubuna katılın
İnsan vücudu dinamik olmak üzere yaratılmış bir organizmadır. Hareket sayesinde kan şekeri ve kolesterol düzeyi düzenlenir. Yürümek en iyi tansiyon ilacıdır. Egzersiz sadece enerji sarf etmeyi değil, günlük stresin azaltılmasını sağlar ve kalp damar sistemine yardımcı olur. Egzersiz vücutta “endorfin” salgılanması için önemlidir. Endorfin, vücudun salgıladığı ve beyine ulaştığında rahatlama ve mutluluk sağlayan bir hormondur. Kişinin daha dingin olmasını sağlar, gündelik stresin etkilerinden kişiyi uzak tutar.

7- Uykunuzdan ödün vermeyin
Uyku vücudun kendisini bakıma aldığı, onardığı ve güç topladığı önemli bir süreçtir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar uyku derinliğinin ve süresinin kalp sağlığı üzerindeki önemini vurgulamaktadır. Uyku problemlerinin bellek üzerinde olumsuz etkileri ve “Alzheimer” gibi hastalıklarla da ilişkilendirilmesi söz konusudur. Eğer kişide uyku problemi var ise, sık uyanıyor ve uyumakta güçlük çekiyorsa, uykuda nefessiz kalma ya da ciddi horlama gibi belirtileri var ise mutlaka bir uzman hekime başvurmalıdır. Kontrol edilemeyen şeker hastalığı ve yüksek tansiyon ataklarının altında yaygın bir uyku problemi olan “uyku apnesi” yatıyor olabilir.

8- Kendiniz ve çevrenizle barışık olun
Herkes günlük yaşamında pek çok kez dengesini bozabilecek olumsuzluklarla karşılaşmaktadır. Bu durumda çözüm odaklı olunmalıdır. Sevgi dolu huzurlu bir ortamda olmak kalp sağlığı için de son derece faydalıdır.

aciagac

Acıağaç

 

Acıağaç

Acıağaç

 

    Acıağaç 

 Diğer İsimleri : Kuvasya ağacı, Ouassia amara, quassiae lingum, duassiadır.

 Botanik Bilgi : Sedefotugillerdendir.
2-3 metre boyunda küçük bir bitki olup ince kabuklarının üzerinde sarı benekler vardır. Çiçekleri kırmızı renkdedir.
Sıcak ülkelerde bulunur. Bu ülkelerde; acıağaç bitkisinin kabuklarından yapılan kaplardan su içenlerin çok kuvvetli olucağına inanılır.

Acıağaç, Hekimliktede kullanılır, kökü, kabuğu ve odunu kullanılır. Etkili maddesi “quassine” dir ve çok acıdır.

Yetiştirildiği Yerler : Sıcak ülkelerde yetişir.

   Faydaları

Acıağaç, hazımsızlığı giderir, iştah açar. Böbrek taşlarının düşmesini kolaylaştırır, safra kesesinin sancılarını bitirir.
Acıağaç, Ayırıca çok acı olduğu için haşereleri öldürmede ve kaçırmada etkilidir.

Kullanım Şekli : Bir litre suya 5 gr ağaçtan konulur ve ıslatarak ya da haşlaması yapılarak kullanılır.

Mutlaka yaşa ve bünyeye göre kullanılmalıdır.
Acıağaç fazla kullanılması halinde baş dönmesi, kusma ve bulantı yapabilir

 


Hangi dondurma çeşidi daha sağlıklı

Hangi dondurma çeşidi daha sağlıklı

Diyet yapıyorsunuz ama dondurma yemeden de olmaz mı diyorsunuz? O zaman dondurma çeşitlerini ve içeriklerini bilmenizde fayda var.

Yaz aylarının serinleten lezzeti dondurma, hemen hemen herkesin severek tükettiği bir yaz tatlısı. Sütle yapılan dondurma, bol kalsiyum kaynağıdır ama şişmanlatmayan, kalorisi düşük bir tatlı değildir.

Yiyin ama ölçüyü kaçırmayın
Dondurma tıpkı plaj-deniz-bikini gibi yazın geldiğinin müjdecisidir. Klasik dondurmalar süt, krema, şeker, yumurta sarısı, vanilya ve benzeri pek çok aroma ile hazırlanır. İçine katılan her türlü meyve, çikolata, kuru yemiş parçaları ile sayısız çeşidi olduğundan söz edebiliriz. Soğutularak ve karıştırılarak içeriğinin havalanması sağlanır ve ağızda biraz daha geç eriyen oldukça yaygın tüketilen ve tercih edilen türü ortaya çıkar. Dondurmanın rengi çok parlaksa gıda boyaları ile renklendirilmiş ve muhtemelen de suni olarak tatlandırılmıştır.

İşte dondurma çeşitleri:

Gelato, sorbe, granita ve parfe
Gelato; daha yumuşak yapıya sahiptir. İtalyanlara özgü bir dondurma çeşididir.

Hangi dondurma çeşidi daha sağlıklı

Sorbenin kökeni, Osmanlı mutfak kültürüne özgü bir lezzet olarak kabul edilen şerbete dayanmaktadır. Ana malzemesi meyve ve meyve suyu/şurubu olan yaz tatlısıdır.

Granita; meyve püresi ile hazırlanır. Süt ve yumurta içermez, dondurulmuş tatlıların en kolay hazırlanan çeşididir. Sorbeye benzer ama çok daha az şekerlidir.

Parfe, Fransızlara özgü bir sunum tarzıdır. Taze meyve, çikolata parçaları, şeker, yumurta, krema ve bisküvi kırıkları ile hazırlanan, kalorisi daha yüksek olan bir tür soğuk yenen tatlıdır.

Dövme Maraş dondurması da yine bize özgü bir dondurma yapma tekniğidir.

Hangi dondurma çeşidi daha sağlıklı

Dondurulmuş yoğurt ile yapılanlar daha az kalorilidir
Dondurulmuş yoğurt ile yapılanlar; yağsız yoğurt ve içeriğindeki aktif ve canlı kültürlerin bulunduğu meyve püreleri ile hazırlanmış lif, mineral, vitamin ve protein içeren dondurmaya göre daha az kalorisi olan seçeneklerdir. Kafe ve pastanelerde servis edilen, nasıl üretildiği konusunda emin olmadığınız, hangi malzemelerin kullanıldığı belirtilmemiş olan açık dondurmalar sağlığımız için risk oluşturur. Dondurmanın kıvamının korunması için -18 C altında saklanmalıdır.

Porsiyonları küçük tutmaya çalışın
Sütle yapılan dondurma, bol kalsiyum kaynağıdır, yiyin ama ölçülü yiyin. Dondurma şişmanlatmayan, kalorisi düşük bir tatlı değildir. Haftada iki kereyi geçmeyin ve aksam üstü saatlerinde ara öğün, kağıt helva, külah benzeri şeyler yerine kasede, ekstra soslar, parça çikolatalar, fıstıklar ilave etmeden tüketmelerini öneriyorum.

Hangi dondurma çeşidi daha sağlıklı

Kendinizi kandırmayın
Dondurma içeriğindeki kalsiyum nedeniyle önerilir ama diyet yaparken kendinizi kandırmayın. Kalsiyumu almanın daha az kalori içeren seçenekleri olduğunu unutmamak gerekir. Light tadı altında tatlandırıcı ile yapılan dondurmalara lezzeti artırmak için genellikle daha fazla yağ ilavesi yapılıyor. Yağ içeriği düşük olanlarda ise lezzetini artırmak için daha fazla şeker kullanıyorlar.

Tercihiniz yine de taze meyve ile yapılmış ve doymuş yağ oranı düşük olan olmalı. Üstüne illa bir ilave yapmak istiyorsanız, birkaç parça fındık ile yetinmelisiniz.

İlk jinekolojik muayeneden korkmayın

İlk jinekolojik muayeneden korkmayın

İlk jinekolojik muayeneden korkmayınCinsel ve üreme sağlığınızı korumak, hastalıklardan korunmak için jinekolojik kontrol çok önemli. İşte ilk jinekolojik muayenede yapılan işlemler…

İlk jinekolojik muayenenin genç kızları tedirgin ettiği bilinen bir gerçek. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, bu tedirginliğin sebebinin genç kızların muayenede ne ile karşılaşacaklarını bilmediğinden kaynaklandığını belirtiyor.

18 yaşına gelen her genç kızın mutlaka jinekolojik kontrole gitmesini tavsiye eden Op. Dr. Seval Taşdemir; “Jinekolojik muayene ağrıya yol açmayan kolay ve beş dakikadan fazla sürmeyen bir işlem. Genç kızlar muayenelerini asla ertelememeliler. Düzenli kontrol demek; hastalıkların önlenmesi ve erken teşhis demektir” diyerek genç kızları uyarıyor.

Jinekoloji, cinsel sağlığı ve üreme sağlığını korumaya yönelik kadınlara özel tıbbi bir bakımdır. Bu bakım; hastalıklardan korur, kanserlerin erken tanısını, üreme organlarını etkileyen enfeksiyonların erken tanı ve tedavisini ve daha sonra görülebilecek kısırlık gibi komplikasyonların önlenmesini sağlar.

Birçok genç kız için ilk jinekolojik muayene oldukça tedirgin edici görünse de önemi düşünüldüğünde bu randevunun kesinlikle ertelenmemesi gerekir. Bir genç kızın bu randevuda nelerle karşılaşacağını bilmesi endişelerini yenmesinde yardımcı olur. Öncelikle kişisel, ailesel, cinsel ve tıbbi öyküler alınır. Jinekolojik muayene yapılır ve laboratuvar testleri istenir.

Muayenenin adet kanamasının olmadığı bir dönemde yapılması gerekir. Adet kanaması hem laboratuvar testlerinin sonuçlarını hem de muayeneyi etkiler. Muayene öncesindeki birkaç gün vajinal duş ve krem kullanımından kaçınmak gerekir.

Yanlış ya da eksik bilgi tedaviyi olumsuz etkiler

Jinekologla ilk randevudan önce sorulmak istenen konuların belirlenerek not alınması randevunun daha verimli geçmesini sağlar. Jinekoloğa verilen bilgilerin ve aktarılan şikayetlerin eksiksiz olması gerekir. Jinekoloğa verilen tüm özel bilgiler gizli kalır. Yanlış ya da eksik bilgi verilmesi tedaviyi ve sorunların belirlenmesini olumsuz etkiler.

İlk jinekolojik muayenede doktora verilmesi gereken bilgiler

· Son adet tarihi

· Adet sikluslarının uzunluğu

· Adet kanamasının ne kadar sürdüğü

· Ara kanamaların olup olmadığı

· Genital ağrı, kaşıntı ve akıntı varlığı

· Başka bir tıbbi problemin olup olmadığı

· Aile fertlerinde görülen hastalıklara ait bilgiler

· Önceden geçirilmiş hastalıklar, cerrahi işlemler ve kullanan ilaçlara ait bilgiler

· Sigara, alkol ve beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi

Ağrısız 5 dakikalık bir işlem

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, “Birçok genç kız ilk jinekolojik muayene öncesinde son derece tedirgin olur. Oysa jinekolojik muayene ağrıya yol açmayan kolay ve beş dakikadan fazla sürmeyen bir işlemdir. İlk muayene öncesinde kişinin kendini rahatsız hissetmesi son derece doğaldır ve muayenede neler yapılacağı konusunda önceden bilgi sahibi olmak endişeleri azaltır” diyor ve muayenede neler yapıldığını anlatıyor.

Muayene nasıl yapılıyor

Jinekolojik muayene ile genital organların durumu ve jinekolojik problemler değerlendirilir. Jinekolojik muayene için muayene masasına yatılması istenir. Hekim önce dış genital organları muayene eder. Kızarıklık, tahriş, kist ve siğil olup olmadığını kontrol eder. Çok kısa süren bu işlem herhangi bir acı vermez. Karından yapılacak ultrasonografik inceleme ile üreme organları değerlendirilir. Jinekolojik muayene sonrasında doktor idrar tahlili ve kan sayımı gibi birkaç tahlil isteyebilir.

Mutlaka jinekolojik kontrol gerektiren durumlar

Jinekolojik açıdan ilk muayene için 18 yaşından bahsedilse de yaşa bakılmadan mutlaka jinekolojik kontrolden geçilmesini gereken durumlar vardır:

· Karnın alt bölgesinde ağrı

· Adet düzensizlikleri, adet kanamasının olmaması veya aksaması

· Adet kanaması sırasında şiddetli ağrı

· Anormal kanamalar

· Dış genital organlarda ağrı, şişlik, kaşıntı, kitle ve yaralar bulunması

· Vajinal akıntı, kaşıntı ve ağrı olması

· 15-16 yaşına gelinmesine rağmen adet kanamasının olmaması

· Cinsel temas yoluyla geçen hastalıklara maruz kalınması.

Organik gıdalar kanserden korumuyor

Organik gıdalar kanserden korumuyor

Organik gıdalar kanserden korumuyorBilim adamlarının yaptığı açıklamaya göre, organik gıdalar kanserden korumuyor, ayrıca katkı maddeleri belirli oranları aşmadıkça sağlığa zarar vermiyor.

Modern çağın hastalığı kanserin önlenmesi ve tedavi edilmesi konusunda bilim adamlarının yaptığı açıklamalar, “doğru olarak bilinen yanlışları” gündeme getirdi. Bu çerçevede, organik gıda ve antioksidan tüketiminin kanseri önlediği, katkı maddelerinin kansere neden olduğu gibi inanışların bilimsel olmadığına dikkat çekildi.

500’e yakın kişinin katılımıyla gerçekleşen “Tedavide ve Önlemde Kanser ve Beslenme” konulu konferansın açılış konuşmasını yapan Çamlıca Kültür ve Yardım Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Berksan, sağlıklı beslenme konusunda yapılan açıklama ve yayımlanan raporların ciddi çelişkiler taşıdığına dikkat çekerek şu açıklamada bulundu:

“1960’lı yılların ortasında ABD kaynaklı olarak margarinin tereyağından daha faydalı olduğu görüşü dünya kamuoyuna benimsettirildi. O dönemde büyüklerimizi tereyağından vazgeçirerek zorla margarin yedirdik. Daha sonra ABD’nin sığır yetiştiriciliği nedeniyle koyun etinin zararlı, sığır ve tavuk etinin faydalı olduğu açıklandı. Oysa koyun, sığır, tavuk etlerinin kolesterol değerleri birbirine oldukça yakındır. Verilebilecek sayısız örnekten bir diğeri olarak, beyaz undan üretilen ekmekte kepek kullanımı yıllarca yasaklanmışken, özellikle tam buğday ekmeğinin insan sağlığına faydalı olduğu bugün kanıtlanmıştır. Buna rağmen bazı hocalarımızın ekmeği yasaklamalarını akla mantığa aykırı buluyoruz.”

Organik gıdalar kanserden korumuyor

‘Bitkisel, organik takıntınızdan vazgeçin’
Hacettepe Üniversitesi Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik’in “Kanser ve Beslenme” konusunda kamuoyundaki yaygın görüşlere karşı olan açıklamaları, konferansadamga vurdu. Prof. Çelik, DNA’nın çift sarmallı yapısını keşfeden iki bilim insanından biri olan James Watson’ın da belirttiği gibi ‘kanseri önlediği düşünülen antioksidanların aslında hastalığa kapı aralıyor ve tetikliyor olabileceğini’ vurguladı.

Prof. Dr. İsmail Çelik’e göre genetiği değiştirilmiş gıdaların kanser riskini artırdığına, organik gıdaların kanserden koruduğuna dair de bilimsel bir veri bulunmuyor. Prof. Dr. Çelik “Bitkisel, organik takıntımızdan vazgeçelim. Umut tacirlerinin oyununa gelmeyelim. Benzer şekilde, hazır gıdalardaki katkı maddeleri uygun oranlarda kullanıldığı takdirde sağlığa zararlı değildir ve resmi makamlar tarafından denetlenmektedir” diye konuştu.

Prof. Dr. Çelik, kanser hastalığında en büyük iki etken olarak sigara ve alkolü göstererek benzer şekilde tereyağı ve zeytinyağı da dahil yağların kanser yapıcı özelliğine ve haftada birden fazla yenilmemesi gereğine dikkat çekti. Prof. Dr. Çelik, kanserden korunmak için yağdan düşük, lifçe yüksek, günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve içeren beslenme önerisinde bulundu.

Kırmızı et kanser hücresini besliyor
Acıbadem Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, “Kanser ve Obezite” ilişkisinde, kilolu ve şişman olmanın tüm kanser vakalarının yüzde 20’sinin nedeni olduğunun tahmin edildiğini belirtirken “Özellikle boya göre düşük ağırlığa sahip bireylerde kanseri de içine alan birçok kronik hastalığın riski azalmaktadır” dedi.

Kırmızı et başta olmak üzere hayvansal ağırlıklı beslenmenin kanser hücrelerinin büyümesinde etkili olduğunu ve kanser riskini önemli ölçüde artırdığını belirten Prof. Dr. Murat Baş, kanserden korunmak için “yaşam boyunca sağlıklı ağırlığın korunması, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli fiziksel aktivitenin” önemini vurguladı.

Organik gıdalar kanserden korumuyor

Fiziksel aktivite kanseri önlüyor
Acıbadem Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aylin Hasbay Büyükkaragöz, fiziksel aktivitenin bazı kanser türlerini önlediğini belirterek akciğer kanseri ve fiziksel aktivite konusunda şu açıklamada bulundu:

“Fiziksel aktivite akciğer kanserini azaltır. Akciğer kanserinde temel risk faktörü sigara kullanımı olsa da fiziksel aktivitenin, akciğer kanseri riski ve görülme sıklığında önemli potansiyel değiştirilebilir bir faktör olduğu belirtilmektedir. Epidemiyolojik çalışmalarda total ve rekreasyonel fiziksel aktivitenin yüzde 20-30 oranında akciğer kanseri riskini azalttığı gösterilmiştir. 4831 kişinin 12.8 yıl takip edilmesi sonucu 134 kanser vakası tespit edildi. Total fiziksel aktivitesi yüksek olan bireylerin, düşük olanlara göre akciğer kanseri görülme oranı yüzde 45 azalmaktadır.”

Duygusal iniş çıkışlarda beslenmeye dikkat

Duygusal iniş çıkışlarda beslenmeye dikkat

Duygusal iniş çıkışlarda beslenmeye dikkatNormalin üzerinde yemek yemeye meyilli olduğumuz duygusal iniş çıkışların yaşandığı dönem, kilo almak için tehlike çanlarının çaldığı bir süreçtir.

Duygusal iniş çıkışlarda her zamankinden daha farklı beslenme alışkanlıklarına sahibiz. Uzman Diyetisyen Gamze Şanlı Ak, “Siz aslında böyle dönemlerde karnınızı değil duygularınızı beslemeye çalışıyorsunuz. Yemek yeme duygusal boşlukları doldurmak için yetmez, size aksine kilo aldırarak daha büyük bir stres içine sokar” diyerek durumun tehlikeli taraflarına dikkat çekiyor. Yeni bir ilişkiye başlarken ya da boşanma dönemlerinde kişilerin yeme alışkanlıklarının değiştiğini belirten Ak, benzer duygusal dönemlerden geçen kişilerin benzer besin gruplarını tükettiğini belirtiyor.

Teselli yemekleri
Duygular, beslenmemizi etkileyen önemli faktörlerden biridir. Yapılan araştırmalar, normalin üzerinde yemek yeme sebebimizin %75 oranında duygusal duruma bağlı olduğunu gösteriyor. Duygularla başa çıkmak için en sık kullanılan teselli aracı ise yemek. Dolayısıyla böyle durumlarda kişi “teselli yemekleri”ne yöneliyor. Bu yemeklerde genellikle yağ ve şeker oranı yüksek yemekler oluyor. Karın guruldadığı için değil de bir duyguyu beslemek için yemek, duygusal yemektir. Yemekler, karnınızı doyurmaktan daha fazla etki yaratır, aynı zamanda duygularınızı beslerler.

Yalnızlık ve beslenme
Karbonhidrat bağımlılığı

Kendini yalnız hisseden kişinin genellikle en yakın arkadaşları yemekler oluyor. Özellikle tatlı, çikolata, cips, makarna, bisküvi gibi yüksek ve basit karbonhidratlı yiyeceklere yönlenen kişilerin algılarının farklı olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Gamze Şanlı Ak, kişilerin karbonhidratların serotonin (mutluluk hormonunu) arttırıcı etki göstermesine bağımlı olduklarını belirtiyor. Ancak bu geçici bir mutluluk sağlıyor.

Duygusal iniş çıkışlarda beslenmeye dikkat

Yüksek oranda kalori alımına bağlı olarak kilo alımı söz konusu oluyor. Yalnızlık nedeniyle yiyen kişiler, kendilerini yeni insanlarla tanışmaya zorlamalı, daha çok dışarı çıkıp sosyalleşmeli. Sıkıntıdan yiyenlerin genellikle zamanlarını iyi planlayamamalarından doğan boş zaman sorunları vardır. Bir şey yapmadıkları zaman kendilerini kötü hissettikleri için bu zamanı, “bir şey yaparak” yani yemek yiyerek doldururlar. Bunun yerine zamanı iyi planlayıp kitap okuma, sinema ya da hoşlanılan bir faaliyete yönelmeleri yemekten uzaklaşmayı sağlayacaktır. Bu dönemde tatlılara yönelmek yerine tatlı ihtiyacını karşılayabilmek için taze ve kuru meyvelerden faydalanılabilir. Daha düşük kalori almak için 1-2 adet bitter çikolata veya 1 kase sütlü tatlı da tercih edilebilir.

En güzel olduğumuz dönem ‘Tanışma’
Neden?

Duygusal iniş çıkışlarda beslenmeye dikkat

Tanışma dönemi kişilerin kendilerine en çok özen ve bakım gösterdikleri dönemdir. Karşısındaki kişiye kendini beğendirme isteği ile hem yediklerine hem de egzersize daha çok önem verir. Tanışma döneminde kişilerin kendilerini daha iyi ve güzel hissetmek için çabaladığını söyleyen Uzman Diyetisyen Gamze Şanlı Ak, kişilerin bu dönemde dengeli ve sağlıklı beslenme ön plana çıkarması gerektiğini vurguluyor. Bu dönemde kadınların fazla kiloları varsa vermek için diyete ve diyetisyene yöneldiğini belirten Gamze Şanlı Ak, aynı zamanda daha fit görünmek için daha fazla spor yaptıklarını söylüyor. Erkeklerde de durum farklı değildir fit olmak için yediklerine dikkat etmekte ve düzenli olarak egzersiz yapmakta ve genelde trainer ile çalışmaktadırlar. Bu dönem beslenme uzmanlarından en çok destek alınan zaman olarak kabul edilebilir.

Cicim ayı ve beslenme
Cicim ayları keyif aylarıdır bu nedenle özellikle yemek yeme konusunda bir rahatlama yaşanır. Özellikle yeni yemek yerleri keşfetmek için çıkılan seyahatlerde bolca yemek yenir ve bu döngü devam eder. Kadın erkek fark etmez bu dönemde her iki tarafta genelde kilo alındığını söyleyen Uzman Diyetisyen Gamze Şanlı Ak, ‘Nasıl olsa beni böyle de beğeniyor’ düşüncesi kişinin yemek yerken kendini rahat hissetmesine yol açar ve yemek miktarları artış gösterdiğini belirtiyor. Mutluluk hissi her ne kadar negatif bir duygu olmasa da, psikolojik yemeye yol açan bir durumdur. Cicim aylarında kilo almamak için yenen miktarların kontrolü önemlidir. Makarna, pilav, börek gibi yüksek ve basit karbonhidrat içeren ve kan şekerini hızlı yükseltip hızlı düşmesine sebep olan tatlılardan uzak durulmalı bunlar yerine tam tahıllar, bulgur, karabuğday, kinoa gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Tatlı seçimleri dondurma, sütlü tatlı, meyve tatlıları veya sorbeden yana kullanılmalıdır. Partnerlerin beraber diyet ve egzersiz yapması kişisel başarı oranlarını daha da yükseltmektedir.

Cicim ayına özel tatlı (2 kişilik)
- 1 adet muz
- 1 yemek kaşığı yulaf
- 1 adet yulaflı bisküvi
- 2 tam ceviz
- 1 çay kaşığı kakao

Yapılışı: 1 adet olgun muz çatalla ezilir, yulaf, bisküvi ve ceviz kabaca elle kırılır ve kakao ile karıştırılıp kuplara alınır üzerine Hindistan cevizi serpip buzdolabında bekletilip, servis edilir.

Rutin ilişki ve beslenme
Evli çiftler neden daha fazla kilo alıyor?

Yapılan araştırmalar evlenince daha çok kilo alındığını göstermektedir. Uzman Diyetisyen Gamze Şanlı Ak, evlenen kişilerin bekârlara oranla 2.5 ile 4 kg arasında ağırlık artışı yaşadığını söylüyor. Kilo almaya eğilimli olmasının nedenleri arasında ilk sırayı beslenme düzeni alır.

Evlenen kişiler, yalnız yaşadıkları zamana göre daha düzenli beslenirler. Rutine girmiş ilişkilerde belli bir düzen kurulduğu için uzun süren akşam yemekleri geç saatlere kayabilir. Kahvaltı ve öğle yemeğine oranla akşam yemeklerinde daha çok çeşit ve daha ağır yemekler masada yerini alır. Ardından tatlı yada meyve ve çerez ile tv karşısında yemek yeme eylemi devam eder. Bu dönemde de kilo almamak için yenen miktarların kontrolü önemlidir. Akşam yemeklerinde protein (et/tavuk/balık) ve sebze ağırlıklı beslenilmeli, makarna, pilav gibi yüksek karbonhidrat alımından uzak durulmalıdır. Tv karşısında tatlı, cips ve kuru yemişler yerine yağsız tuzsuz 1 su bardağı patlamış mısır ve yanında iyi uyumaya destek olacak tarçınlı süt yada 2 yemek kaşığı az yağlı yoğurt içine 1 yemek kaşığı yulaf ve meyve eklenip tüketilebilir.

Boşanma ve beslenme
Kişiler boşanma döneminde süt ürünlerine yöneliyor.

Boşanma dönemi en çalkantılı dönemlerden biridir. Eşinizden ayrıldığınızda kendinizi büyük bir sevgi boşluğunda hissedebilirsiniz bu durumda yapılan en büyük yanlış ise duygusal beslenmenin kollarına kendini bırakmaktır. Sevgi boşluğunu yemekle doldurmak kilo alma sürecini başlatacaktır. Kilo aldıkça kendini beğenmeme ve bunun sonucu olarak yapılan sıkı diyetler ve bırakıldıktan sonra tekrar kilo alma vücutta yo-yo sendromuna sebep olacaktır. Kızgınlık / öfke fazla yemeye en sık sebep olan duygudur. Özellikle bastırıldığı zaman çok huzursuz edicidir ve bu huzursuzluk açlıkla karıştırılır.

Duygusal iniş çıkışlarda beslenmeye dikkat

Depresyondayken, hayat gri ve kasvetli gözükmeye başladığında, yemek daha iyi hissettirecekmiş gibi gelir. Kendisine gelen danışanları arasında yaptığı araştırmalara dayanarak depresyon yüzünden yiyen kişilerin, genellikle süt ürünlerine yöneldiğini (dondurma, çikolata, peynir gibi) belirten Uzman Diyetisyen Gamze Şanlı Ak, süt ürünleri kimyasal yapıları nedeniyle antidepresan ilaçlarla aynı nörolojik etkiyi yapmasına sebep olarak gösteriyor. Boşanma döneminde ağlama krizine girdiniz ve bir kavanoz çikolata kremasını yemek istiyorsanız aman dikkat! 1 kavanoz çikolata kreması 2167 kaloridir yani 144 küp şekere eşdeğerdir. Bunun yerine 2 adet bitter (%70kakao) çikolata yanında 1 bardak yağsız sütlü latte (178 kalori) yada 2 kuru hurma ve 1 bardak çikolatalı soya sütü (180kalori) imdadınıza yetişecektir.

Boşanma sonrası ve beslenme
‘Binge Eating Sendromu’

Boşanma sonrası, yeni bir hayat başlamıştır. Eski kurulu düzenin dışına çıkmış olduğunuz için kendinizi güvenlik ihlali yapmış gibi de hissedebilirsiniz. Mutsuz hisseden kişi kilo aldığını belirten Uzman Diyetisyen Gamze Şanlı Ak, ‘Hayal kırıklığı kişiye kendini yalnız ve gelecek hakkında umutsuz hissettirir. Bu da kendine olan ilgisini kaybetmesine ve belki de kilosunu umursamamasına yol açar’ diyor. Bastırılmış üzüntü fark edilip, başa çıkılmadığı sürece, ‘Binge Eating ‘olarak adlandırdığımız tıkınırcasına yemek yeme sendromuna yol açabilir. Bunun için elinizin altında salatalık, cherry domates, havuç, kereviz sapı ve yeşillikler gibi su içeriği yüksek yiyeceklerin bulunması daha düşük kalori alımını sağlayacaktır.

Psikolojik destek alın
Mutsuz ve yalnız olduğunuzda, stresli veya sıkıldığınızda sürekli bir şeyler mi yemek yemek istiyorsunuz? Kendinizi yiyeceklerle mi ödüllendiriyorsunuz? Eğer cevabınız ‘Evet’ ise duygusal yiyici olabileceğinizi söyleyen Uzm. Dyt. Gamze Şanlı Ak duygusal açlığınızı önlemek için dengeli bir programla beraber, gerekirse psikolojik destek almayı öneriyor.

mümin sekman

Kişisel Gelişim Uzmanı Mümin SEKMAN

Kişisel Gelişim Uzmanı Mümin SEKMAN

mümin sekman 2Mümin Sekman’ı tanımayan, kitaplarını okumayan çok az kişi vardır herhalde. Kişisel gelişimin ön planda olduğu günümüzde bu hususta kitapların popülerliği çok fazla artış gösterdi. Günümüzün en popüler ve en çok okunan yazarlarından Mümin Sekman kişisel gelişmin duayeni olarak bilinmektedir.
Mümin Sekman İstanbul’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk fakültesi’ni bitirdi. Başarılı insanları izleyip; nasıl başarılı olduklarını insanlara anlatmaya başladı. Başarının öğrenilebileceğini herkese anlatmak istedi. İlk kitabını 21 yaşındayken yazdı. Bugüne kadar 8 adet kitap yazdı. Bir dönem ‘’Çocuklar Duymasın’ın’’ senaryo danışmanlığını da yapan yazarımız, kişisel gelişim merkezinin (Kigem’in) kurucusudur. Aynı zamanda Londra Merkezli The Succes Thin Thank’ın da kurucusudur.
Ya bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç Ya Yoldan Çekil, Kesintisiz Öğrenme, Türk Usulü Öğrenme, Başarı Üniversitesi, Kişisel Ataleti Yenmek, Çevik Şirketler, Herşey Seninle Başlar, Limitsizsiniz yazdığı eserleridir.
Mümin Sekman aynı zamanda seminerler de düzenlemektedir. Kendini geliştirme bilincini Türkiye’de yaymak isteyen yazarımızın kitapları şimdiye kadar 45 bakı yaptı. Kitapların satış adedi 540.000 adeti geçti.

ahmet ümit

Ahmet ÜMİT Türkiye’nin En Popüler Polisiye Yazarı

Ahmet ÜMİT Türkiye’nin En Popüler Polisiye Yazarı

ahmet ümit 2Ahmet Ümit 1960 yılında Gaziantep’te dünyaya geldi. Önce Atılım Dergisinde daha sonra da 40 dilde Prag’da yayın yapan Barış ve Sosyalizm Dergisinde yer aldı. 1989’da politikadan sıyrılarak ilk şiir kitabı olan ‘’Sokağın Zulası’’ nı yayımladı. 1990 yılında bir grup edebiyat tutkunuyla birlikte ‘’Yine Hişt’’dergisini çıkardı.
1992 yılında yayınlanan ilk öykü kitabı ‘’Çıplak Ayaklıydı Gece’’ aynı yıl Ahmet Ümit’e ‘’Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü’’nü getirdi. Bu kitap Ahmet Ümit’i ilk tanıtan kitap oldu.
Arkadaşı Tiyatro Yönetmeni Ali Taygun’un desteğiyle polisiye yazmaya başladı. ATV televizyonu için yayınlanan ‘’ Çakalların İzinde’’ adlı polisiye dizinin öykülerini yazdı. 1994 ‘’Bir ses böler geceyi’’ 1995 ‘’ Masal İçinde Masal’’ ve Türkiye’de büyük yankı uyandıran ‘’Sis ve Gece’’ Yunanistan’da Yunancaya çevrilip okunan ilk Türkçe kitap oldu.
Sis ve Geceyi ‘’Kar Kokusu’’ Agatha’nın Anahtarı izledi.2000’den itibaren ise sırasıyla; Patasana, Kukla, Şeytan Ayrıntıda Gizlidir, Beyoğlu Rapsodisi, Aşk Köpekliktir, Ninatta’nın bileziği, Kavim kitapları yayınlandı. 2008’de yayınlanan Bab-ı Esrar Şems-i Tebrizi’nin cinayetini konu edinmiştir. İstanbul ile ilgili birçok bilgi veren İstanbul hatırası ise 2010 yılında yayımladığı eseridir. İşte bu dediğimiz vasıflara sahip olan Ahmet ÜMİT Türkiye’ de belirli bir üne kavuşmuş bir yazar olup hala daha kitapları okunmaktadır.

anne sütü

Anne sütünü artırıcı kürler

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan anne sütünü artırıcı kürler:

• 1. Kür : Her gün iki porsiyon taze beyaz üzüm yemek anne sütünü artırıcı etki yapmaktadır.

• 2. Kür: Sabah ve akşam yemeklerinden önce dereotu tüketmek sütünüzün artmasını sağlar.

• 3. Kür: Anne sütünü artırmak için haşlanmış kuru incir suyu da içilebilir. Sekiz- dokuz adet kuru inciri yarım litre su ile haşlayın. Elde edilen incir suyunu ikiye bölerek sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez için.

Uyarı: Bu kürleri aynı anda uygulamayın. Kürlerin uygulama süreleri bir haftadır. Bir haftanın sonunda uygulamayı bırakın. Bir hafta süre ile uyguladığınız herhangi bir kürden sonra tekrar kür uygulama ihtiyacı duyarsanız bu kez başka bir kürü uygulamanızda bir sakınca yoktur.

Örnek olarak, bir hafta taze beyaz üzüm kürü uygulayıp bıraktıktan sonra ileri bir dönemde yine bir hafta olmak üzere dereotu ya da kuru incir kürünü uygulayabilirsiniz.

brokoli

İyi huylu prostat büyümesi ve prostatit için Brokoli kürü

Kür 1: İyi huylu prostat büyümesine ve prostatite karşı (şikâyetiniz 1-2 yıldan beri devam ediyor ise)

Kaynamakta olan bir litre suyun içine 200-250 gram brokoliyi atın. Kısık ateşte en fazla 4-5 dakika haşlayın. Ilıdıktan sonra süzerek ayırın.

Elde edilen suyun üçte birini sabah, üçte birini öğlen ve son kalan üçte birini de akşam aç karnına için.

Brokoli suyunu içtikten sonra yirmi dakika hiçbir şey yeyip içmeyini (su hariç).

Eğer çalışan bir insan olarak öğle üzeri evinizde bulunamıyorsanız, yarısını sabah, diğer yarısını da akşam aç karına içebilirsiniz. Bu taktirde bir litre su yerine 500-600 ml su alabilirsiniz.

Haşlanmış olan brokoliyi de yemeklerinizin arasında salata olarak tüketebilirsiniz. Haşlanmış brokoli parçalarını tüketmek zorunda değilsiniz. Mühim olan haşlama suyunu tüketmektir. Her yedi günlük uygulamanın sonunda üç gün ara veriniz. Toplam uygulama zamanı yirmibir gün olacaktır (üç günlük aralar hariç).

Uygulama tamamlandıktan sonra ilerleyen zamanlarda şikayetleriniz tekrar ortaya çıkmaya başlayınca bu defa onbeş günlük brokoli kürü uygulamanız gerekir. Sabah erken işe gitmek durumundaysanız, sabah ve akşam içeceğiniz haşlanmış brokoli suyunu akşam hazırlayınız. Geri kalan yarısını sabah içimi için buzdolabında koruma altına alabilirsiniz.

Kür 2: İyi huylu prostat büyümesine ve prostatite karşı (şikâyetiniz 2 yıldan fazla devam ediyor ise)

Kür 1’in aynısıdır. Sadece uygulama zamanı daha fazladır. Bu durumda en az 45 gün uygulanır (üç günlük aralar hariç). Uygulama tamamlandıktan sonra ileriki zamanlarda şikayetleriniz tekrar ortaya çıkmaya başlayınca bu defa 15 günlük brokoli kürü uygulamak gerekir.

Önemli uyarı: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız.

keciboynuzu

Sperm sayısını artırmak için Keçiboynuzu-harnup kürü

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, beslenmeye bağlı olarak son yıllarda erkeklerde sıkça görülen sperm sayısının düşüklüğüne çare olarak keçiboynuzunu tavsiye etti.

7-8 tane keçiboynuzunu kırıp yarım litre sıcak suya atarak 3 dakika kaynatıp 2o dakika kısık ateşte demlendirin.

Ilıdıktan sonra elde edilen suyun yarısını sabah kahvaltısından sonra, diğer yarısını öğle yemeğinden önce için.Bu uygulamaya 1 hafta boyunca her dün devam edin.Birinci hafta haftadan sonra 3 ay boyunca her gün akşam yatmadan bir su bardağı için.Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayın.

Bu kür 3 ay uygulanmalı.

keçiboynuzu

iktidarsızlık için keçiboynuzu -harnup kürü

Yaklaşık yarım litre suyu kaynattıktan sonra 6–7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak kaynayan suyun içine atın. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatın.

3 dakika kaynadıktan sonra sonra ocağın altını kapatın ve 20 dakika dinlendiriniz. 20 dakika dinlendirdikten sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartın.

Elde edilen su soğuduktan sonra yarısını sabah aç karnına, diğer yarısını da akşam yatağa giderken için.

Bir hafta boyunca bu uygulamaya hergün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda ise zaman zaman uygulayınız.

Sertleşme sorunu ve iktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir.

Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür.

Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.

Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini göstermeye başlarlar.

Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini) kaybetmiş olan bazı enzimleri aktive ederek şikâyetlerin ortadan kalkmasına neden olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan sonra etkilerini göstermeye başlamaları hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir.

Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaşması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun nedeni, kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması gerekir ancak, bu depolanma süresi zaman almaktadır.

Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak gerekir. Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir

kilo almak isteyen kadın

Kilo almak isteyen bayanlar için kür

Kilo alamamanın pek çok nedeni vardır. Örnek olarak, tiroit bezinin hızlı çalışması, bağırsaklarda parazit olması, iltihaplı bağırsak, ülseratifkolit, genetik veya psikosomatik ya da bunların dışında kalan çok farklı nedenlere bağlı olabilir.

Bu nedenleri ancak, bir hekim belirleyebilir. Doktor kontrol ve önerilerini almadan buradaki bilgiler ile kendi kendinize teşhis koyarak hareket etmeyiniz.

Kilo almak isteyen bayanlar içinuygulanacak kür:

Bir hafta boyunca, sabah kahvaltısı ile öğlen yemeği arasında yarım bardak su ile çiğnemeden üç-dört adet karanfil yutulur. Yedi gün tamamlandıktan sonra aşağıdaki kurallara uyularak küre başlanır.

Tüketeceğiniz her tür etle birlikte (koyun, dana, balık veya tavuk hangisi olursa olsun) mutlaka orta boy büyüklüğünde ızgarası yapılmışya da pişmiş domates tüketilmesi gerekir.

Öğünlerinizde sadece normal buğday ekmeği tüketin (beyaz ekmek, kepeksiz). Her gün bir ay boyunca on-onbeş tane antep fıstığı tüketin.

Meyvelerden daha çok taze beyaz üzüm ve muz tercih edin.

Her öğlen yemeğinde mutlaka bir tane haşlanmış patates tüketin.

Acı olmamak şartıyla salatanızda sivri veya dolmalık biber bir ay boyunca eksik olmamalıdır.

Her akşam yemeğinden iki saat sonra, bir fincan melisa çayı için.

Hangi meyveyi yerseniz yeyin mutlaka yarım kase yoğurdun içerisine doğradıktan sonra tüketin.

Hangi tatlı olursa olsun, mutlaka üzerine bol tarçın serperek yenilmelidir. Kendiniz evinizde kek veya süt ürünlerinden tatlı yapıyorsanız içine mutlaka biraz fazla tarçın ilave edin.

İş yerinizde veya evinizde, sofraya yalnız oturmayınız.

Her gün 20 dakika mutlaka yürüyüş yapınız. Zamanı önemli değil. Ancak, her gün bir ay boyunca, aynı saatlerde yürüyüş yapmaya özen gösterin.

Yasaklar

Günde iki bardaktan fazla çay içilmemelidir. Kahve ancak 1 tane.

Turşu, karabiber, acı biber ve sütten uzak durunuz .

En az iki ay boyunca, bezelye, nohut, ıspanak, karnabahar ve brüksel lahanası tüketilmemelidir.

Her türlü kaymak ve katı yağ kullanımından uzak durulmalıdır.

lahana kürü

zayıflamak için lahana kürü

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Kanal d ‘de yayınlanan Sabahların sultanı Seda Sayan programında zayıflamaya yardımcı beyaz lahana kürünü açıkladı :

3 su bardağı klorsuz taze suyu kaynattıktan sonra içine 6-7 yaprak beyaz lahana koyarak 3 dakika kaynatın. 3 dakika dolduğunda içine yarım bağ taze maydanoz koyarak 3 dakika daha kaynatın.

toplam 6 dakika dolduğunda ocaktan alarak ılınmaya bırakın.

Ilındıktan sonra süzerek elde edilen suyu 2 ye veya 3 e ayırın.

Sabah ve akşam için. (3 e ayırdıysanız sabah-öğle-akşam)

İçmeden önce yalnız o an içeceğiniz karışımın içine yarım limonun suyunu ilave ederek için.

Uyarılar:

1-Lahana kültür lahanası değil iri yapraklı lahana olacak
2-Maydanoz iri yapraklı değil küçük yapraklı olmalı
3-Her gün taze olarak hazırlanmalı.
4-Yukarıda belirtilen kaynatma sürelerine mutlaka uyulmalı daha az yada çok kaynatılmamalı.5-limon suyu içeceğiniz kadarına içmeden hemen önce koyulmalı.

beyaz lahana

Mucize Beyaz Lahana Diyeti

mucize beyaz lahana diyeti

• Kadınların arasında lahana çorbası olarak tanınan bu sebze çorbalı diyet, mucizevi bir şekilde bir haftada tam 8 kilo vermenizi sağlıyor!• Bazı diyetisyenler bu kadar kısa zamanda kilo verilmesine karşı olsa da henüz hiç bir diyet uzmanı bukadar kısa sürede kilo verdiren bu diyetten kadınları vazgeçiremiyor.

Bu diyeti yapacaksanız kendinizi çok fazla yormamaya, bol su içmeya ve ekstra vitamin almaya dikkat etmelisiniz.

Lahana nasıl zayıflatıyor?

• Beyaz lahananın `aquaretik` özelliği vardır. Yani; bitkiler genellikle diüretik oldukları için vücuttan hem su hem tuz atarken, beyaz lahana ise tuz dengesini bozmadan yalnız su atar.

• Bu da vereceğiniz kiloların kalıcı olmasına yardım eder. Menopoz ve regl dönemlerinde değişen hormon dengesizliği için beyaz lahana kürü mükemmel bir takviye olabilir.

Uyarı: Emziren annelerin bebeğiniz sütten kesilmeden zayıflama kürü veya benzeri kürleri uygulamaları sakıncalıdır.

Lahana diyeti için Özel çorba tarifi :

Malzemeler
5 adet taze soğan
1- 2 taze domates veya domates konservesi
1 büyük beyaz lahana
2 adet yeşil salça biberi
1 demet maydanoz
1 tane kereviz

Yapılışı: Tüm sebzeleri ufak ufak doğradıktan sonra çorba olacak biçimde su ilave edip düdüklü tencerede pişirin. Ardından isterseniz blenderdan geçirerek krema kıvamına getirebilirsiniz.

beyaz lahana diyeti :

1. gün
Dilediğiniz kadar meyve (muz hariç) ve özel lahana çorbası

2. gün
Dilediğiniz kadar sebze (baklagiller hariç) ve özel lahana çorbası

3. gün
Dilediğiniz kadar sebze, meyve ve özel lahana çorbası

4. gün
5 tane muz, 4 bardak süt ve özel lahana çorbası

5. gün
300 gr. kırmızı et(haşlama veya ızgara) , 6 tane domates, özel lahana çorbası

6. gün
Dilediğiniz kadar yağsız kırmızı et(haşlama veya ızgara), özel lahana çorbası

7. gün
Esmer pirinç, Dilediğiniz kadar sebze, meyve suyu ve özel lahana çorbası